Kıbrıs'ta gecikme Ankara'nın işine gelir

Kıbrıs Cumhuriyeti'nin dolaylı tanınmasıyla ilgili ek protokolü Ankara'nın imzalamaması için hiçbir neden yok. Türk diplomasisi, imzasının sadece teknik-ekonomik nitelikli olacağını, kesinlikle Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıdığı anlamını taşımayacağını kaydediyor.
Haber: K.I. Angelopulos / Arşivi

Kıbrıs Cumhuriyeti'nin dolaylı tanınmasıyla ilgili ek protokolü Ankara'nın imzalamaması için hiçbir neden yok. Türk diplomasisi, imzasının sadece teknik-ekonomik nitelikli olacağını, kesinlikle Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıdığı anlamını taşımayacağını kaydediyor. Türk liderliğinin bu tezi, AB'nin önde gelen yetkililerince da destekleniyor. Böylece Ankara ek protokolü imzalayarak AB Konseyi'nin 'talimatına' uyum sağlamış olacak, buna paralel olarak da AB-Türkiye üyelik müzakerelerinin Lefkoşa tarafından 'veto' edilmesi olasılığı aşılacak.
Yeni girişim yolda
Bununla birlikte, Ortadoğu'da sergilenmekte olan karışıklık ortamının yanında, Kıbrıs sorununun çözümü amacıyla yeni bir girişim için uluslararası baskının (başta Washington olmak üzere) yoğunlaşmaya başladığı biliniyor. Hatta diplomatik çevrelere göre, Rum tarafı Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik belirli bir prosedüre katılırsa, 'huysuz' Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos, önerilecek çözüm Lefkoşa için ne kadar olumsuz olursa olsun, müzakerelerin olumlu biçimde tamamlanmasını reddedemeyecek.
Türkiye niye acele etsin ki?
Bu olasılık karşısında Atina'da bazı diplomatlar şu soruyu ortaya koyuyor:
Ankara Kıbrıs sorununun yakın gelecekte çözülmesi için neden acele etsin? Nasıl olsa, Türkiye'nin AB üyesi olmasının gecikeceği kesin. Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin müzakerelerin tamamlanmasına kadar Kıbrıs Türk kesimi AB gelirleriyle ekonomik ve sosyal düzeyde kalkınacak, aşamalı biçimde AB'ye uyum sağlayacak ve giderek Kıbrıs Cumhuriyeti'nin özgür topraklarıyla arasındaki uçurumu kapatacak.
Kıbrıs konusunun askıda tutulmasının kimin işine geldiği ortada. (Yunan gazetesi Kathimerini, 17 Mart 2005)