Maceradan kaçınalım

1-2 Eylül'de gayriresmi AB Bakanlar Komitesi toplantısında Atina ile Lefkoşa, Kıbrıs sorununun çözümü için özlü önkoşulların yaratılmasını, aynı zamanda da Türk-Yunan ilişkilerinin...
Haber: Kostas Papadİohos / Arşivi

1-2 Eylül'de gayriresmi AB Bakanlar Komitesi toplantısında Atina ile Lefkoşa, Kıbrıs sorununun çözümü için özlü önkoşulların yaratılmasını, aynı zamanda da Türk-Yunan ilişkilerinin emin adımlarla düzene sokulmasını Türkiye'nin Avrupa yönelimine nasıl bağlamak istedikleri hakkında kritik bir karar almaya davet edilecek. Toplantıda Atina ve Lefkoşa'nın, bildik tezleri savunacakları kesin: AB'ye üye olmak isteyen devletlerin, AB'nin kurumsal ve yasal çerçevesine tam olarak saygı göstermeleri gerekir.
Bu bağlamda, kapalı kapılar ardında biçimlenen 25'lerin ortak açıklaması Yunan ve Kıbrıs tarafı için önemli bir çıkar yol oluşturuyor. Ortak açıklamada, bir yandan Erdoğan'ın, protokolün imzalanmasının Kıbrıs'ın tanınması anlamını taşımadığı yönündeki tezi kınanır, diğer taraftan da bu deklarasyonun uygulamada herhangi bir gücü olmadığı vurgulanırsa,
Yunan ve Kıbrıs tarafı, ikili ilişkilerin AB müktesebatının biçimlediği sabit çerçevede seyretmesini güvenceya alır.
Tabii, Atina ve Lefkoşa'da başka bazı yaklaşımlar da dile getiriliyor. Ya Türkiye'nin Kıbrıs konusuna ilişkin politikasında 180 derece çark etmesi ya da bütün Türk-Yunan konularının dahil edileceği "yeni bir Helsinki"nin biçimlenmesi amacıyla, Fransa'nın Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlanmasına yönelik olumsuz tutum takınmasından yararlanarak, bunu Ankara'ya karşı baskı aracı olarak kullanmak gerektiği öne sürülüyor.
Bu tür bir yaklaşım benimsenirse, sadece maksimalist ve uygulanması imkansız değil, tehlikeli de olabilir: Atina ve Lefkoşa, Ankara ile 3 Ekim'de üyelik müzakerelerine başlanması için taahhütte bulundu. Bu, Atina-Ankara-Lefkoşa üçgeninde askıda tutulan konuların çözümünün zaman içinde gerçekleşeceği anlamına geliyor. Yani bu konuların veto hakkını kullanma
tehdidi gibi "havai fişeklerle" kısa zamanda değil de, Türkiye'nin Avrupa yönelimine koşut olarak uzun vadede çözmek gerekiyor.
(Yunan gazetesi Kathimerini, 24 Ağustos 2005)