Lübnan toz duman

Beyrut'taki saldırı siyasi uzlaşma sonrası oldu.

Batı yanlısı iktidar ile Suriye-İran yanlısı muhalefetin uzlaştığı Lübnan, suikastla sarsıldı. Beyrut'taki bombalı saldırıda Tuğgeneral Francois Hac öldü. Maruni asıllı Hac'ın adı genelkurmay başkanlığı için geçiyordu.

BEYRUT - Lübnan, Batı yanlısı iktidar ile Suriye-İran yanlısı muhalefet arasındaki bilek güreşi yüzünden aylardır süren devlet başkanı seçememe krizini atlatmaya ramak kala yeni bir suikastla sarsıldı. Şii Hizbullah'ın liderliğindeki muhalefetin önerisi ve Sünni hükümetin kabul etmesiyle Genelkurmay Başkanı Michel Süleyman'ın devlet başkanı olması üzerinde uzlaşma sağlandığı sırada, bu kez orduda halefi olacak komutan bir suikasta kurban gitti.
Başkent Beyrut'un doğusunda, başkanlık sarayının bulunduğu Baabda semtinde dün sabah düzenlenen bombalı saldırıda askeri operasyonlar sorumlusu Tuğneneral Francois Hac ve koruması öldü, sekiz kişi yaralandı. Bu yılın başında Filistin mülteci kampı Nahr-ul-Berid'de 168'i asker 398 kişinin öldüğü Fetih el İslam'a karşı operasyonu yönetmiş Maruni asıllı 54 yaşındaki Hac, Süleyman'ın Baabda Sarayı'na çıkması halinde genelkurmay başkanlığı için adı geçen iki kişiden biriydi.
35 kilo patlayıcı
Ordunun açıklamasına göre, dün sabah Hac'ın arabası evinden Savunma Bakanlığı'na doğru hareket ettikten birkaç dakika sonra saat 7.10'da elçilik binalarının da bulunduğu Hıristiyan mahallesinde bomba yüklü aracın hedefi oldu. Çevredeki araçlar alevler içinde kalırken binalar hasar gördü. Savcılık ve güvenlik kaynaklarına göre Hac'ın aracına 50 metre uzaktan kumanda ile düzenlenen saldırıda yeşil renkli bir BMW ve 35 kg. patlayıcı kullanıldı.
'O bir kahramandı'
Saldırı 2005'te eski Başbakan Refik Hariri'yle başlayan dokuzuncu suikast olurken Hac'ın Rimeyş'teki aile ocağına ateş düştü. 79'luk annesi Kafa Alem, "Oğlum bir kahraman, kahramanlar ölmez. Bu Noel'de oğlunu evlendirecekti. Bu sevinci göremeyecek" deyip kendinden geçerken, kız kardeşi Esperance, "Sevgi doluydu.
Onu neden öldürdüler? Çünkü kahramandı" diye konuştu.
Saldırıyı "Büyük ulusal kayıp" diyerek kınayan Hizbullah, halkı 'güvenliği sağlayan' ordu etrafından kenetlenmeye davet ederken Batı yanlısı çoğunluk lideri Saad Hariri de, "Bu, doğrudan Lübnan'ı hedef alan terörist saldırı zirciriyle bağlantılı" derken ilk kez suikasta kurban veren ordunun ülkenin egemenliği, bağımsızlığı ve özgür iradesini koruduğunu söyledi. Son siyasi krizde tarafsız kalan ordu birleştirici rolüyle hem iktidar hem muhalefet saflarında takdir topluyordu. Hizbullah'la birlikte hareket eden Hırıstiyan muhalif lider eski general Michel Aun, "Bugün güvenlik felaketi ile yüz yüzeyiz" deyip İçişleri Bakanının istifasını istedi. Emekli General İlyas Hanna, İsrail sınırındaki Rimeyş kentinden Hac'ın genelkurmay başkanı adayı olmasının onu hedef haline getirdiğini söyledi. Batı yanlısı milletvikili Butros Harp ise "Nahr-ül-Berid'in intikamı" yorumunu yaptı.
Suriye karşıtları her suikast sonrası olduğu gibi yine otomatik olarak Şam'ı suçlarken Suriye, "Orduya inanmış, direnişi savunmuş ve Lübnan'ın birliği için çalışmış bir vatanseverin canına mal olan saldırıdan faydalananlar İsrail ve Lübnan'daki maşalarıdır" yanıtını verdi. Beyaz Saray ise şiddetle kınayıp "Bu, Lübnan'ın demokratik yollarla seçilmiş hükümeti sürdürme ve yeni devlet başkanını seçmeye çalıştığı kritik bir dönem" açıklamasını yaptı.
Muhalefet zorluyor
Önceki gün Lübnan parlamentosu, Emil Lahud'dan boşalan yeni devlet başkanını belirleyecek oturumu 23 Kasım'dan beri sekizinci kez erteleyerek 17 Aralık'a bırakmıştı. Süleyman adında uzlaşılsa da kriz bu kez Hizbullah ve Aun'un mevcut hükümetin de değiştirilmesi ısrarından dolayı sürüyor. Muhalefet İsrail'in Lübnan'ı cehenneme çevirdiği geçen yazki saldırının ardından daha fazla koltuk talepleri karşılanmayınca bakanlarını hükümetten geri çekmişti. (Dış Haberler)