Mali küreselleşmeye dair bir muhasebe perspektifi

Mali küreselleşmeye dair bir muhasebe perspektifi
Mali küreselleşmeye dair bir muhasebe perspektifi
Mali küreselleşmenin geleceği hakkında süregiden muhasebeye dair politik tartışma, küresel mali entegrasyon açısından dersler barındırıyor.
Haber: NICOLAS VERON / Arşivi

Büyük nesnelerin gerçek özelliklerini ayırt etmek için bazen dar bir mercekten bakmak gerekir. Mali küreselleşmenin geleceği, tehlikelerine veya faziletlerine dair perspektifiniz ne olursa olsun, zamanımızın en önemli meselelerinden biri. Bir karşılaştırma yapıldığında, muhasebe genellikle sıkıcı bir teknik olarak görülüyor. Fakat muhasebeye ve bilhassa giderek artan sayıda ülkede yerel muhasebe standartlarının yerini alan Uluslararası Mali Raporlama Standartları’na (IFRS) dair politik tartışma, küresel mali entegrasyon açısından büyük imkânlar ve önemli dersler barındırıyor. 

İdari düzenlemenin önemi
Son dönemde birçok gözlemci, piyasaya göre değerlendirme (ya da muhasebecilerin tercih ettiği tabirle, tüm aktif ve pasiflerin cari piyasa değerleriyle kayıtlara geçmesi) ve bunun mali kriz sırasındaki etkisi üzerine yürüyen tartışmayla muhasebenin önemine uyandı. 2007’nin sonu, 2008’in başında bazı önde gelen finans uzmanları ve analistler, ABD ’deki mortgage’a dayalı tahvillerin ve diğer varlıkların piyasa fiyatlarındaki hızlı düşüşlerin anlamsız olduğunu ve likidite eksikliklerinden kaynaklandığını söyleyerek itiraz etmişti. Onlara göre, bu varlıkları bilançolarda indirilmiş miktarda göstermek, gereksiz bir krizi tetikleyecekti. Gelinen noktada, bu analizin yanlış olduğunu görüyoruz. İndirilen piyasa fiyatlarının sebebi, geçici likidite eksikliği değil, kalıcı değer kaybıydı ve şeffaflık, kayıpların zaruri kabulünü ertelemekten daha iyi bir seçenekti. Düzenleyici sermaye oranları (ki banka yöneticileri tarafından belirleniyor), piyasa fiyatlarının kısa vadeli iniş çıkışlarını filtrelemek ve konjonktüre bağlı etkileri önlemek yönünde adapte edilebilir. Fakat mali muhasebe, yatırımcılara değerlendirme dönemlerinde piyasa koşullarına dair güvenilir bir manzara sunmalı.
Bununla birlikte finans endüstrisi idarecileri ve onların lobicileri, tartışmayı Avrupa ’da pek çok çevrenin, ABD’deyse bazı insanların piyasaya göre değerlendirmenin krizde önemli bir ağırlaştırıcı faktör olduğuna dair inancını sürdürmesine yol açacak biçimde gizlemeyi başardı. Benzer bir manzara birkaç yıl önce, şirket avukatlarının hisse senedi opsiyonlarının maliyetinin fark edilmesini neredeyse on yıl geciktirmeyi becermesi üzerine, ABD’de de ortaya çıkmıştı. Bu muhasebenin, mali düzenlemenin diğer pek çok alanına da yayılan bir veçhesine ışık tutuyor: Meseleler epey teknik ve jargonla dolu olduğu, yanı sıra potansiyel mali sonuçları son derece büyük olduğu için, kamuoyundaki tartışmalar ve siyasi kararlar sık sık özel çıkar çevreleri tarafından gasp ediliyor. Bu yüzden idari düzenlemeler hayati önem taşıyor ve kamusal ve özel dünyalar arasında keskin çizgilerle ayrılmış rollere kolayca uymuyor.
Muhasebe standartlarını belirleyen idari yapılar, zaman içinde ve ülkelere göre büyük bir çeşitlilik arz ediyor. Son 15-20 yılın genel eğilimi, hükümetler ve özel endüstri çıkarları karşısında daha bağımsız olan standart belirleyiciler yönünde. Fakat IFRS’yle ilgili beklenmedik sorunlar ortaya çıkıyor, zira bu standartlar küresel düzeyde belirleniyor. IFRS standartlarını koyan IFRS Kurumu’nu denetleyen veya çeşitli ülkelerde IFRS’nin tutarlı biçimde uygulanmasını dayatabilen küresel bir hükümet yok. Esasen IFRS’nin bilgi ihtiyaçlarını karşılaması niyet edilen yatırımcılar da tutarlı bir küresel temsile sahip.
Cevaplar, küresel yatırımcı topluluğunu organize etmek için çabalarını arttıran ve tek tek yargı sistemlerinde, mali açıklamaların gerçek sınırlar ötesi mukayese edilebilirliğini güçlendiren IFRS’yi kabul edip uygulatmak için açılımlarda bulunan IFRS Kurumu’nda olabilir. Bu noktada IFRS’yi hâkim küresel muhasebe dili kılma çabasının kalıcı temelde başarılı olup olamayacağını kestirmek için hâlâ çok erken. Fakat halihazırda ortada, profesyonel muhasebe cemaatinin ötesinde büyük önem taşıyan dersler var.
 
Denge bulma süreci
Birincisi, küresel mali kurallar ütopya değil, gerçeklik. IFRS’nin ilk baştaki başarısı çarpıcı. 2005’te AB’de başlayan, fakat şimdi giderek diğer ülkelere de yayılan kabul edilme süreci pürüzsüz biçimde ilerliyor ve genel olarak mali raporlama kalitesini yükseltiyor. Doğru koşullar söz konusu olduğunda, mali düzenlemeler arasında uyum sağlamak, kıtalar çapında işleyebiliyor.
İkincisi, kriz mali kurallara yönelik kamusal denetim ihtiyacını arttırmış durumda, fakat bunun nasıl etkili ve tutarlı biçimde yapılabileceği henüz açık değil. 2009’da IFRS Kurumu’nu denetlemek için resmi kurumlardan oluşan bir gözetim kurulu oluşturuldu, fakat yapısı epey hantal ve meşruiyeti ve gelecekteki etkinliğiyle ilgili endişeler doğuruyor. Öngörülebilir gelecekteki çoğu örnekte, mevcut ulusal düzenlemeleri doğrudan model olarak alması mümkün olmayan uluslararası mali düzenleme yapıları için bir deneme-yanılma sürecine bel bağlamak zorunda kalacağız.
Üçüncüsü, var olan bu küresel yapılar mali dünyada süregiden yeniden denge bulma sürecine henüz ayak uydurmuş değil. IFRS Kurumu Amerika’da tescilli, ekibi Londra’da ve yükselen büyük ekonomiler, küresel maliyenin giderek artan bir oranını temsil etmesine rağmen, hâlâ büyük ölçüde ABD, AB ve Japonya’daki çevrelere hitap ediyor. Çin, Hindistan ve diğerlerinin mali raporlama konusunda şeffaflık ve dürüstlük için küresel düzeyde sorumluluk alıp almayacaklarını veya bunu nasıl yapacaklarını bilmiyoruz. Fakat onları resmi küresel kurumlar dahilinde güçlendirme çabaları hız kazanmazsa, bu kurumların potansiyellerini nasıl tam anlamıyla hayata geçirebileceklerini Tanrı bilir. (Brüksel’deki Bruegel’de öğretim üyesi ve Washington’daki Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü’nde misafir öğretim görevlisi. Radikal’e özel yazı, Haziran 2011)