Papadopulos'la nereye kadar?

Papadopulos, AKEL'in kuruluşunun 80. yıldönümü nedeniyle gerçekleştirilen kurultay toplantısındaki konuşmasında AKEL'e övgüler yağdırırken, "AKEL'in sosyal ve ekonomik adalet için yıllardır verdiği mücadeleleri" övmekle sınırlı kalmadı.
Haber: Alekos Konstantİnİdİs / Arşivi

Papadopulos, AKEL'in kuruluşunun 80. yıldönümü nedeniyle gerçekleştirilen kurultay toplantısındaki konuşmasında AKEL'e övgüler yağdırırken, "AKEL'in sosyal ve ekonomik adalet için yıllardır verdiği mücadeleleri" övmekle sınırlı kalmadı. Papadopulos ayrıca, AKEL'in Kıbrıslı Türklerle ilgili politikasını da övdü: "Kıbrıslı Türklere gelince, hepimiz biliyoruz ki, Kıbrıslı Türklerle yeniden yakınlaşma politikasını öneren ve birçok kişi bu doğru politikayı reddederken, bu konuda sebatla ve sabit bir şekilde ısrar eden ilk parti AKEL'di."
Makarios Drusiotis'in 'İlk Bölünme' adlı son kitabını okurken şöyle düşündüm: Eğer Papadopulos'un ve o dönemde Akritas örgütündeki çalışma arkadaşlarının planları başarılı olsaydı, AKEL Partisi, yeniden yakınlaşma ile ilgilenemeyecekti, çünkü yeniden yakınlaşacağı Kıbrıslı Türkler olmayacaktı.
Makarios Drusiotis kitabında, "İşgal tehlikesi ne zaman gündeme gelse, Kıbrıslı Türklerin infaz edilme tehdidinin yeniden ortaya çıktığından" bahsetmekte. 6 Ağustos tarihinde (1964) bir Türk gemisinin asker indirmek amacıyla Erenköy bölgesine yaklaştığına dair bilgiler alındığı zaman, Çalışma Bakanı Tasos Papadopulos Amerikalılara, Türklerin Kıbrıs'ı işgal etmesi halinde, Kıbrıslı Rumların "iç durumu düzeltmek" için planları olduğu mesajını gönderiyordu. "Eğer Türk donanması, 12 mil sınırları içine girerse, bunu işgalin başlangıcı olarak sayacağız. Hesaplarımıza göre bu bize, kendimizi savunabilmemiz amacıyla Kıbrıslı Türkleri temizlemek için 75 dakika sunuyor ve bunu yapacak plana ve yollara sahibiz". (Drusiotis, ABD'nin Milli Arşiv belgelerine atıfta bulunuyor. Bu belgelerde Tasos Papadopulos'un mesajı bulunmaktadır).
Papadopulos ve Akritas, 75 dakika içinde Kıbrıslı Türkleri
'temizleyecekti' ve AKEL liderliği yeniden yakınlaşma ile ilgilenmeyecek ve hiç kimse de onların bu politikalarını küçümsemeyecekti (Gerçekten de bu yeniden yakınlaşma politikasını küçümseyenler kimlerdi ve kimler? Papadopulos'un ertafındakiler değil miydi ve hâlâ değil mi?).
Drusiotis'in kitabından aktarmaya devam ediyorum: "Papadopulos'un Kıbrıslı Türklerin temizlenmesiyle ilgili tehdidi daha sonra Bakanlar Kurulu kararına dönüştü" (...). General Karayannis, "Bu kararı bana Bakan Yorgacis açıkladı ve benden verilen sürenin bitmesinden sonra
yerle bir edilmek üzere iki Türk köyü göstermemi istedi" diyor. Karayannis, 'savunmasız insanları infaz etme' görevini üstlenmeyi reddettiğini belirtti bu korkunç şeyleri okurken, bu soykırımı ne kadar hastalıklı ve suçlu zihinlerin planladığını düşünür. Ayrıca o dönemler hâkim olan aptallığı da düşünür. Kıbrıslı Türkleri 75 dakika içinde temizleme veya Kıbrıs Türk köylerini yakma tehdidinde bulunanlar, uluslararası toplumun kendilerini hiçbir şey yapmadan seyredeceğini mi sanıyordu?
Ülkemiz ve hepimiz için korkunç şansızlık şudur: Tarihimizin bu en karanlık döneminin başrol oyuncularından biri, daha güçlü biçimde geri gelmiştir veya daha doğrusunu söylemek gerekirse, geri gelmemiştir,
onu bize AKEL liderliği geri getirmiştir. (Rum gazetesi, 28 Nisan 2005)