Mısır'da tarih yazılıyor

İnsanlar, dış destekli araştırmalar yapmakla suçlanan İbni Haldun Merkezi Başkanı Sadeddin İbrahim'in tutuklanmasını belki unuttular. Hiç şüphesiz bu olay...
Haber: ABDURRAHMAN EL RAŞİD / Arşivi

İnsanlar, dış destekli araştırmalar yapmakla suçlanan İbni Haldun Merkezi Başkanı Sadeddin İbrahim'in tutuklanmasını belki unuttular. Hiç şüphesiz bu olay, Mısır'da önce başkanlık seçimini, bugünlerde de geniş kapsamlı parlamento yarışını getiren bir dönüm noktası. İbrahim'in tutuklanması birçok sorun yarattı. Toplumsal alanda demokrasinin iptal edilmesi gerekçelerini çürüttü. Yani bir kişinin tutuklanması, İhvan ve diğer cemaatlerde bulunan yüzlerce kişinin tutuklanmasından daha etkili oldu. İbrahim ne kendisinden korkulan bir parti lideriydi ne de çetin bir muhalif. Suçlama sebebinde de rejimi tehdit eden tehlikeli bir suç da işlememişti.
Ne şans ki Mısır otoriteleri ise kendi prestijlerini ulusal barıştan önde gören, sorunun özünden çok görüntüye önem veren birçok Arap rejiminin aksine pragmatist bir yöntem uyguladı. Parlamento seçimlerinde gördüğümüz gibi iç siyasi çalışmayı geliştirerek bizleri şaşırttı. Böylelikle Mısır siyaset hayatında cumhuriyetin kurulduğu 1952 yılından bu yana benzeri görülmemiş yeni tarihi bir dönem başgösterdi.
Mısır'da hemen hemen herkes yönetime katıldı ve basın özgürlüğüne karşı gerçekçi bir hoşgörü gösterildi. Hükümetin önünde sadece seçimlerde değil, pastada da muhaliflere ortak olmak dışında bir seçeneği yoktu. Yeni ortakların yönetimden yararlanan taraf olmasıyla onların konumu rejime değil hükümete muhalif durumu geldi. Bu ise büyük bir toplumda bütün kesimlerin birlikte yaşayabileceği ve birinin ötekilerine tahakküm kuramayacağı bir durumdur. Arap ümmetini halihazırdaki formüle -bürokratik, ferdiyetçi ve askeri- götüren Mısır'dır. Yeni Mısır tersi bir rol oynamaya kadirdir. Mısır, kurt ile kuzunun ölmediği siyasi birlikteliğin modelini sunma genişliğine sahiptir.
Örneğim Türk modeli
Bölgemizde Ürdün deneyimi gibi modeller mevcut, ancak etkili değil. Mısır'da devlet başkanı da, her gün taşlanmasına rağmen hükümet de yerinde kaldı. Fas'ta Kral 2. Hasan tercih edilen iki partiyi uzaklaştırıp iktidarı muhalif Komünist Partisi'ne vererek herkesi şaşırtmıştı. Kral Hasan bu kararının sonrasında ise şartların daha iyiye gittiğini gördü. Komünistler rejimini yıkmamışlardı. Doğal olarak benim örneğim Türk modeli, ancak Arap bölgesinde uygulanması zor. Çünkü Araplarda ordu güven vermiyor. Türkiye'de ise ordu tıpkı Sudan örneğinde olduğu gibi rejimin hırsızı değil bekçisi. (Londra'da yayımlanan Şark ül Evsat gazetesi, Genel Yayın Yönetmeni, 19 Kasım 2005)