Kürtler, af ve tazminat bekliyor

Türkiye Başbakanı 30 ay önce iktidara geldiğinde, ılımlı İslamcı hükümetinin ülkenin karmaşık Kürt problemini çözeceğini düşünenlerin sayısı fazla değildi.

Türkiye Başbakanı 30 ay önce iktidara geldiğinde, ılımlı İslamcı hükümetinin ülkenin karmaşık Kürt problemini çözeceğini düşünenlerin sayısı fazla değildi. Ancak geçen hafta Diyarbakır'daki tarihi konuşmada Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin, asi Kürtlerine yanlış muamele yaptığını kabul eden ilk Türk lider oldu. Erdoğan konuşmasında, bütün büyük uluslar gibi Türkiye'nin de geçmişiyle yüzleşmesi gerektiğini söyledi. Başbakan Erdoğan, Kürtlerin uzun yıllardır devam eden şikâyetlerine, daha fazla baskının değil, daha fazla demokrasinin çare olacağını sözlerine ekledi.
Erdoğan'ın, çoğunluğunu Kürtlerin oluşturduğu güneydoğunun en büyük şehrine yaptığı bu ziyaret, kimileri tarafından yasadışı PKK terör grubunun sözcüleri olarak görülen bir grup Türk aydınla yaptığı önemli görüşmenin ardından gerçekleşti. Bu görüşmede Erdoğan, terör saldırılarının neden olduğu yeni tepkilere rağmen reformlarından geri adım atılmayacağı sözünü verdi ve Kürt sorununun sadece askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini söyledi.
Muhalefet ise ihanet suçlamaları yapıyor. Cumhuriyet Halk Partisi lideri Deniz Baykal, "Bu durum, kaçınılmaz olarak PKK'yla pazarlığa gidecek" şeklinde tepkisini dile getirdi. Erdoğan'ın Adalet ve Kalkınma Partisi içindeki milliyetçiler de rahatsızlıklarını dile getirdiler. Bazı emekli generallerin, Kürt bölgelerinde sıkıyönetimin yeniden uygulanması çağrılarına rağmen ordu, şu ana kadar sessizliğini korudu.
Kürtlerin Erdoğan'ın Diyarbakır mitingine katılımı çok yoğun değildi. Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, mitingden sonra, "İstesek 1 milyon kişi getirebilirdik" diye övündü. Bir başka Kürt lider Orhan Doğan ise bir gazeteye verdiği demeçte, Türkiye'nin PKK ile müzakere etmek zorunda kalacağını ve örgütün hapisteki lideri Abdullah Öcalan'ın bir gün serbest bırakılacağını söyleyerek milliyetçilerin tepkisine hedef oldu. Bazı Kürtler, cesareti nedeniyle Erdoğan'ı takdir ettiler, ancak sözlerini hayata geçirmesi gerektiğini belirttiler.
Başbakan Erdoğan'ın sözlerini tutacağı konusunda ümit verici işaretler var. Erdoğan, Diyarbakır'dan döner dönmez medya denetçilerinden, bölgesel radyo ve televizyon istasyonlarının Kürtçe yayın yapmalarına izin verilmesini istedi. Ancak, Türkiye'nin Kürtlerinin, komşu Irak'ın güçlü Kürtlerinin bağımsızlık çağrılarından etkilenmemeleri için daha fazlasının yapılması gerekiyor. Erdoğan'ın da kabul ettiği gibi, yoksul Kürt bölgelerindeki ekonomiyi harekete geçirecek tedbirlere öncelik verilmesi zorunlu. Ordunun PKK'ya karşı yürüttüğü köy yakma harekâtı sırasında köylerinden uzaklaştırılan yüzbinlerce Kürdün de köylerine geri dönmesi gerekecek.
Türkiye, Kürtlerin kayıplarını tazmin etmezse, Erdoğan'ın, geçmiş hataların düzeltilmesi çağrısının içi boş kalacak. İçişleri Bakanlığı, yeni yasa kapsamında böyle bir tazminat için başvuran toplam 104.734 mağdurdan sadece 5 bin 239 kişinin başvurusunun kabul edildiğini ve yanlızca 1.190 kişiye ödeme yapıldığını açıkladı. Başvurular için verilen mühletin sona ermesiyle, sürenin uzatılmasına çalışan muhalefet partisi milletvekili Mesut Değer, programın 'tam bir fiyasko' olduğunu açıkladı.
Son olarak Erdoğan, Türkiye'nin güneydoğu-sunda ve Kuzey Irak'taki dağlarda saklanan 5 bin asiye, Türkler ve Kürtler tarafından kabul edilebilir bir af ilan edilmesi için bir yol bulmak zorunda. PKK'nın bu hafta, böyle bir anlaşmanın yapılmasını sağlamak için, saldırıların durdurulduğunu açıklaması bekleniyor. Bir diğer muhalif Kürt milletvekili Naci Aslan, Erdoğan'ın uygulanabilir bir af çıkarması halinde, "Onun heykelini diker, ayaklarını öperim" dedi. (Başyazı, 20 Ağustos 2005)