Onca çaba boşuna mı?

Nihayet Irak ulusal meclisine sunulan anayasa taslağı, birleşik ve barışçı bir Irak umutlarını pek yeşertmiyor.
Ne de bir son tarih dayatmak konusundaki siyaseten güdülenmiş saplantısı nedeniyle kapsayıcılığı...

Nihayet Irak ulusal meclisine sunulan anayasa taslağı, birleşik ve barışçı bir Irak umutlarını pek yeşertmiyor.
Ne de bir son tarih dayatmak konusundaki siyaseten güdülenmiş saplantısı nedeniyle kapsayıcılığı, kadın haklarını ve hukukun üstünlüğünü teşvik etme sorumluluğu gölgede kalan Bush yönetiminin isteklerini tam olarak yansıtıyor.
Meclis liderliği hassas davranarak, kötü şekilde yazılmış taslağın federalizm konusundaki tartışmalı maddelerini gözden geçirmek için kendisine birkaç gün daha zaman tanıma kararına vardı. Ne yazık ki bu konudaki yoğun mesai, İslam hukukunun temel alınması ve kadınların medeni ve mülkiyet haklarına yönelik tehditler gibi diğer tartışmalı maddeler üzerinde yapılması gereken önemli değişikliklere zaman bırakmadı.
Taslak meclisin önüne, son tarihi aşarak, Washington'ın istediğinden bir hafta sonra ve ancak anayasa hazırlık komisyonuna geçen yıl güç bela dahil edilebilen Sünni Arapların neredeyse son dakikaya kadar bir kenara itilmesiyle gitti. Bush yönetiminin anayasayı, Sünni isyancılardan destek kazanmanın bir yolu olarak teşvik ettiği düşünülürse, bu dışlayıcı adım pervasızca ve savunulamazdı.
Sünnilerin ezici çoğunluğu güçlü bir merkezi hükümetten yana. Onların müzakerelerin dışında kalmasıyla, teokratik eğilimli Şiiler ve ayrılıkçı eğilimli Kürtler, dar çıkarlarını ulusal çıkarların önüne geçirmek için gereken fırsatı bulmuş oldu. Taslağın, Kürtlere özerkliklerini gevşek bir federal hükümet altında uygulama imkânı tanıdığı söyleniyor. Dinci Şiiler de anayasada ve Yüksek Mahkeme'ye kadar bütün hukuk sisteminde İslam'ın temel alınması yönünde bastırdı.
Aylar önce ABD, laik Kürtlerin Şii dinci partilerini dizginleyeceğini, Şii çoğunluğun da Kürt ayrılıkçılığını sınırlandıracağını söyleyerek şüphecileri yatıştırmaya çalışıyordu. Fakat görünen o ki bu iki grup dengeleyici değil, birbirini güçlendiren güçler olarak hareket etti. Taslak çıksın da ne olursa olsun diyen Washington da bu uzlaşmayı teşvik etmiş oldu.
En İran yanlısı ve köktendinci Şii partiler (sözgelimi Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi), taslağın Basra etrafındaki petrol zengini Şii bölgeleri için özerklik de sağladığına hükmedince, bir anlaşmaya varmak daha da kolaylaştı. Şükür ki anayasada keşfedilmiş durumdaki kuyulardan elde edilen petrol gelirlerinin, doğrudan yeni bölgesel hükümetlere verilmesi değil, ulus çapında nüfus oranında paylaştırılması öngörülüyor. Diğer türlü petrolü olmayan Sünni bölgeleri hepten müşkül durumda kalacaktı. Fakat Irak'ı gevşek bağlantılı federal birimler halinde toparlamak, Sünnilerin yeni anayasa ve hükümete yönelik yabancılaşmasını muhtemelen yine de artıracak. Bu da olsa olsa isyanın güçlenmesine yol açabilir.
Meclisin salt çoğunluğunun taslağı onaylaması sadece bir ilk adım olacak.
Anayasa taslağı bunun ardından ekimde ulusal referanduma sunulacak. Sünnileri bu karardan dışlamak işleri hiç de kolaylaştırmayacak. Eğer dört büyük Sünni çoğunluklu eyalette seçmenlerin en az üçte ikisi taslağı reddederse, anayasa da yürürlüğe girmeyecek. Diğer kesimlerden de muhalefet gelmesi mümkün. Bağdat yakınındaki merkez eyaletlerde yaşayan Şiilerin de petrolü yok ve onlar da federalizmden yana sıkıntılı.
Birçok kadın, tehdit altındaki hakları nedeniyle kendilerini savunma ihtiyacı duyabilir. Bütün bölgelerden laik Iraklılar, Irak'ı İslam cumhuriyeti ilan ettiği ve değişmez İslam ilkeleriyle çatışan tüm yasaları yasakladığı söylenen bir anayasaya karşı çıkabilir.
Amerikalılar Irak'ta can vermeye devam ediyor, fakat misyonları giderek sarpa sarıyor. Kitle imha silahlarının bulunamaması uzun süre önce ağır bir darbe oldu. Şimdi ABD, Iraklılara Ortadoğu için bir özgürlük, ahenk ve demokrasi kalesi yaratmak konusunda yardım etme sözünden caymaya da hazır görünüyor. ABD'nin onca zahmete İran tarzı bir Şii teokrasisi için katlanmayı göze alacak kadar umutsuz hale gelip gelmediğini zaman gösterecek. (Başyazı, 23 Ağustos 2005)