Latin ülkeleri yavaş yavaş sola dönüyor

Son 30 yılda Latin Amerikalılar general-leri bırakıp demokrasiye geçti ve şimdi bu özgürlüğü kıtayı Sol'a yöneltmek için kullanıyorlar. Küba'daki komünist devrimin enkazı üzerinde oturmayı sürdüren ihtiyar Fidel Castro...

Son 30 yılda Latin Amerikalılar general-leri bırakıp demokrasiye geçti ve şimdi bu özgürlüğü kıtayı Sol'a yöneltmek için kullanıyorlar. Küba'daki komünist devrimin enkazı üzerinde oturmayı sürdüren ihtiyar Fidel Castro, Venezüella'daki Hugo Chavez'de bir müttefik buldu ve Bolivya'da geçen pazar yapılan seçimi yüzde 50 civarında oyla kazanan Evo Morales'e de esin kaynağı oldu. Bir Aymara Yerlisi olan Morales, radikal sosyalist bir programa sahip. Brezilya, Arjantin, Ekvador ve Uruguay da daha önce solcu hükümetleri başa getirdiler.
Sırada Şili var ve Meksika da gelecek yıl aynı yolun yolcusu olabilir. Morales'in başarısı aynı zamanda beyazların hâkimiyetindeki siyasi partilerin yerlilerce reddedildiğinin daha ileri bir işareti: Hem Chavez hem Peru Devlet Başkanı Alejandro Toledo yerli-Latin melezi. Bu değişimlere, Washington'a yönelik giderek artan tepki eşlik etti; George W. Bush bunun bedelini, geçen ay Mar del Plata'da yapılan Amerikalar zirvesinde öne sürdüğü serbest ticaret bölgesi planlarının reddedilmesiyle ödedi. Bush yönetimi arka bahçesindeki diplomatik zeminini hızla kaybediyor.
Sam Amca'nın burnunun bu şekilde sürtülmesi, Bush'a nefret duyanları mutlu edecektir. Fakat iki noktada temkinli olmak gerekiyor. Washington-Uluslararası Para Fonu ikilisinin serbest piyasa telkinleri zengin ve yoksul arasındaki uçurumun açılmasına yol açmış olabilir. Ancak bu yanki karşıtı söylemin derinliğine bakıldığında bu, bu ikilinin Rio Grande'nin güneyini elinin tersiyle iteceği anlamına gelmiyor. Sözgelimi Brezilya'da Devlet Başkanı Luiz İnacio da Silva'nın izlediği ekonomi politikalarına bakalım. İkincisi, korumacılık bölgede daha önce denendi ve hayal kırıklığına yol açtı. Bu, Bolivya gibi küçük, yoksul bir ülke için ders görevi görmelidir; doğalgaz kaynaklarına rağmen, altyapısını yıkıntılar arasından inşa etmek için yabancı yatırıma ihtiyacı olan bir ülke söz konusu.
Latin Amerika bir bütün olarak radikal bir biçimde sola kaymadı. Amerikan karşıtlığı her zaman prim yapacaktır, fakat bu ülkeler için siyaset terazisinin öbür kefesinde korkutucu bir ihtar duruyor: Küba'nın Marksist deneyiminin toptan iflası. (Başyazı, 20 Aralık 2005)