Mucizenin adı Yunanistan

Küresel köy baştan aşağıya kaygılar girdabının içinde. Yine de Diyojen bugün yaşasaydı, mutlu bir insan bulmak için pek de uzağa gitmesi gerekmezdi.
Haber: Jim Hoagland / Arşivi

Küresel köy baştan aşağıya kaygılar girdabının içinde. Yine de Diyojen bugün yaşasaydı, mutlu bir insan bulmak için pek de uzağa gitmesi gerekmezdi.
Gerçi bu her yer için geçerli değil. Sabrı tükenen Alman seçmenler geçen hafta sonu Schröder'e fena halde haddini bildirdi. Fransız seçmenler de bu hafta sonu Jacques Chirac'ı cezalandırmaya hazırlanıyor. Hollanda'da, Avrupa ve Müslümanlar hararetli biçimde tartışılıyor. Araplar ve Afganlar, Newsweek dergisinde yayımlanan Kuran'la ilgili yalan haber üzerine ayaklanırken Suudi otoriteler, krallık topraklarına sokulan İncillere sessizce el koyup yok ediyor...
Tüm bunlar olup biterken Yunanistan Başbakanı, Türkiye, Balkanlar, Yunan-Amerikan ilişkileri ve geçmişte Atina'da kitlesel öfke ve histeriyi tetikleyen diğer konularda, keyifli, iyimser ve hatta yatıştırıcı bir metanet sergiliyor.
Kostas Karamanlis, Yunanistan'ın ezeli düşmanı Türkler hakkında konuşurken "Bir arada yaşamak ve bundan olabildiğince yararlanmak zorundayız...
Er ya da geç AB'ye katılmalarına izin verilmeli. Avrupalılaşmış bir Türkiye herkesin çıkarınadır" diyor.
Geçen hafta Bush ile görüşmesinden hemen önce sorularımızı yanıtlayan Karamanlis'in ifadelerindeki ihtiyatlılık, rahatlıkla hissediliyor. Almanya ve Fransa'da Türkiye'nin AB üyeliğine muhalefet giderek şiddetini artırırken, Yunanistan bir yüce gönüllülük gösterebilir. Atina ile Ankara arasındaki sahici yakınlaşma bir Yunan liderinin bu denli ılımlı olmasını siyaseten olası kılıyor.
Aslında, bir yıldır görevde bulunan, merkez sağın bu canayakın siyasetçisinin sözlerinde daha fazlası da vardı. Zorlu konular listesinde Karamanlis bir siyasi liderin öncelikle bilmesi gereken bir şeye, halkının ruh haline net bir açıklama getiriyor. Mesajı, laf kalabalığına boğmadığından, çok daha etkileyici: Yunan halkı bugünlerde kendisinden hayli hoşnut, özellikle de Balkan komşuları, kuzeyi ve batısındaki Avrupalı komşuları, doğusu ve güneyindeki Müslüman komşularıyla kıyaslandığında...
Belli sözcükler hükmünü yitirip gazetecinin çöplüğüne atılınca bir söyleşiye hâkim olan müziktir bu... Bu örnekte, ABD'nin sarsılan imajıyla yakından ilgili güçlü bir alt metin de var.
Kendileri veya başkalarına iyi duygular besleyen Yunanlar, 1974'ten bu yana sık sık yaptığım Yunanistan ziyaretlerimde daima dikkatimi çekmiştir (1974'te halk baskı ve kötü yönetim yüzünden askeri rejimi alaşağı etti. Halkın pekâlâ olağanüstü kırılgan bir yapısı ve sert bir mizacı olabilir).
Yunanistan farklı siyasi çizgilerdeki hükümetlerin ABD'ye şiddetle karşı kamuoylarına rağmen, Washington ile resmi ilişkilerini iyi tutma mücadelesi vermek zorunda kalan birçok ülkeden yalnızca bir tanesi. Denilen o ki Amerika, halkın tahttan indirdiği askeri rejimin arkasındaki güçtü; daha da kötüsü, Yunanistan'ın son yarım yüzyılda iki kez neredeyse savaşın eşiğine geldiği Türkleri destekliyor.
Biz İsraillileri, Bosnalı ve Kosovalı Müslümanları savunurken, Yunanlar Arapları ve Sırpları tuttu. Amerikan karşıtı hareketleri desteklemek, Yunanistan'ın ekonomik ilerleme ve toplumsal uyum açısından Avrupa ülkelerinin çoğundan ve ABD'den bir hayli geride olduğu dönemlerde çocuk oyuncağıydı.
Ama artık o dönem çok gerilerde kaldı. Fransa ve Hollanda halkı AB Anayasası'nı onaylayıp onaylamamayı tartışırken, Yunanistan hızla ve de memnuniyetle onayını verdi. Bu da boşuna değil; zira 10 yıl içinde AB'nin verdiği bütçe desteği sayesinde gayrisafi yurtiçi hasılalarını neredeyse ikiye katlayıp kişi başına düşen milli gelir oranını da yükseltti. AB'nin mali desteğiyle, ulusal morali de yükselten 2004 Olimpiyat Oyunlarını finanse edebildi.
Yunan ekonomisi geçen yıl yüzde 4.3 büyüdü ve bu yıl yüzde 4 büyüme oranıyla, Almanya ve Fransa'nın da önünde avro bölgesinde başa oynaması bekleniyor.. Karamanlis, siyasi açıdan Washington gezisinden gayet umutlu olabilir. Yunanistan'a bir zamanlar hâkim olan Türkiye veya ABD hakkındaki kolay kolay yok edilemeyecek olumsuz duygular artık azgın bir yara değil, hem de Amerikan karşıtlığının dünyanın hemen her yerini kasıp kavurduğu şu günlerde bile...
Amerikalılar 11 Eylül, Irak savaşı, Newsweek'in tetiklediği ayaklanmalar ve daha pek çok olay üzerine çok geçmeden şunu sormaya başladılar: "Onlar neden bizden nefret ediyor?" "Onlar" ile kastedilen, Araplar, Afganlar, Türkler, Almanlar ve küreselleşme, ekonomik sıkıntılar ve Amerika'nın sınırları dışındaki askeri ihtirasları yüzünden dünyaları ters yüz olan daha pek çok ulus olabilir. Ancak 'onların' kendi acıları
ve düş kırıklıklarını, şikâyetlerini anlamaya çalışırken bile şunu sormalıyız: "Neden kendilerinden nefret ediyorlar?" (26 Mayıs 2005)