Mısır elçisinin ölümü ve Mübarek

Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in Mısırlı elçi İhab El Şerif'in öldürülmesini terörist bir eylem olarak nitelemesi beklenen bir gelişme. Mısırlı ve Batılı çevreler de bu noktada hemfikirdir; ne var ki...

Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in Mısırlı elçi İhab El Şerif'in öldürülmesini terörist bir eylem olarak nitelemesi beklenen bir gelişme. Mısırlı ve Batılı çevreler de bu noktada hemfikirdir; ne var ki Hüsnü Mübarek'in, hükümetin bu güne kadar Irak'ta izlediği politikaları aynen sürdürmekte ısrar etmesi ve yeni bir elçi göndermesi, dar görüşlülüğü işaret eden bir davranış şekli. Yanlış politikaları sürdürmeye yönelik inat ve ısrar çok garip.
Halk şokta
Mısır halkı, evlatlarından birinin iğrenç bir yöntemle katledilmesinin karşısında şoka uğramış durumda. Bundan sonra başka bir Mısırlı diplomatın Bağdat'ta silahlı örgütler eliyle kaçırılması veya suikasta maruz kalması, halktaki şoku derinleştirerek, hükümete ve yöneticilere karşı ciddi tepkilere yol açması beklenebilir.
Arap ülkelerindeki sorunumuz, ülkelerimizdeki yönetimlerin halklarının görüşlerini değil Amerikan hükümetinin bakış açısını dinlemeleri. Hatta bu sonuncusu Arap çıkarlarına tehlike arz etse, diplomatları, siyasileri hatta sıradan bireyleri Irak'ta olduğu gibi tehlikeye maruz bıraksa dahi.
Mısır hükümeti İhab El Şerif'i kendi iradesiyle ve Mısır'ın stratejik çıkarlarından hareketle değil sadece Amerikan baskılarına olumlu yanıt vermek için gönderdi.
Dolayısıyla bu gerçeği çok iyi bilen Mısırlılardan büyük bir kesimin öfkesini aldı.
Mısır hükümeti için söylenenler Ürdün ve Bahreyn gibi diğer hükümetler için de geçerli.
Irak, güvenliğin tamamen kaybolduğu, öldürme ve kaçırılma eylemlerinin tırmanışa geçtiği kanlı kaos hali yaşıyor. Minimum derecede ferasetten beslenmeyen hükümetler ise evlatlarını ve diplomatlarını bu ateşe atmaktan geri durmuyorlar.
Kanlı strateji
Liderliğini Ebu Musap El Zerkavi'nin yaptığı Iraklıların ülkesindeki El Kaide örgütü Arap ve yabancı diplomatlara savaş ilan etti. Çünkü bu örgüt patlayıcı araçlar ve suikast eylemleriyle yıpratmaya çalıştığı Irak hükümetinin tanınmasını istemiyor. Arap hükümetlerinin Amerikan baskısıyla bu hükümeti tanıması ve Bağdat'ta elçilik açması Zerkavi örgütünün bu kanlı stratejisiyle çelişmektedir.
Dolayısıyla bu hükümetlerin elçiliklerinin öldürme ve kaçırılma eylemlerinin hedefi olması son derece doğal.
Arap hükümetlerinin ve onlara Irak'taki siyasi çalışmaya meşruluk vermeleri için baskı yapan Amerikan yönetiminin tek çıkış yolu, bu siyasi çalışmanın ve onu doğuran işgalin başarısızlığını itiraf etmek ve mümkün olan en hızlı şekilde bu kanlı bataklıktan çıkış stratejisini aramaktır. Halihazırdaki Irak hükümeti Irak halkının bütün evlatlarının desteğinden beslenmediği için meşru değildir. Bunun yanı sıra bu hükümet, güvenliği sağlama, şiddeti durdurma ve egemenliğe ehil olduğunu ispatlamakta aciz düşmüştür.
Mısır elçisine vefatı sebebiyle rahmet diliyor, ailesi ve yakınlarına bütün sevgimizi gösteriyor, Mısır halkına ve Arap ümmetine taziyelerimizi sunuyoruz ancak elçinin ülkesinin siyasi hatalarının kurbanı olduğunu da vurgulamamız gerekli.
(Londra'da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, başyazı, 8 Temmuz 2005)