Olan yine Kıbrıs'a olur

Villepin'in, "Madem ki Türkiye Kıbrıs'ı tanımıyor, Türkiye-AB müzakerelerinin başlaması anlamsızdır" demesi, gerek Lefkoşa, gerekse Atina için kapanmış olduğu düşünülen bir konuyu yeniden gündeme getirdi...
Haber: Makaryos Drusyotİs / Arşivi

Villepin'in, "Madem ki Türkiye Kıbrıs'ı tanımıyor, Türkiye-AB müzakerelerinin başlaması anlamsızdır" demesi, gerek Lefkoşa, gerekse Atina için kapanmış olduğu düşünülen bir konuyu yeniden gündeme getirdi: Türkiye-AB üyelik müzakerelerinin başlamasına, diğer devletlerin de desteğiyle olası bir Kıbrıs vetosu...
Ancak durum Papadopulos'un işini kolaylaştırmak yerine, muhtemelen zorlaştıracak, çünkü Türkiye'nin üyelik sürecine veto kullanma konusunda ülke içinde maruz kaldığı baskıları artıracak. Papadopulos'un Türkiye'den şunu istediğini varsayalım: Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, 3 Ekim tarihinden önce, tam olarak diplomatik açıdan tanınması. Türkiye'nin iki seçeneği olacak: 1. Buna uymak, 2. AB üyeliğiyle ilgili çabaları terk etmek.
Eğer Türkiye uzlaşma yolunu seçerse, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımasının söz konusu olmadığı yönünde yaptığı kesin açıklamanın ardından, Erdoğan hükümeti, yönetimde 24 saatten daha fazla kalamaz. Eğer reddederse ve AB sürecini terk ederse, ekonomik kriz ve iç kargaşaya neden olurken, Türk politikası üzerinde AB vasıtasıyla kullanabileceği nüfuzu tamamen kaybedecek.
Lefkoşa ve Atina, Türkiye'de, ülkede kargaşaya neden olacak ve Kemalistleri yeniden yönetime getirecek bir krizin, Kıbrıs ve Yunanistan'ın çıkarına olmadığını biliyor. Bu yüzden de 17 Aralık tarihinde Türkiye'ye tarih verildiği zaman, veto kullanmak istemediler. Yunanistan, Türkiye'nin Kıbrıs'ı tanımayı reddetmesini 'çelişkili' olarak nitelendirdi. Bu çelişkinin sorumlusu, Kıbrıs'ı tanımadan ve adadaki Türk askerinin varlığına hiç değinmeden, Türkiye'ye tarih vermeye karar veren AB'ye üye 25 devlettir. Öte yandan, Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerine başlamasıyla Kıbrıs sorununun çözümü arasında ilişki kurulmaması, Kıbrıs hükümetinin stratejik tercihi. Eğer Türkiye'yle üyelik müzakereleri başlamazsa, bu, Kıbrıs sorunundan kaynaklanmayacak. Süreç, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tanınmaması bahanesi ile bloke edilse bile... En sonunda ne olursa olsun, kabak Avrupa eliyle bölünecek Kıbrıs'ın başına patlayacak. (Rum gazetesi Politis, 3 Ağustos 2005)