Para, parasıza harcanmalı

Türkiye'nin kuşkusuz geçmişten gelen ve bir kördüğüm halini almış pek çok sorunu bulunuyor.
Haber: TÜRKAN SAYLAN / Arşivi

Türkiye'nin kuşkusuz geçmişten gelen ve bir kördüğüm halini almış pek çok sorunu bulunuyor. Ne var ki 'eğitim' bunların hepsinin çözümünde temel çıkış noktasını oluşturuyor. Herkese fırsat eşitliğinde sağlanacak çağdaş bir eğitim ülkemizin başını dik tutması ve çağdaş uygarlığı yakalaması için olmazsa olmazımız!
Bu nedenle de cumhuriyetimizin 'kuruluş' döneminin büyük gelişmeleri hep eğitimle ilgili olmuştur: Öğretimin birleştirilmesi, karma ve zorunlu öğretim, harf devrimi, köy okulları, kız enstitüleri, konservatuvarlar, köy öğretmenleri yetiştirme, halkevleri halk odaları, köy enstitüleri... Aktardıklarımız ve benzer girişimlerle sosyal bir devlette, tek tek her bireyin cinslerarası, bölgelerarası ayırım yapılmadan fırsat eşitliği içinde zorunlu ve ücretsiz eğitim görebilmesi, bir vatandaşlık hakkı olarak belirlenmiş ve uygulanmıştır.
1946'lardan başlayarak popülist yaklaşımlarla ve bilimsel temelden yoksun siyasal girişimlerle 'eğitim' sistemi bir yazboz tahtasına benzemiş, iktidarların artıları eksileri ile bugünkü çıkmazlara gelinmiştir.
AB süreci
AB ile pazarlıkların ya da görüşmelerin başlatılacağı şu günlerde, milyonlarca okumaz yazmazımızla, zorunlu olduğu halde okula gönderilmeyen ya da gidemeyen yüzbinlerce çocuğumuzla, tek bir yabancı dili bile öğretemediğimiz kalabalık sınıflarımız, özgüven ve deneyimden yoksun yetişen, kadrosuzluk nedeniyle çok azı sisteme giren, onbinlercesi ortaklıkta işsiz, kırgın dolaşan öğretmenlerimizle nerelere varabileceğiz?
Bunları oturup konuşmak ve çözüm üretmek yerine Milli Eğitim, adeta toplumla dalga geçercesine her gün kimyamıza uymayan, genel sorunların düzelmesinde hiçbir yararı bulunmayan kararlar alıp duruyor. Liselerin dört yıla çıkarılmasının, hazırlık sınıflarının kaldırılmasının sancıları, açmazları çocukları ve velileri perişan ederken, gecikmiş ihaleler sonucu, bitmemiş, penceresiz okullarda üçlü eğitim yapılırken, birçok ilde, ilçede, ders başı yapılamazken, şimdi, eğitimdeki yeri yüzde 1-2'yi geçmeyen özel okullarla ilgili, geçen yıl başarılamayıp geri çekilen konu tekrar gündeme getirildi.
Cumhuriyetin temel değerlerine sahip çağdaş eğitim veren ve bir/birkaç yabancı dili gerçekten iyi öğreten özel okulların varlığına kimsenin karşı çıkışı yoktur, olamaz da.
Tam aksine, AB'ye yönelik gelişmelerde, resmi okullarımız hiçbir şekilde yabancı dil öğretemediğinden çağdaş özel okullarda yetişen evlatlarımıza yakında şimdikinden de fazla gereksinimimiz olacaktır.
Nedense özel okul deyince salt bu okullar değil, çeşitli tarikatlarca parasal olarak desteklenen, yoksul ama başarılı çocukları alıp onları özel eğitimlerle, kurslar, dershanelerle çok daha başarılı kılan ve bu arada kendi görüşleri doğrultusunda gerekli yönlendirmeleri yapan okullar ve onların korunması, desteklenmesi geliyor insanın aklına!
Özel okullara, çocukları için istenen yüksek maliyetleri karşılayan mali durumu iyi ana babalar çocuklarını gönderirler. Bunun yanında, iyi eğitimin önemini bilen veliler de kısıtlı olanaklarını birleştirip hatta gerekirse kredi alıp çocuklarını oralarda okutabilirler. Bu da onların bileceği bir şeydir.
Bazı özel okulların boş kalan yerlerinin doldurulması için, bizlerin vergileriyle oluşan devlet bütçesinden yarı parasını ödeyerek, özel yetenek zekâ sınavları yaprak Milli Eğitim Bakanlığı'nın öğrenci sunmasına gelince, ülkenin bunca eğitim sorunu varken, özel okulların, koşulları biraz iyileşir, istedikleri bazı yasal olanaklar sağlanırsa, kendilerinin istedikleri yüksek puanları almış başarılı çocuklara ulaşmalarını engelleyen bir şey mi vardır?
Kampanyalar
Zaten birçok özel okul, başarılı burslu öğrenci okutarak eğitime katkı sağlamakta, kız çocuklarının okutulmasıyla ilgili 'Baba Beni Okula Gönder', 'Haydi Kızlar Okula' gibi kampanyalarla sosyal sorumluluklarının gereğini yerine getirmektedir. Bakanlığın 'Ben yaptım oldu/olacak' tavrıyla özel okullarla ilgili gündeme getirdiği önerisinin maliyeyle bağlantılı noktalarının konunun uzmanlarınca değerlendirilmesi yararlı olacaktır.
Özel okulların açılmasını kolaylaştırmak, kapatılmasını zorlaştırmak diye açıklanan maddeyi ise anlamak olanaksız, kim kimi önlüyor, kim kimin önünü açıyor? Bilmece gibi adeta! Ancak açık okunduğunda zeki çocuklarımızı bazı tarikat okullarına, üstelik bizim paralarımızla, vergilerimizle yönlendirmek olarak algılanan 'yarı ücretin devlet tarafından ödenmesi' önerisine şiddetle itirazımız vardır.
Paramız varsa, hiç okula gidemeyenlere destek olalım. Camsız pencerelere cam çerçeve taka-lım. Unutmayalım 'eğitim'den sorumlu birimin adı, Cumhuriyet kurulalı beri 'Milli Eğitim' ya da 'Ulusal Eğitim'dir. Herkese fırsat eşitliğini, devletin okullarını, verdiği eğitimi iyileştirerek sağlayabiliriz, görevimiz budur.

Prof. Dr. Türkan Saylan: Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı