Müzakere huzursuzluğu

Müzakereler ümit vermiyor. Zira Türkler Avrupa'da kendilerine tam üyelik vermek istemeyen ve ortaklıkla yetinmelerini uygun bulan birçok siyasi
parti bulunduğunun farkında.
Haber: YAKUB CABİR / Arşivi

Müzakereler ümit vermiyor. Zira Türkler Avrupa'da kendilerine tam üyelik vermek istemeyen ve ortaklıkla yetinmelerini uygun bulan birçok siyasi
parti bulunduğunun farkında. Merkel Türklere üyelik yerine imtiyazlı ortaklık sunmak istediğini açık açık söylüyor.
AB ile üyelik müzakerelerine giren bütün ülkelerin hatırı sayılır bir engelle karşılaşmaksızın üye olduğu, ülkelerinin ise üyelik müzakerelerinin muhtemel başarısı hakkında konuşmayı zorlaştıran zor şartlarla mücadele ettiği Türklerin gözünden kaçmıyor.
Müzakerelerin sekteye uğraması için Türkiye'den Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımasının istenmesi yeterli. AB'nin Türkiye'ye yönelik bu adaletsiz yöntemi Türklerde hayal kırıklığı yaratmakta ve içlerinden birçoğunu üyelik çalışmalarını bırakmaya sevk etmekte. Son kamuoyu yoklamasında bu
gerçek gözler önüne seriliyor. Geçen yılın aynı dönemine nazaran AB üyeliğini destekleyenlerin oranı yüzde 10 düşmüş durumda.
Erdoğan liderliğindeki AKP'nin 2002'de iktidara gelişinden bu yana, siyasi ve ekonomik bir dizi reform yapıldı. Fakat bu reformlar Avrupalılarca yetersiz bulundu. Müzakereler kötü başlarsa Türkiye masadan kalkabilir.
Bu durumda vatansever duygular Türkiye'de tutuşur ve halk hükümetin yanında durur. Fakat ordu ve laik kurulu düzen, İslami kökleri nedeniyle AKP'ye yönelik taşıdıkları kuşkular da göz önüne alınırsa bu duruma pek sevinmeyecektir. Bu da siyasi çalkantılar, ekonomik gerileyiş, Avrupa ve genel olarak Batı'yla ilişkilerin gerginleşmesi demek.
(Ürdün gazetesi Düstur, 27 Eylül 2005)