KİT'ler ucuza satılmamalı

Türkiye'de, özelleştirilecek şirketlere olan talep birdenbire arttı. AKP hükümeti 2005 yılı finansman programında yaklaşık 1 milyar dolarlık özelleştirme katkısı bekliyordu.
Haber: SÜLEYMAN YAŞAR / Arşivi

Türkiye'de, özelleştirilecek şirketlere olan talep birdenbire arttı. AKP hükümeti 2005 yılı finansman programında yaklaşık 1 milyar dolarlık özelleştirme katkısı bekliyordu. Şimdiden özelleştirme nakit gelirleri 1.3 milyar doları buldu. Bu yıl sonunda özelleştirme uygulamalarından elde edilecek gelir, eğer 'yargı iptal etmezse' 4 milyar dolara ulaşabilir.
Peki Türkiye'nin kamu iktisadi teşekküllerine (KİT) 20 senedir olmayan talebin birdenbire canlanmasının nedeni ne? Talebin birinci nedeni, global piyasalarda oluşan dünya tasarruf fazlası. İkinci neden ise AB ile 3 Ekim'de müzakerelere başlayacak olan Türkiye'nin yatırımcı güvenini kazanması.
11 Eylül saldırısının ardından, ABD ve Avrupa piyasalarına girmeleri kısıtlanan Arap yatırımcılar, petrol fiyatlarının artışı sonucu oluşan fonlarını Türkiye'ye yönlendiriyor. Yine petrol ihracatçısı ülke olan Rusya da, artan petrol fiyatlarıyla oluşan fonlarını Türkiye'ye yöneltiyor.
Türkiye'yi cazip kılan ne?
Türkiye'yi cazip kılan nedenlerden en önemlisi ise dünya tasarruf fazlası. Global piyasalarda dolaşan bu tasarruf fazlası, yatırıma dönüşüyor, fakat enflasyona yol açmıyor. Bunun nedeni de Çin ve Hindistan'ın çok düşük ücretlerle işçi çalıştırıyor olması.
Bu ucuz emek, düşük enflasyon beklentisi ve faizleri düşürüyor. Bu nedenle ABD'de kısa dönem faiz artışlarına rağmen uzun dönem faizleri artmıyor. Amerika'da uzun dönem faizlerin artmaması da gelişen ülkelere yatırımı cazip hale getiriyor. Çünkü gelişen ülkelerde getiri daha yüksek oluyor.
İşte Türkiye'nin KİT'lerine 20 yıldır gelmeyen yabancı sermayenin birden gelmesinin nedeni bu yüksek kâr beklentisi. Bu aşamada dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü düşük faizler nedeniyle bütün dünyada hisse senetlerinin temel değerlendirme ölçüsü olan 'fiyat/kazanç oranları' artarken Türkiye'de düşük kaldı. Bu nedenle özelleştirilmeye çalışılan KİT'ler ucuz fiyattan piyasaya sunuluyor.
Örnek: Mersin Limanı
Türkiye'de kullanılan fiyat/kazanç oranları 3 ile 15 arasında değişiyor. Örneğin, Erdemir'in fiyat/kazanç oranı 4. Oysa fiyat/kazanç oranları; Japonya, Amerika ve Avrupa'da 30 ile 40 arasında değişiyor. Bunun anlamı Japonya'da bir şirket toplam değerini, net kârlarıyla 30-40 yılda geri öderken, Türkiye, Erdemir'de olduğu gibi yalnız dört yılda ödüyor.
Şu anda, gelişen ülkeler arasında da fiyat/ kazanç oranları en düşük olan ülke Türkiye.
Bunu doğrulayan bir örnek de geçenlerde yapılan Mersin Limanı özelleştirmesi oldu. Mersin Limanı'nın 36 yıl süreyle işletme hakkını 755 milyon dolara alan yerli-yabancı ortak girişim grubu: "Daha çok verirdik ama, rakiplerin artırmaması nedeniyle fiyatı artıramadık" dedi. Alıcı, 'Çok ucuza aldık' diyemiyor, 'Daha da artırabilirdik' diyor.
Peşin ödeyecek, ama...
Yılda 60 milyon dolar net kâr eden limanı, yıllığı 21 milyon dolar vererek alıyor. Bu noktada, 'Ama peşin ödeme yapıyor, dolayısıyla bunun finansman yükü var' diye itiraz edebilirsiniz. Fakat bu Türkiye'nin en yüksek kapasiteli limanı ve bu limanın 36 yıllık net nakit akışı ekonominin büyümesine paralel hızla artacak. Bu nedenle limanı alan girişimci peşin ödeme yapsa da oluşan iç kârlılık oranı çok yüksek gerçekleşecek. İşte bu nedenle, 'özelleştirilecek KİT'lerin değerlerini' dünya faiz hadlerine paralel yeni oluşan fiyat/kazanç oranlarına göre tekrar gözden geçirip fiyatlandırmak gerekiyor.
Özelleştirme programında yer alıp değerleri gözden geçirilmesi gereken kuruluşlar şunlar: Telekom, Erdemir, Tüpraş, Petkim, THY, otoyollar-köprüler, Mersin, İzmir, İskenderun, Derince limanları, kömür işletmeleri, Tekel sigara, elektrik üretim-iletim-dağıtım tesisleri, şans oyunları, İMKB, Altın Borsası, Vakıfbank, Ziraat ve Halk bankaları.
Türkiye'de özelleştirme uygulamalarından elde edilecek gelirin tahmini, kamuoyuna hep 20-25 milyar dolar olarak sunuldu. Halbuki bu tesislerin özelleştirmeleri 'mülkiyet devri', 'işletme hakkı devri' ve 'varlık satışı' türünden hangi yöntemle yapılırsa yapılsın bu kuruluşların toplam özelleştirme bedelleri 100 milyar dolardan aşağı olamaz. Çünkü bu tesislerin yıllık net kârı, sosyal maliyetleri de kapsaması koşuluyla en az 5 milyar dolar civarındadır. O halde 20 fiyat kazanç oranı uygulandığı takdirde, elde edilmesi düşünülen bedel 100 milyar dolardan aşağı olamaz.
Yeniden yapılandırmanın kaynağı
Türkiye, önümüzdeki beş yılda, özelleştirme programından 100 milyar dolar tahsil ederse, yapısal dönüşüm projelerini kimseye muhtaç olmadan hayata geçirebilir. Çünkü, Türkiye'nin yargı, savunma, çevre gibi tam kamusal, eğitim ve sağlık gibi yarı kamusal hizmetlerinin kalitesini yükseltmesi için 100 milyar dolarlık yeniden yapılandırma finansmanına ihtiyacı var. Yeniden yapılandırmanın kaynağı işte önümüzdeki beş yılda elde edilmesi mümkün özelleştirme gelirleridir. Çünkü vergi gelirleriyle bu dönüşüm projelerini finanse etmek mümkün değildir.
Türkiye KİT'lerini ucuza satamaz. Özelleştirilecek KİT'lerin değerleri global sermaye piyasalarında oluşan fazla tasarruflar dikkate alınarak derhal yenilenmeli. Aksi takdirde ucuza satılan KİT'ler, özelleştirildikten sonra da rehabilitasyon ve vergi planlaması adı altında çok düşük veya hiç vergi ödemeyerek kamu hizmetlerinin görülmesine engel olabilir. Çünkü, Arjantin buna benzer bir sorun yaşadı. Arjantin'de KİT'leri ucuza alan özel girişimciler yeniden yapılandırma gerekçesiyle ve vergi planlaması adı altında kârlarını düşük gösterdi. Bir çok off-shore hesap kullanıp hayali giderler yarattılar ve özelleştirme sonrası vergi ödemeyerek kamu hizmetlerinin aksamasına neden oldular.
Bu örnekleri dikkate alıp, KİT'leri, özelleştirme sonrası ortaya çıkacak sosyal maliyetlerini de kapsayacak şekilde fiyatlandırıp yüksek değerden özelleştirmemiz gerekiyor. Değilse, uzun yıllardır ilk kez yakaladığımız bu şanstan sosyal faydalar sağlayacağımız yerde, özel çıkarlara hizmet etmiş olacağız.
Zira AKP hükümeti, özelleştirme modellerindeki yüksek borçlu ülkenin aciz hükümeti rolünü oynuyor. Bu tip modellerde alıcılar, kendileri belirledikleri fiyatları, yüksek borçları nedeniyle kıstırılmış ülke hükümetlerine kabul ettiriyor. Halbuki global piyasalardaki fazla tasarruf nedeniyle Türkiye bugün çok avantajlı durumda. KİT'leri özelleştirirken bu avantajı mutlaka kullanmak gerekiyor.

Süleyman Yaşar: İstanbul Üniversitesi öğretim görevlisi, eski Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanvekili