Kuzey Irak'ta değişen dengeler (3)

  • Kürt yönetiminin üslubu çelişkili...
  • En büyük şüphe: Kürtler Kerkük'ü işgal edecek...
  • Kürtler PKK'ya genel af istiyor...

    Yazı dizisi
  • Haber: DOĞAN ERTUĞRUL / Arşivi

    İçeride, güvenlik ve istikrar gibi karmaşık politik sorunlarla boğuşan Kürt Bölgesel Yönetimi'nin dış politik gündemi de hayli çetrefil. Irak'taki öteki gruplar, Suudi Arabistan Kralı Abdullah'ın Mesut Barzani'den bölgedeki Şii yükselişine karşı destek istediği biliniyor. Ancak Ürdün başta olmak üzere Arap dünyası ve İran'la yakın ilişkiler yürüten Kürt Bölgesel Yönetimi'nin en önemli dış politika maddesi kuşkusuz Türkiye.
    PKK sorunu nedeniyle sınır ötesi müdahale ihtimalini gündemde tutan Türkiye'nin her adımı, Ankara'daki her gelişme, -askeri yetkililerin basın toplantıları bile- Kürt bölgesinde dikkatle izleniyor. Kürt yetkililer, sınır ötesi harekât ihtimaline karşı kamuoyunu sürekli hazır tutuyor. Bu ihtimalin, Kürt bölgesinde deyim yerindeyse bütünleştirici bir milli çimento işlevi var.
    'Kerkük işgal planının parçası'
    Kürt yönetiminin Kerkük'ü ele alışında da benzer yaklaşımlar var. Kürt yöneticiler, Türkiye'nin Kerkük itirazlarını, 'Türk devletinin Kerkük'ü işgal planı' olarak algılıyor. Türkiye'nin Kerkük'ü işgal etmek ve topraklarına katmak gibi bir planı olmadığını, diplomatik çözüm gerektiğini söylemek ikna etmiyor. Ilımlı bir siyasi olmasına rağmen KYB'li Başbakan Yardımcısı Ömer Fettah bile, Türkiye'nin Kerkük hassasiyetlerini içişlerine müdahale ve hatta işgal planı olarak görmekten yana. Bu algının en önemli nedeni, birkaç yıl öncesine kadar bölgedeki tüm gelişmeleri belirleme, etkileme yeteneği bulunan Türkiye'nin, Kürt bölgesinde yaşanan devletleşme ve bağımsızlaşma sürecine tehdit olduğuna inanmaları.
    Bu yüzden Kürt yetkililer, Türkiye'ye karşı tüm kozlarını saklı tutmak istiyor. Tabii öncelikle PKK'yı... Kürt yönetimi için, güvenlik endişesi ve iç istikrar nedeniyle müdahale etmedikleri PKK varlığı Türkiye'ye karşı çok önemli bir pazarlık unsuru. Kürt siyasetinin bir bileni sayılan, Irak Meclisi'nin bağımsız Kürt vekili Mahmud Osman, PKK sorununda Kürt yönetiminin taraf olduğunu ve Türkiye'nin çözüm için PKK'yla masaya oturması gerektiğini söylüyor açıkça. Hatta Saddam rejiminin Kürtlerle masaya oturmasını örnek gösteriyor. Daha diplomatik bir dil kullansa da Irak Kürdistan Meclis Başkanı Adnan Müfti'nin söyledikleri de farklı değil. Adnan Müfti de PKK kadrolarına siyaset yolu açılması gerektiğini, aksi halde PKK kamplarına müdahale edemeyeceklerini söylüyor.
    Siyasi üslup mecburen çelişkili
    Bu aşamada, Kürt yönetiminin çelişkili bir siyasi üslup kullandığı gözden kaçmıyor. Çünkü bir yandan Irak'ın egemen bir ülke olduğu ve bu nedenle Türkiye'nin sınır ötesi harekâtının ya da Kerkük'ün statüsüne müdahalesinin kabul edilemez olduğunu söyleyen Kürt yetkililer, öte yandan Ankara'nın, Kürt bölgesinden Türkiye'ye yönelik PKK saldırılarını engellenmesi taleplerini, 'ülkenin bazı bölgelerinde egemen olamadıkları' gerekçesiyle reddediyorlar.
    Genç kuşak siyasilerin farkı...
    Ancak Kürt siyasetinde Türkiye konusunda farklı gündemi olanlar da var. Türkiye'nin Kürt Yönetimi ile ilişkileri açısından tek umut veren gelişme işte bu yeni kuşak siyasiler. Başbakan Neçirvan Barzani'nin öncülük ettiği ve Kürt yönetiminde ikinci kuşak olarak anılan genç siyasilerin Türkiye politikaları daha ılımlı ve işbirliğine dönük.
    KDP-KYB hükümetinin uzlaşmacı Başbakanı Neçirvan Barzani, Türkiye konusunda sert mesajlar vermekten uzak durdu ve Başkan Mesut Barzani'nin son açıklamalarının Türk kamuoyunda yarattığı tepkiyi hafifletmek için özel çaba sarf etti. Türk yetkililerle resmi olmayan sıcak ilişkiler yürüttüğü bilinen Neçirvan Barzani'nin Kerkük petrollerinin nakli konusunda Türkiye'ye çok cazip teklifler sunduğu ancak görüşmelerin Türkiye'deki cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler sonrasına bırakıldığı biliniyor. Görev süresi Bu yıl sonunda bitecek olan Neçirvan Barzani'nin anayasal bir değişiklikle görevine devam etmesi bekleniyor.
    'Türkiye PKK'ya af çıkarsa yeter'
    Kürdistan Bölgesel Yönetimi Meclis Başkanı Adnan Müfti'yle, PKK konusunun Kürt siyasiler ve Kürdistan için nasıl bir enstrüman olduğunu konuştuk.
    Gündemde yine PKK'ya yönelik harekât var. İşbirliği yapacak mısınız?
    Biz Kürdistan'da güven ve istikrarı sağladık. O nedenle Kürt yönetimi topraklarına yönelik askeri hareket kabul edilemez. Türkiye de Kürt sorunun çözümünde askeri değil demokratik seçenekleri düşünmeli.
    Ama Kuzey Irak'tan Türkiye'ye yönelin PKK saldırıları var. Neden KYB bir operasyon düzenlemiyor?
    Hiçbir ülke kendisine yönelik saldırıyı kabul etmez. Ama Kürt sorununun kaynağı Kürdistan toprakları değil Türkiye toprakları.
    Ama burada da binlerce militan var. Kürt yönetimi kendisine tehdit gördüğü gruplara operasyonlar yapıyor...
    Evet, tabii. Kaide bağlantılı az sayıda terörist var ve güvenliğimizi tehdit eden bu örgütle mücadele ediyoruz. Türkiye müdahale yerine genel af çıkarsa sorunu barışçı yollardan çözer. Buradaki binlerce silahlı insan Türkiye'ye gider ve siyaset yapar.
    Peki Kürt yönetimi, Ensar el İslam gibi 'terörist' gruplara af çıkaracak mı?
    Evet, biz genel af çıkaracağız. (Kürt yönetimi af açıkladı ama terör ve ülke güvenliğine yönelik suçlar uyuşturucu ve cinayet suçu af kapsamı dışında tutuldu)
    'Kerkük'ü almayı mı düşünüyorsun yoksa?'
    Başbakan Yardımcısı Ömer Fettah'la, KBY-Türkiye arasındaki işbirliği fırsatlarını konuşmak istedik ama konu bir türlü işbirliğine gelemedi. Ilımlı bir siyasi olan Fettah da birçok isim gibi Kerkük'te yaşanan olumsuzluklardan Türkiye'yi sorumlu tutuyor.
    Kerkük ve PKK konusunu bir yana bırakırsak Türkiye ile ne gibi işbirliği fırsatları var?
    Kerkük ihtilaflı konular arasında değil. Kerkük Türkiye'nin değil, Irak'ın meselesi. Ama Türkiye Türkmenleri gerekçe göstererek sürece müdahale ediyor.
    Ama Sünni Araplar da gelişmelerden rahatsız...
    Rahatsız olanlar küçük bir azınlık. Onlar da BAAS yanlıları ve MIT'le işbirliği yapan Türkmen gruplar. Birçok Türkmen Kürt Yönetimi'ni destekliyor.
    Azınlık diyorsunuz ama Irak Adalet Bakanı bu gerekçeyle istifa etti. Planlama Bakanı Ali Baban 13 bin mülkiyet davasından 250 kadarının çözüldüğünü söyleyip itiraz ediyor...
    Rakam 13 binden fazla ama çözülür. Kerkük'te Kürt, Türkmen ve Asuriler için en iyi yönetimi kuracağız.
    Irak istikrara kavuşmadan Kerkük'te çözüm için acele edilmiyor mu? Sadece mülk davalarının çözümü için bile uzun zamana ihtiyaç yok mu?
    Daha ne kadar bekleyelim!. 100 yıldır çözümü bekliyoruz. Sykes-Picot anlaşmasından beri sorun ortada duruyor. BAAS rejimi binlerce Şii Arap'ı yerleştirdi. Şimdi aynı Araplar memleketlerine dönmek istiyor.
    'Türkiye niye karşı çıkıyor, anlamıyorum'
    Sadece 15 bin dolar teşvikle binlerce insanın 40 yıl yaşadığı toprakları terk etmesi soru işaretleri doğuruyor. Peki, Türkmenler nereye gidiyor?
    Çoğunu Türkiye teşvik ediyor. BAAS döneminde de Türkmenler Türkiye'ye göçtü. Hem Türkmenlerin Kürtlerle bir arada yaşaması Araplarla yaşamasından daha iyi değil mi? Orada küçük bir azınlık olacaklar, ama Kürt bölgesinde ikinci büyük etnik grup olacaklar. Türkiye niye karşı çıkıyor anlamıyorum.
    Kürt siyasiler ABD ve Britanya Irak'ı terk etmeden Kerkük sorununu çözmek mi istiyor?
    Neden sordun? Yoksa onlar gittikten sonra Kerkük'ü sen mi almayı düşünüyorsunuz?

    -BİTTİ-