Kiev'in dersi: Atatürk

Kişilerin tarihteki rolü ve bu rolün, devletlerle ulusların kaderi üzerindeki etkisi çok sayıda araştırma ve tartışmaya konu olmuştur. Halkının kaderini çarpıcı ve köklü bir biçimde değiştirmeyi başarmış tarihi kişiliklerden biri de Atatürk'tür.
Haber: ALEXANDER ZGUROVSKiY / Arşivi

Kişilerin tarihteki rolü ve bu rolün, devletlerle ulusların kaderi üzerindeki etkisi çok sayıda araştırma ve tartışmaya konu olmuştur. Halkının kaderini çarpıcı ve köklü bir biçimde değiştirmeyi başarmış tarihi kişiliklerden biri de Atatürk'tür.
Ukrayna'da son gerçekleşen devrim niteliğindeki değişiklikler ve bunlardan kaynaklanan daha çok uygarlaşma beklentileri, Türk ulus idealinin yokluktan çıkışının tarihiyle bazı benzerlikler göstermekte.
Ukrayna halkı, yeni cumhurbaşkanını seçme ve yönetim sistemini değiştirmeyi kapsayan gergin ve dramatik bir dönemden onurlu bir biçimde geçti. Ancak yıllar süren bir durgunluğun ardından ülke nasıl modernize edilmeli?
Tarih, bazen tekerrür ediyor. Türkiye'de 80 yıl önce meydana gelen olaylar dünyayı karıştırmış ve 20. yüzyıl boyunca birçok ülkeye de bir kalkınma dersi vermiştir. 1923 yılından itibaren Türkiye'de devrim niteliğinde değişiklikler gerçekleşti ve tüm bunlar Atatürk'ün önderliğinde yapıldı.
Anayasa gereğince Atatürk, mutlak iktidarı elinde tutuyordu ve o da bu gücü, Türk ulusunu sosyal dönüşümlere yönlendirmek için kullandı. Bu dönüşümler politika, bilim-teknoloji ve kültür hayatını kapsıyordu. Başkan Yuşçenko da şu anda aynı şeyi yapıyor.
Atatürk, dünya savaşından önceki 20 yılda da kararlılıkla ülkesinin gelişimini Avrupa'nın çizgisi doğrultusunda yönlendirdi. Kendisi, kalkınmış Batı ülkelerinin ancak bu tür bir Türkiye'ye itibar göstereceklerine inanmıştı. Ancak bu hedeflere ulaşmak için toplumun tüm kesim ve yapılarında köklü değişiklikler gerekiyordu. İşte Atatürk
böylesi bir dönüşüme imza attı.
Avrupa modelinin bir Türk örneğini inşa etme girişimi, uygulamada büyük zorluklarla karşılaştı. Cumhurbaşkanı, etkili ve katı Müslüman örgütlenmelerinin fiili direnciyle karşılaştı. Bu nedenle reform sürecinde otoriter yöntemler kullanmak ve kendisine sadık olan orduya yaslanmak zorunda kaldı. Bu kurum da gerçek anlamıyla bir 'devlet içinde devlet' haline dönüştü.
Atatürk, karmaşık reformları büyük bir kararlılık ve çabuklukla, zaman yitirmeden gerçekleştirdi. Tanrı vergisi parlak hitabet yeteneği de bu işte çok yararlı oldu. Nutuklarında 'uygarlık' sözcüğü sürekli tekrarlanıyordu. Öncelikli hedeflerinden biri de gelişmiş bir uygarlığa ve yeniliğe giden yolu izlemekti.
Atatürk'ün her zaman zorlu düşmanları oldu, uygulamaları şiddetli bir dirençle karşılaştı. Bu, özellikle de Cumhurbaşkanı'nı kendilerini baskı altına tutmakla suçlayan İslamcılar için geçerliydi. Durum, gerçekten de böyleydi. Bu kurumların faaliyetleri, ülkede Avrupa örneğini temel alan dönüşümlerle sık sık karşı karşıya geliyordu (Hıristiyan Batı ile bağlantıları da unutmayalım). Ama Atatürk ileriye bakıyordu ve ülkenin, devletin ve tüm bireylerin refahı idealinin peşinden gidiyordu. Cumhurbaşkanı bu çok uzun ve aşırı derecede zorlu yolu yalnızca olağanüstü kişisel özellikleri sayesinde aşmayı başardı.
Atatürk, devleti tamamıyla yeniden kurmak zorunda kaldı. Eskiden Osmanlı sultanının yetkileri çiğnenemezdi ve İslami gelenekler de kutsal nitelikteydi.
Mustafa Kemal yalnızca yepyeni hayat standartları oluşturmakla kalmadı, büyük bir çoğunluk için dinin temel bir etken olduğu bir toplumda Türk vatandaşlarının zihniyetini de değiştirdi. Bu cesur dönüşümlerin önemi konusunda halkı ikna etmeyi başarmıştı.
'Türk modeli' sosyal dönüşüm şu anda büyük bir değere sahip ve Özbekistan, Kazakistan ve Tacikistan gibi Orta Asya ülkelerindeki kalkınma stratejilerinin planlanmasında da bir ölçüye kadar kullanılmakta. Ancak bu ülkelerin hiçbiri, Türkiye'nin 1920'li ve 1930'lu yıllarda Atatürk önderliğinde başardığı küresel ve büyük ölçekli dönüşümleri yapmakta başarılı olamadı. Atatürk'ün en büyük başarısı, özü itibarıyla da görkemli bir ulus idealinin uygulamaya konmasıydı.
Atatürk'ün 'Türk Modeli', Ukrayna toplumunun çağdaşlaştırılması için enteresan bir örnektir. (Ukrayna gazetesi, 9 Nisan 2005)