Pamuk'un hatırlattığı

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan gelecek hafta buraya gelip, Birleşmiş Milletler'de Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki üyelik müzakerelerini yavaşlatma...

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan gelecek hafta buraya gelip, Birleşmiş Milletler'de Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki üyelik müzakerelerini yavaşlatma tehlikesi bulunan meselelere (Kıbrıs'ın tanınması gibi) dair bir konuşma yapacak. Fakat Erdoğan, Türk kimliğine 'alenen hakaret ettiği' gerekçesiyle hakkında dava açılan ünlü romancı Orhan Pamuk'un meselesine de değinmek durumunda.
Şubat ayında bir İsviçre gazetesi, Pamuk'un Türkiye'nin Ermeni soykırımını ve daha yakın dönemde yaklaşık 30 bin Kürt ayrılıkçının ölümünü tartışmayı uzun yıllardır reddetmesi hakkında söylediği sözlere yer verdi. Pamuk'un sözleri Türk milliyetçilerinde infial yarattı ve Pamuk ülkeyi terk etti. Şimdi üç yıl hapis cezası ihtimaliyle yüz yüze.
Pamuk'a yöneltilen suçlamalar ifade özgürlüğü standartlarını ihlal ediyor ki Türkiye'nin AB'ye kabul edilmesinin önkoşullarından biri de bu. Suçlamalar aynı zamanda Pamuk'un yazdıklarının özünü de oluşturuyor. Türk kimliği meselesi, Pamuk'un eserlerini biçimlendiren bir husus. 'Benim Adım Kırmızı' romanında Pamuk, okuyucularının Türkiye'nin geçmişindeki etnik ve kültürel çeşitliliği unutmalarına asla izin vermiyor.
Ne de okuyucularına 'İstanbul'da birçok gayrı müslim mahallesinin yerle bir edildiği 'açıkça kışkırtılmış' 1955 ayaklanmalarını hatırlatmaktan geri duruyor. Türk kimliği kavramının altında, bugün hâlâ hissedilen bir gerilim yatıyor ve bu Pamuk'un yazdıklarını besliyor.
Pamuk'un sözlerinin yayımlanmasının üzerinden yaklaşık altı ay geçti, davanın şimdi açılmasının arkasındaki sebepler belirsiz. Sebep ne olursa olsun, bu dava, Türkiye'nin Batı ile buluşmasının önündeki en büyük engellerden birinin, kendi tarihiyle yüzleşmekten kaçınması olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. (Başyazı, 10 Eylül 2005)