Özelleştirme milliyetçileri yanılıyor

Özelleştirilecek kuruluşlara talep artınca tepkiler de arttı. Fakat bu tepkilerin yöneldiği hedef belli değil. Tepkiler özelleştirmenin kendisine mi?
Haber: SÜLEYMAN YAŞAR / Arşivi

Özelleştirilecek kuruluşlara talep artınca tepkiler de arttı. Fakat bu tepkilerin yöneldiği hedef belli değil. Tepkiler özelleştirmenin kendisine mi? Yoksa özelleştirilecek olan şirketlere talip olan yabancı yatırımcılara mı? Ya da ihale sürecinde yapılan işlemlere mi? Hangisine tepki gösteriliyor doğrusu pek anlaşılmıyor.
Yaklaşık 20 yıldır özelleştirilmek için bekleyen KİT'lere bir türlü gelmeyen yabancı yatırımcı şimdi geldi. Bunun nedeni dünya finans piyasalarında ortaya çıkan tasarruf fazlası. Yabancı yatırımcının geldiğini görünce, yerli yatırımcılar kesenin ağzını açtı. Bugüne kadar katıldığı özelleştirme ihalelerinde KİT'lerin ederinin yarısını bile vermeyen yerli alıcılar, KİT'lere ederinin üzerinde fiyatlar vermeye başladı. KİT'lerin taliplerinin arttığı bu süreçte, aslında AKP hükümeti KİT'leri satarak kendi gücünü azaltıyor. Çünkü bugüne kadar her siyasi iktidarın yaptığı gibi o da ekonomik ve siyasal olanaklar sağlayan KİT'leri elinin altında tutup, seçim döneminde seçmenleri için çıkar aracı olarak kullanabilirdi.
Devlet şirketi-politikacı ilişkisi
AKP hükümeti özelleştirme yaparak devlet şirketleriyle politikacı arasındaki ilişkiyi kesiyor. Devletin şirketleriyle politikacı arasındaki ilişki kesilince politikacının doğrudan kullanabileceği güç ortadan kalkıyor. Böylece KİT'ler, devlet gücünü kullanan politikacının halk üzerindeki 'baskı aygıtı' olmaktan çıkıp, 'tüketici'nin emrine giriyor.
KİT'ler tüketicinin hâkimiyetine geçtiğinde artık politikacılar, Türk Telekom'a yönetim kurulu üyesi atayamayacak, seçilemeyen milletvekili adayını genel müdür olarak tayin edemeyecek. Tüpraş'ın hangi işçiyi işe alacağına, hangi banka ile çalışacağına karar veremeyecek. Ereğli Demir Çelik ürünlerini kimin alıp satacağına politikacılar artık karışamayacak.
Muhalefetin durumu
Bu yönüyle özelleştirme aslında politikacı için cesaret isteyen bir iş. Demek ki hükümet bu cesareti gösterebiliyor, fakat AKP'nin bu cesaretini muhalefet partileri gösteremiyor. Onlar hâlâ KİT'lerden kendilerine fayda bekliyor. Oysa KİT'lerin 34.2 katrilyon TL (25.5 milyar dolar) borcu var. Üstelik borçlar her yıl artıyor. KİT'lerin özel şahıslara borcu 5.1 katrilyon TL, Hazine'ye borcu 3.4 katrilyon TL ve vergi borcu ise 2.4 katrilyon TL. KİT'ler kısa sürede özelleştirilmezse gelecek hükümetler ellerinde KİT değil, müflis kuruluşlar bulur.
Hazine Müsteşarlığı verilerine göre, özelleştirme kapsamındakiler dahil, işletmeci KİT'lerin borç stoku, milyar TL olarak, şöyle:
Ticari bankalar 541.669, vergi 2.435.893, SSK 471.680, Hazine 3.409.855, resmi daireler 1.191.558, özel şahıslar 5.110.008, üreticiler 539.948, KİT 12.147.752, Hazine devirli 3.618.880, Hazine garantili 3.422.679, diğer 1.312.481... Toplam 34.202.403.
Bu borç yapısı dikkate alınırsa, KİT'leri almaya gelen yabancı sermayeye karşı çıkmak hiç akıllıca değil. Zaten bugüne kadar özelleştirilmesi tamamlanan kuruluşlardan yabancı yatırımcılar doğrudan 264.7 milyon dolarlık hisse alımı yapmış. Özelleştirme İdaresi'nin toplam tahsil ettiği 10.7 milyar dolarlık özelleştirme geliriyle ile karşılaştırdığımız takdirde, yabancı sermayenin sadece payı yüzde 2.4 oluyor. Bu oran, yabancı sermayenin Türkiye'nin özelleştirme uygulamalarına katılımının çok düşük düzeyde kaldığını gösteriyor.
Oysa Macaristan'da yabancı sermayenin özelleştirmelere katılım oranı sanayi üretiminde yüzde 66, telekomünikasyonda yüzde 90, bankacılık alanında yüzde 70'tir. Rusya'da ise yabancı sermayenin özelleştirilen şirketlere katılım oranı ortalama yüzde 21.5'tir.
Yatırım sıralaması
Türkiye'deki yabancı yatırımcılar, aldıkları şirketlere yapılan yatırım sıralamasında birinci sırada. Yabancı, yerliye göre özelleştirilen şirketlere daha fazla yatırım yapmış. Beş çimento fabrikasını özelleştirme portföyünden satın alan Societe des Ciments Français, toplam 105 milyon dolara satın aldığı fabrikalara 450 milyon dolarlık yatırım yapmış.
Bu yatırım tutarı özelleştirilen tesislere yapılan en yüksek tutar oluyor. Özelleştirme sonrası yapılan yatırım tutarlarına bakarsak yabancı sermayenin iddia edildiği gibi KİT'leri yabancılaştırmadığını, milliyetçi söylemin aksine KİT'lere yerli girişimcilerden daha fazla yatırım yaptığını söyleyebiliriz.
Diğer rakamlara gelirsek... KİT'lerin borç stoku, bu kuruluşların vergilerini bile ödeyemeyecek durumda olduklarını gösteriyor. Bu durumda, özelleştirme için çaba harcanması ve yabancı sermayenin davet edilmesi kaçınılmaz bir çıkış yolu. Yargı sürecinde engel çıkmazsa tahakkuk eden özelleştirme geliri 12.5 milyar dolar civarında olacak. Halen nakit tahsilat 1.3 milyar dolara ulaştı. Bu rakamlar bile KİT'lerin geleceklerini kurtarmaya yetmiyor. Bu yüzden, bütün bu verileri değerlendirip özelleştirmenin neresine karşı olduğumuzu açıkça ortaya koyalım. Piyasa ekonomisi içerisinde özelleştirmenin kendisine ve KİT'lere talip olan yabancı sermayeye karşı çıkmak ekonomik akla pek uygun olmuyor çünkü.
Uygulamalara itiraz
Hükümetin izlediği ihale sürecine itiraz edebiliriz, etmeliyiz de. Zira özelleştirme ilanlarında ödeme koşulları kamuoyuna duyurulmuyor.Bu çok önemli bir eksiklik. Hükümet bu konuda şeffaf olmalı, zira ödeme koşulları fiyatın belirleyici unsurudur.
Başbakan, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun başkanı olarak yatırımcılarla görüşebilir, görüşmelidir de. Çünkü, imza atacakları kararda kime, neyin verildiğini kurul üyelerinin bilmesi gerekir. Ama görüşmeleri kamuoyundan gizlemek şüphe uyandırır. Bu konularda hükümet tavrını düzeltirse, vergi bile ödeyemeyen KİT'lerin kurtuluşu özelleştirme yoluyla olacaktır. Aksi takdirde önümüze yine 2001 yılında olduğu gibi batık KİT'ler çıkabilir.

Süleyman Yaşar: İstanbul Üniversitesi öğretim görevlisi, Eski Özelleştirme İdaresi Başkanvekili