Kürtler 'boşanmak' istiyor

ABD Irak'taki asker sayısını azaltmaya başlayacaksa, Bush yönetiminin mutlaka işleyen bir Irak anayasasına ihtiyacı var. Anayasa, sadece Sünnilerle Şiiler, İslamcılarla laikler arasındaki değil, Araplarla Kürtler arasındaki ihtilafları da çözüme kavuşturmalı.
Haber: BRENDAN O'LEARY / Arşivi

ABD Irak'taki asker sayısını azaltmaya başlayacaksa, Bush yönetiminin mutlaka işleyen bir Irak anayasasına ihtiyacı var. Anayasa, sadece Sünnilerle Şiiler, İslamcılarla laikler arasındaki değil, Araplarla Kürtler arasındaki ihtilafları da çözüme kavuşturmalı. Bu da hiç kolay bir iş değil.
Irak'a dışarıdan bakanlar, yeni anayasayı sadece Iraklıların yazdığını düşünüyor.
Fakat pek az insan 'sadece Iraklı'.
Kürtler Arap da değil Iraklı da değil. Kürtler bir 'Irak ulus-devleti' istemiyor. Son derece ihtiyatlı bir şekilde, demokratik ve çoğulcu bir Irak federasyonuna katılmak istiyorlar. Kendilerine ayrılma hakkı vermeyen ve federasyona gönüllü bir birlik olarak yaklaşmayan ABD destekli bir evliliğe hiç sıcak bakmıyorlar.
Kürdistan halkı bugün boşanmayı tercih ediyor.
Kürtlerin beş kırmızı çizgisi var
Mevcut pazarlıklarda Kürtlerin beş kırmızı çizgisi var: Şunları istiyorlar: Federal hükümete verilen az sayıda yetki haricinde tam yasama özerkliği; kendi güvenliklerini, meşru Kürdistan ordusu (peşmerge) aracılığıyla sağlamak; özerkliği ve güvenliği finanse etmek için kendi bölgelerindeki doğal kaynaklara sahip olmak; federal hükümet içinde tatmin edici iktidar bölüşüm düzenlemeleri; ve 'ihtilaflı topraklar' meselesini çözmeye yönelik bir süreç, özellikle de Kerkük bölgesinin Kürdistan'a katılmasına imkan tanıyacak bir referandum.
Barzani büyük olasılıkla Bağdat'ta anayasaya dair herhangi bir anlaşma imzalamayacak. Bunun yerine Kürdistan Ulusal Meclisi taslağı gözden geçirecek ve 15 Ekim'de yapılması planlanan onaylama referandumunda kullanacakları oy konusunda Kürtlere rehberlik yapacak.
Araplar da kendi aralarında bölünmüş durumda. Hem Şii çoğunluğun hem de eskiden muktedir olan Sünni azınlığın ayrı devletler haline gelme potansiyeli var. Bugün için Şiilerin tavrı önemli, zira anayasa komisyonunda çoğunluğu oluşturuyorlar ve büyük bölümünü Sünnilerin oluşturduğu direnişin de kazanma ihtimali yok.
Şiilerin eli rahat olsaydı, Irak'ı kendi tahayyüllerine göre yeniden biçimlendirirlerdi, fakat bu konuda da anlaşamıyorlar. Bazıları Irak'ın İran'a benzemesini, yani alkolü yasaklayıp kadın haklarını yok sayan Şeriat hukukunu uygulayan bir teokrasi olmasını istiyor. Güçlü oldukları bölgelerde böyle bir uygulamaya da gidebilirler. Ancak bazı Şiiler, Şii oldukları kadar Arap da olduklarında ısrarlı ve İran'ın taklit edilmesinden endişeliler.
Peki Şiilerle Kürtlerin Saddam Hüseyin rejiminin zulmü altında yaşadığı ortak deneyimler, anayasal bir anlaşmaya varmalarını sağlayacak mı? Kilit noktadaki Şii liderler, demokrasi ihtiyacı konusunda ve prensipte federalizm konusunda Kürtlerle hemfikir. Fakat bazı Şii liderler koşullarını Kürdistan'a dikte ettiremeyeceklerinin farkında, zira mevcut Bağdat hükümetinin devamında Kürt yetkililerin önemli rolü var. Ve önde gelen Şii liderlerden Abdülaziz Hekim, geçen hafta ülkenin Şii güneyinde yarı-bağımsız bir bölge kurulması çağrısı yaptı. Yani Arap Irak'taki Şii egemenliğinin bedeli, federal bir taviz.
En büyük sorun Sünni Araplar
Jeoloji de önemli bir husus. Kürtler gibi Şiiler de Irak petrolü üzerinde bölgesel kontrol ve petrol gelirlerinin kendilerine ait olmasını istiyorlar. Irak'taki merkezi hükümetler petrol üzerindeki kontrolü daima suiistimal etti. Yani jeoloji ve politika, Kürtler ve Şiiler arasında doğal kaynaklara yönelik bir anlaşma olabileceğini gösteriyor. Velhasıl Kürtler ve Şiiler, Irak vatandaşlarının yüzde 80'inden fazlasının ortak çıkarlarını temsil eden bir anayasa üzerinde uzlaşabilirler.
Geriye Sünni Araplar kalıyor. Çoğunluğunu Sünnilerin oluşturduğu isyancılar Şii savaş halinde ve Kürdistan'ı da tekrar fethetmeyi düşlüyorlar. Yeni anayasanın bir parçası olmak istemiyorlar (zaten olamıyorlar). Anayasanın başarısı, isyancıların nihai olarak yenilmesiyle ölçülmek durumunda. İsyana karışmayan Sünniler arasında, muhatap alınıp pazarlık yapılabilecek belirgin bir lider yok. Kürdistan İttifakı ile Şii ağırlıklı Birleşik Irak İttifakı'nın yapması gereken şey, insan hakları, bölgesel öz yönetim, güvenlik düzenlemeleri ve kaynakların bölüşümü gibi konularda yeterli güvencelerle bir anlaşmaya varmak, böylece ekimdeki anayasa referandumunda Sünnilerin olumsuz tavır sergilememesini sağlamak. Fakat dışarıdan gelenler bu hassas anlaşmaya varılmasını zorlaştırıyor. 2004 baharında Irak'ın egemenliği yeniden tesis edildiğinde Bush yönetimi hükümeti kontrol ediyordu. Şimdi böyle bir durum yok. Fakat ABD elçisi Halilzad, arka planda otoriter bir yönlendirici olmak için elinden geleni yapıyor. Fakat işini iyi yapabilmesi için Washington'ın çizdiği çerçevenin dışına çıkması gerekecek.
Bush, artık geçerliliği kalmamış iki nedenle merkezi bir Irak istiyor. Birincisi, İran'a karşı bir ağırlık oluşturmak (ABD, Irak'ın laik kalacağını da ummuştu). Bu dava kaybedilmiştir. İran ve Şii Arap Irak, en azından, barış içinde olacak. İkincisi bağımsız bir Kürdistan'dan korkan Türkiye'yi yatıştırmak. Fakat bağımsız bir Kürdistan'ın önüne geçmenin en iyi yolu, Kürdistan'ın kabul edeceği demokratik, çoğulcu ve federal bir Irak'ı teşvik etmek. (Pennsylvania Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü, 14 Ağustos 2005)