Mehmed'in bütün adamları

Yerleşik kültürler düşmanlara ihtiyaç duyar. Kapıya dayanan barbar, sınırlar dahilinde birlik bütünlük imal etme gereği söz konusu olduğunda faydalı bir araçtır.
Haber: Hywel Williams / Arşivi

Yerleşik kültürler düşmanlara ihtiyaç duyar. Kapıya dayanan barbar, sınırlar dahilinde birlik bütünlük imal etme gereği söz konusu olduğunda faydalı bir araçtır. İçeride egemen seçkinleri tehdit eden gerilimler ve ihtilaflar yaşanıyor olabilir. Fakat yukarıdan zerk edilmiş bu
komplonun yerleşik olanı koruyabilmesi için, oracıkta bekleyen sömürücü bir canavar portresi çizmesi gerekir.
Dışarıdaki düşmanlar içerideki düşmanlar haline de gelebilir; ki
madenciler ve göçmenler bunu iyi bilir. Fakat bu yöntemin sorunu idarecilere umursamaz bir görüntü vermesidir: onlar, virüsün halkın bünyesine sirayet etmesine göz yummuşlardır. Bütün zararlı maddelerin dışarıda kalması sağlanamamış, korku yaratmaya yetse bile sömürücü canavarın engellenmesine yetmemiştir.
Kraliyet Akademisi'ndeki Türkler sergisinde, ilk 1000 yılın ortasında
sahnede beliren ve ancak 1683'te Viyana kapılarında yenilgiye uğratıldıktan sonra Batı'ya yönelik bir tehdit olmaktan çıkan bir halkın 1000 yıllık tarihini keşfetmek mümkün. Gerçek bir tehlike, steplerden gelen Türk kavimlerinin Batı'ya yönelmesinden kaynaklanan bir meseleydi söz konusu olan. Türklerin en büyük zaferi Osmanlı Türk güçlerinin 1453'te
Konstantinopolis'i fethiydi; Sultan II. Mehmed Ayasofya'ya girdi ve o zamandan beri, vaktiyle Hıristiyan ilahilerin yükseldiği bu mekânda İslami yazıtlar asılı duruyor.
Çin kaynaklarında yer alan çok eski efsaneler, Türklerin kurtlardan türediğini iddia ediyordu. Türklerin genlerinde hayvani bir enerjinin olduğu fikri, doğal fetih güdüsüyle de uyumluydu. Moğolistan'da bulunan 6. yüzyıla ait bir taş anıt, dişi kurt tarafından beslenen bir Türk çocuğunu tasvir ediyor. Bir aşağılama olarak görülebilecek bu tasvir, Türklerin benimsediği bir imaj haline geldi.
Fakat, Türkler birçok yerel ve hanedanlığa ait biçimler dahilinde kötü güçlerin kaynağı gibi tasvir edilirken, onların vahşiler gibi anlaşılmak veya kendilerini böyle sunmak gibi bir niyetleri yoktu. Her şey bir yana, Batı'ya yardımcı da oldular. Moğolların 1260'ta batıya doğru ilerlemelerini durduran, bir Türk asker kastıydı (Mısır'ı yöneten Memlükler). Hıristiyan Batı ve halefi laik iktidarlar korku verici bir yabancı olarak Türk fikrini ısrarla yaşattı; neticede bu tehdit, Avrupa fikrinin kökleşmesi bakımından yararlı bir katalizör de teşkil etti. Batı
donanmalarının Osmanlı Türklerini yenilgiye uğrattığı 1571 tarihli İnebahtı Savaşı, bugün Türkiye'nin AB üyeliğine karşı Alman ve Fransız karşıtlığı olarak sürüyor. Fakat 16. yüzyıldan bugüne, Batı'nın barbar tasviri giderek daha uyduruk (ve kendi çıkarına hizmet eden) bir hal kazandı.
Shakespeare'in Othello'su, üstün bir kültür içinde yiten 'Mağribli'nin sömürgeci bir resmidir. Othello fevkalade gururludur, aynı zamanda cazibe
kaynağıdır, ama mutlu değildir.
Resim de Batı'nın Türklerle artan münasebetini kayda geçirir. Kraliyet Akademisi'nde sergilenen pek az Batılı resimden biri, Bellini'nin Konstantinopolis'in düşüşünden 27 yıl sonra yaptığı II. Mehmed portresi. Batı'nın kâbusu, dalgın bir orta yaşlı adama dönüşmüştür. Kim bilir belki de bir kuşak sonra, Usame bin Ladin'in benzer bir hassasiyeti yansıtan portresi de Londra'daki bir salonda sergilenir. (11 Şubat 2005)