Mazoşist bir başyapıt

Sol seçmenlerin sandıklara attığı oylar acı, sıkıntı, korku ve öfke oylarıydı. Referandum bahanesiyle dünyanın doludizgin gittiği istikamete ve bizi 20 küsur yıldır yönetenlerin ihmallerine tepki ortaya kondu.
Haber: Serge JULY / Arşivi

Sol seçmenlerin sandıklara attığı oylar acı, sıkıntı, korku ve öfke oylarıydı. Referandum bahanesiyle dünyanın doludizgin gittiği istikamete ve bizi 20 küsur yıldır yönetenlerin ihmallerine tepki ortaya kondu. Ulusal kargaşayı fırsat bilen liderler de çıktı ortaya; kimi beceriksizlikte birbiriyle yarıştı, kimi arsızca yalanlar söyledi. Genel bir felaket havası ve her şeyi, Avrupa'nın inşası, genişleme, elitler, liberalizmin düzenlenmesi, reformculuk, uluslararasıcılık, hatta cömertliği bile önüne katıp, silip süpüren bir popülizm salgını yaşandı.
Avrupa, birini açtıkça içinden diğeri çıkan kutulara benzeyen referandumları kaybetti.
Genişleme referandumu: Kısaca Müslüman denilip geçilen Türk heyulasına
ve fakir Polonyalı muslukçu örneğine bakıp, bütün yabancılara evlerinde kalmaları söylendi. Le Pen zaten yabancı düşmanı, ekmeğini bu işten kazanan biri; ama sol liderlerin böylesi bir yabancı düşmanlığı kampanyasına girişmesi inanılır gibi değildi.
Elitler referandumu: Hükümetteki, Brüksel'deki, medyadaki ve Avrupa'nın siyasi gücünün ortaya çıkmasına izin verecek bir karar alma mekanizmasındaki herkes; Fransa'nın üst kesiminin partizanlarıydı. Fransa'nın alt kesimi ise bunların hatalarını düzeltmeye, hatta boylarını kısaltmaya çalıştı. Bunlar tüm popülist dönemlerin meşhur ikilisi olmuştur.
Fransa referandumu: Avrupa masasını toptan devirebilen Fransa! Sırf biz 'Hayır' dedik diye bütün Avrupa önümüzde diz çökecek, öyle mi! Kimi siyasiler, 'Hayır' dedik diye Avrupa'nın anayasayı yeniden müzakere edebileceği yalanını bizlere yutturmaya çalıştı. Fransa yeniden sandığa gitse bile iş işten geçti artık, Avrupa'yı yaratacak siyasi iradeyi reddetme arzusu, iyice kendini gösterdi bir kez.
Toplumsal meseleler üzerine referandum: Yakında tek bizim ülkemizde sosyalizm yaşanacakmış! Avrupa, dünya üzerinde sosyal hakların kuvvetlendirilmesi gereken tek sosyal alanmış. Saçmalık bunlar! Kimilerine bakılırsa Fransa güya ultra liberallerin mesken tuttuğu tek ülkeymiş, onların da maskeleri düşmüş.
Böylesi bir mazoşizm başyapıtını gerçekleştirebilmek için de zaten, devekuşları gibi kafasını kuma gömen, yıllardır yalanlar söylemeye alışmış, muhafazakâr bir devlet başkanı çıkarmış bir beceriksizler grubu ile sosyalist başbakan çıkarmış bir su katılmamış şüpheciler güruhu gerekirdi.
Fransa zaten kötüye gidiyordu. Bu sabah maalesef, daha da kötüye gitmeye başladık. (Başyazı, 30 Mayıs 2005)