Mahkeme, milliyetçi avukatlara göz yumdu

Bu yılbaşında dünya çapındaki okuma sınıflarına verilen popüler hediye, Türk yazar Orhan Pamuk'un bir kitabı olacak. Pamuk, siyasi olarak üst sınıf liberal solculuğuna sahip, fakat onun için her şeyden önemlisi romanlar yazmak.
Haber: DENIS MACSHANE / Arşivi

Bu yılbaşında dünya çapındaki okuma sınıflarına verilen popüler hediye, Türk yazar Orhan Pamuk'un bir kitabı olacak. Pamuk, siyasi olarak üst sınıf liberal solculuğuna sahip, fakat onun için her şeyden önemlisi romanlar yazmak.
Bu yılın başında Türkiye'nin 20. yüzyılda öldürülen 1 milyon Ermeni ve 30 bin Kürt'ün akıbetini sorgulaması gerektiğini söyledi. Hiçbir ulus geçmişiyle kolay hesaplaşmaz. Sırplar ve Hırvatlar 10 yıl önceki Balkan savaşlarında yapılan zulümleri reddetmeyi sürdürüyor. Japonya 70 yıl önce Çin'de yaptıklarıyla yüzleşemiyor; Çin Mao'nun milyonlarca insanı öldürdüğünü kabul edemiyor.
Bu yüzden Pamuk için Türk tarihinin tabu alanlarına girmek riskliydi. Fakat dinci köktencilerin ve ultra-milliyetçilerin ateşlediği sansürün karanlık perdesini yırtmak yazarlara düşer. Türkiye'nin yeni ayetullahları laik milliyetçi devleti koruduklarını öne sürüyor, fakat İran'ın dinci sansürünü taklit ediyorlar. Ermeni katliamları, Atatürk Türkiye'yi modernleştirme yürüyüşünü başlatmadan 10 yıl önce gerçekleşti.
Atatürk, Müslüman köktendincilerin bir numaralı tarihsel düşmanı olmayı sürdürüyor, zira Türkiye'yi laikleştirdi, Müslüman Türklerin barlarda içmesine imkân verdi ve kadınlarla dans etmeyi teşvik etti.
Bugün Türkiye'nin modernleşmesi AB anlamına geliyor. Türkiye'deki ultra milliyetçiler, Nothing Hill muhafazakârları misali, AB'den hiç hazzetmiyor, zira AB egemenliğin paylaşılmasını gerektiriyor. Pamuk'un davasının görüldüğü mahkeme salonunda nefret kelimesi 'Avrupa'ydı. Milliyetçiler milletvekillerine bağırıp çağırdı ve ben de yüzüme milliyetçi bir avukatın yumruğunu yedim.
Yargıç başını önündeki kâğıtlara gömdü ve Pamuk'un yüzüne hiç bakmadı. Milliyetçi avukatlardan menkul bir çetenin mahkemeye gözdağı vermesine göz yumdu ve davanın düşürülmesi talebini de reddetti. Bunun yerine topu Adalet Bakanı'na attı. Birçok sağcı Avrupalı, Türkiye'nin AB'ye katılmasına karşı çıkıyor. İşte onlar, Türkiye'yi Avrupa'nın uzağında tutmak isteyen Türk milliyetçilerde yeni bir dost buluyorlar. Ankara ise bu meseleden yakasını sıyırmak istiyor.
Fakat bu, o kadar kolay değil. Geçen asırlarda olduğu gibi, bir yazarı kaba saba sorular eşliğinde yargılayan devlet otoriteleri veya dinci köktenciler, sonunda sanık kürsüsüne kendileri oturmuşlardır. Duruşmadan sonra korku içindeki Pamuk bana sürgüne gitmek zorunda kalıp kalmayacağını sordu. Umarım gitmez. Voltaire kazanıp (laik ve dinci) ayetullahlar kaybetmedikçe de Türkiye AB'ye falan giremez. (İşçi Partisi milletvekili, Britanya'nın eski Avrupa Bakanı, 18 Aralık 2005)