'Lehe kanun'un maliyeti

Posner'in öncülük ettiği 'hukuka ekonomik yaklaşım akımı' Türk hukukçuları ve ekonomistleri tarafından yeterince irdelenmemiş; ceza muhakemesinde maliyet fayda analizi, kalite, verimlilik gibi konular büyük ölçüde ihmal edilmiştir.
Haber: CENGİZ OTACI / Arşivi

Posner'in öncülük ettiği 'hukuka ekonomik yaklaşım akımı' Türk hukukçuları ve ekonomistleri tarafından yeterince irdelenmemiş; ceza muhakemesinde maliyet fayda analizi, kalite, verimlilik gibi konular büyük ölçüde ihmal edilmiştir. Oysa bu akım Batı hukuk sistemlerini büyük oranda etkilemiştir.
Kanunların uygulanmasının ülke ekonomisine birtakım maliyeti olmaktadır. Temel hukuk normlarından ödün vermeden maliyeti asgariye indirmek, kamu tarafından karşılanan kısmın şartları oluştuğunda- eksiksiz ve süratle iadesini sağlamak, yine kanun koyucunun görevi olmalıdır. Bu yazıda amacımız, lehe kanun uygulamasının ülke maliyesine getirdiği yükü kabaca göstermek ve bunun gerekli olup olmadığına dair tartışma zemini hazırlamaktır.
1926'dan beri
765 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK), yürürlüğe girdiği (13.3.1926) tarihten beri lehe kanun uygulamasını (2. madde) kabul etmiştir. Aynı madde, -geçici ve süreli kanunlar açısından istisna olmak üzere- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda da (7. madde) kabul edilmiştir. Dünyada lehe kanun uygulamasında iki temel yaklaşım vardır.
Bunlardan ilki kesin hükme saygıyı ön planda tutan, hüküm kesinleştikten sonra lehe olan kanun değişikliğinin göz önünde bulundurulmayacağını kabul eden yaklaşımdır. Diğeri ise hüküm ister kesinleşmiş, isterse kesinleşmemiş olsun, sonradan yürürlüğe giren kanunun lehe olup olmadığına karar veren yaklaşımdır.
İki aşama
Kesinleşmemiş hükümler açısından lehe kanun uygulamasını iki aşamada değerlendirmek mümkündür.
a) Devam eden ceza davası hakkında henüz karar verilmemiştir. Başka bir deyişle dosya hâlâ hâkim elindedir ve karara bağlanmamıştır. Yargılama devam ettiğinden lehe kanun uygulaması yapılmasının oluşturduğu ciddi bir maliyet olmayacaktır.
b) Hakkında karar verilmiş olup temyiz incelemesi için Yargıtay'da olan davalar. Bu davalar henüz kesinleşmediği için Yargıtay savcılığınca (5320 sayılı Kanunun 8/2) ya da Yargıtay ceza dairelerince mahkemesine lehe kanun uygulanması nedeniyle bozularak geri gönderilmektedir. Bu noktada lehe kanun uygulamasının, kamuya yüklediği bir maliyeti olmaktadır. Bahsedilen maliyet, yeni ceza mevzuatı yürürlüğe girmese idi onanacak olan kararlar için yeniden duruşma açmak, tarafları çağırmak nedeniyle yapılan masraflardır. Bu masrafların ne kadar olabileceği hakkında tahminde bulunmak oldukça zordur. Çünkü, 2005 yılı adli yargı istatistikleri henüz yayımlanmadığı gibi, kaç tane dosyanın bu nedenle bozulduğu/iade edildiği belli değildir. 2003 yılında Yargıtay savcılığına 317.567 adet iş gelmiştir. Aynı rakamın 2005 yılı içinde geçerli olduğunu, 275.000 dosyanın iade edildiğini/bozulduğunu, her davada 2 kişinin yeniden açılacak duruşmada dinleneceğini, bir tebligatın 3.5 YTL olduğunu, dosyanın mahkemesine gönderilmesi için 3.5 YTL posta masrafı yapılacağını, mahkemenin 1 YTL kırtasiye gideri yapacağını kabul edersek sadece bu nedenle 3.162.000 YTL (3.162.000.000.000 TL) masraf edileceği sonucuna varmak mümkündür. Bundan başka bozulan/iade edilen davaların, ilgili mahkemelerinde lehe kanun uygulaması sonrasında tekrar temyiz edilebileceği, Yargıtay tarafından bir kez daha bozulabileceği ihtimali de dikkate alınınca bahsedilen masrafın katlanacağı sonucuna varmak mümkündür.
Kanun koyucunun tercihi
Kesinleşmiş hükümler açısından evvela lehe kanun uygulaması nedeniyle yapılacak masrafların kamu tarafından katlanılmasının zorunlu masraflardan olup olmadığı tartışmalıdır. Yukarıda belirttiğimiz gibi bazı ülkelerde, kesin hükme saygı açısından lehe kanun uygulaması yapılmamaktadır. Bu kanun koyucunun tercihidir. Kanun koyucu, ayrımsız bu tercihi yaptığına göre uygulamaktan başka seçenek yoktur.
Kesinleşmiş hükümler hakkında lehe kanun uygulaması yapılırken duruşma açılıp açılmayacağı henüz netlik kazanmamıştır.
İşin teknik tarafı bir yana 5252 sayılı TCK'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9, 10, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98-101 maddelerinin uyumsuzluğu nedeniyle Yargıtay, 5252 sayılı kanunun 9/1 maddesine dayanarak hükmün zatı ve mahiyeti değiştiği için duruşma açılması eğilimindedir.
16 bin 914 hükümlü
Yukarıda bahsettiğimiz gibi kesinleşen hükümler açısından da ancak ön kabullerden hareketle yaklaşık maliyet hesabı yapılabilir. Haziran 2003 tarihi itibarıyla cezaevlerinde, ceza süresi beş yıl ve daha yukarı olan hapis cezası gerektiren suçlar için 16.914 hükümlü vardır. Bu rakamı yuvarlak olarak 20.000 olarak kabul edelim. Lehe kanun uygulaması için duruşma açılması halinde, hükümlünün duruşmaya getirilmesi, kararın tebliği, temyizi halinde posta masrafı, kırtasiye giderleri, dosyanın Yargıtay'dan mahkemesine iadesi sürecinde toplam 15 YTL masraf yapıldığı kabul edilirse 300.000 YTL (300.000.000.000 TL) masraf yapılacağı sonucuna varmak mümkündür.
Burada verdiğimiz kamu giderleri arasında personel giderleri, bina masrafı (yakıt, aydınlatma vs) gibi bir kısım giderler hesaba katılmamıştır. Lehe kanun uygulaması için çok kaba bir hesapla, kamu üzerine 3.462.000 YTL masraf getirilmiştir.
Adalette her şeyin para olmadığını vurgulamak gereksizdir. Adalet duygusunun tatmini, paradan daha önemlidir. Lehe kanun uygulanması sürecinde dosyalar gerek yerel mahkemeler, gerekse Yargıtay tarafından tekrar tekrar incelenecek ve kararların kesinleşme süreleri uzayacak, adalete duyulan güven sorgulanır hale gelecektir.

Cengiz Otacı: Hâkim