Partilere yardım çelişkisi

Siyasi partilere devlet yardımını kabul eden ülkeler yanında, bu yardımı benimsemeyen ülkeler de bulunmaktadır. Siyasi partilere devlet yardımının kabul edilmesi, finansman sorunu yaşamamaları düşüncesine dayanmaktadır.
Haber: ÖMER FARUK EMİNAĞAOĞLU / Arşivi

Siyasi partilere devlet yardımını kabul eden ülkeler yanında, bu yardımı benimsemeyen ülkeler de bulunmaktadır. Siyasi partilere devlet yardımının kabul edilmesi, finansman sorunu yaşamamaları düşüncesine dayanmaktadır. Ancak bu yardım, siyasi partileri devlet kontrolü altında tuttuğu ve/veya belirli siyasi partilerin de devletçe kollandığı gerekçesiyle eleştirilmektedir.
Ülkemizde 1961 Anayasası'nda devlet yardımı benimsenmemiş, ancak 1965 yılında çıkarılan 648 sayılı Siyasi Partiler Yasası ile bir kısım partilere bu hak tanınmış, 1968 yılında da söz konusu düzenlemede değişikliğe gidilmiştir. Maddenin son haline yönelik açılan davada Anayasa Mahkemesi, partilerin bir bölümünü yardım dışında bırakmanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle anılan düzenlemeyi iptal etmiştir. 1970 yılında kabul edilen ve devlet yardımına olanak sağlayan yasayı incelerken Anayasa Mahkemesi bu kez içtihat değişikliğine giderek, yapılan yardımın anayasal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle bu düzenlemeyi de aynı yıl iptal etmiş, ancak 1971 Anayasa değişikliğiyle iptal edilen kurallar Anayasa'ya taşınarak, devlet yardımına olanak sağlanmıştır.
1982 Anayasası'nda devlet yardımına yer verilmemiş ise de, 1983 tarih ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası'na (SPY) 1984 yılında eklenen ek 1'inci madde ile belirli koşulları taşıyan siyasi partilere devletçe yardım yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesi 1988 ve 1989 yılında verdiği iki ayrı kararında, siyasi partileri sermaye çevrelerinin baskısından korumak amacıyla, objektif ve genel olmak koşuluyla, devlet yardımının olanaklı olduğunu belirterek, davaya konu düzenlemelerin Anayasa'ya aykırılığı iddiasını yerinde görmemiştir. 1995 yılında Anayasa'nın 68/son maddesinde yapılan değişiklikle devlet yardımı
anayasal güvenceye bağlanmıştır. Emredici nitelikteki bu düzenlemeyle, siyasi partilere 'yeterli düzeyde ve hakça' mali yardım yapılması ve bu yardımın tabi olduğu esasların yasa ile düzenlenmesi öngörülmüştür.
SPY'nin 1984'te getirilen, ancak 1987, 1988, 1990, 1992 ve 1999 yılında değiştirilen ek 1'inci maddesine göre:
Milletvekili genel seçimine katılıp, ülke barajını aşmış, yani yüzde 10'un üzerinde oy almış olan siyasi partilerle, aynı maddeye, 1988 yılında eklenen fıkraya göre de, seçimlerde ülke barajını geçemese bile yüzde 7'nin üzerinde oy alan siyasi partilere, 'milletvekili seçimlerinde aldıkları geçerli oy esasına' göre devletçe yardım yapılmaktadır. Ödeme yapılacağı yıl milletvekili seçimi yapılacaksa, yardım üç katı olarak, yerel seçimler yapılacaksa iki katı olarak, her iki seçim de yapılacaksa yine üç katı olarak ödenmektedir.
Ek 1'inci maddeye göre yardım alan siyasi parti, sonradan seçimlere girme yeterliliğini kaybetse bile, bir dahaki genel seçimlere kadar yıllık olarak bu yardımı almaya devam etmektedir. Yasa, seçimlere katılıp yüzde 7'nin üzerinde oy almayı tek başına yeterli görmektedir. 1990 yılında konulan, ancak 1992 yılında değiştirilen geçici 16'ıncı madenin başlığındaki 'geçici' nitelemesi korunurken, yapılan düzenlemenin içeriği nedeniyle geçicilik niteliği kaldırılmış, seçimlere girebilecek biçimde teşkilatlanmış olan ve en az 10 milletvekili bulunan siyasi partilerle, yine seçimlere girebilecek şekilde teşkilatlanmış olmak koşuluyla en az üç milletvekili bulunan siyasi partilere belirli koşul ve miktarda, devletçe yardım yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Geçici 16'ıncı madde ile seçimlerden sonra kurulan, ancak seçimlere girebilecek şekilde teşkilatlanarak transfer yoluyla milletvekili elde eden ya da seçimlere katılmasına rağmen yüzde 7'den az oy alan, ancak transfer yoluyla milletvekili elde eden siyasi partilere devletçe yardım yapılması yolu açılmış, ancak devlet yardımından yararlanmasının kapsamı da genişletilmiştir.
Geçici 16'ıncı maddeye göre yardıma hak kazanan siyasi partilere bu ödemeler yıllık (yılda bir kere) yapıldığından, ödeme için yardıma hak sağlamak yeterlidir. Ödeme, hak sağlandığı tarih esas alınarak yıla orantılı yapılmamaktadır. Bu maddeye göre, yapılan devlet yardımı koşullarını kaybeden siyasi partiye ödenen miktar da, orantılı olarak geri alınmamakta, ancak izleyen yılda ödeme yapılmamaktadır. SPY, ödemenin hak edilen döneme orantılı yapılacağını açıkça düzenlememiş ve yıllık ödeme esasını benimsemiş olduğundan, yardıma hak sağlayan siyasi parti aleyhine bir yoruma gidilemez.
Toplam 48 parti var
Bugün ülkemizde 48 siyasi parti bulunmaktadır. 3 Kasım 2002'de yapılan ve 23 siyasi partinin katılma yeterliliği elde ettiği seçimlere, bu partilerden 18'i katılmış, yüzde 7'nin üzerinde oy alan (toplam geçerli oyların yüzde 78.84'ünü oluşturan) beş siyasi parti (AKP, CHP, DYP, MHP, GP) devlet yardımı almaya hak kazanmıştır. Geçici 16'ncı maddeye göre ise iki siyasi parti (SHP ve ANAP) bu yardımı almaya hak kazanmıştır. Anayasa'daki 'siyasi partilere yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapılır' ölçütü gözetildiğinde, SPY'nin gerek ek 1'inci, gerekse 16'ıncı maddesiyle, Anayasa'nın öngördüğü düzenlemenin 'gereği gibi' yerine getirildiği söylenemez.
29.3.2005 tarih ve 5335 sayılı yasa ile geçici 16'ncı madde kaldırılmıştır. 5325 sayılı yasa bir yönüyle isabetli ise de, konuya anayasal bakış açısıyla yaklaşılmayarak, 'yeterli düzeyde ve hakça' bir devlet yardımını sağlayacak düzenleme de yapılması yoluna gidilmemiş, devlet yardımının ek 1'inci madde kapsamında belirli siyasi partilere yapılması yolu iyice pekiştirilmiştir. Bu nedenle anılan yasa Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmiştir.
Yaptırım nasıl uygulanacak?
Anayasa'da 2001 yılında, SPY'de 2002 ve 2003 yıllarında yapılan değişikliklerle kapatma yaptırımı yerine, bazı maddelerde ise eylemin ağırlığına göre kapatma yaptırımına seçenek olarak 'devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksunluk yaptırımı' öngörülmüştür. Bu düzenlemeler yapılırken devlet yardımı alamayan 'siyasi parti tüzelkişilikleri' hakkında devlet yardımından yoksunluk yerine bir başka yaptırım getirilmemiştir.
Böylece Anayasa koyucu zımni iradesi ile bütün siyasi partilerin devlet yardımı alacağını kabul etmiştir. Anayasa'nın 68/son maddesi ile de bu yardımın, 'yeterli düzeyde ve hakça' yapılması düşüncesi benimsenmiştir. Anayasal kurallar gözetildiğinde artık yasa değişikliğiyle 'devlet yardımını' bütünüyle kaldırmak olanaklı değildir. Kaldı ki, tüm siyasi partiler için devlet yardımından yoksunluk yaptırımının söz konusu olması karşısında, bu yardımı 'tüm siyasi partilerin' almasını sağlayacak şekilde düzenleme yapılması kaçınılmazdır.
Bugün ülkemizde eylemleri devlet yardımından yoksunluk yaptırımı gerektirmesine rağmen, devlet yardımı alamayan birçok siyasi parti bulunmaktadır. Bu ise devlet yardımı alamayan 'siyasi parti tüzelkişiliklerinin', yaptırımsız kalması gibi çelişik bir durumu da ortaya çıkarmıştır. Devlet yardımından tamamen yoksun bırakılan ya da hakkında bu yolda istemde bulunulan bir siyasi partinin, aynı yıl bu yaptırımı gerektiren bir başka eylemde bulunması durumunda, SPY'ye göre eylem yine yaptırımsız kalmaktadır. Bu nedenle devlet yardımından yoksunluk yaptırımının da gözden geçirilmesi gerekmekteyse de, anılan konu ile SPY'deki diğer çelişkiler bu yazının kapsamı dışındadır. Devlet yardımının koşulları tüm siyasi partileri kapsayacak ve bu yardımın 'yeterli düzeyde ve hakça olmasını' sağlayacak biçimde, Anayasa'ya uygun olarak SPY'de yeniden düzenlenmelidir. Bu düzenleme yapılırken, siyasi partilerin milletvekili seçimlerine katılarak milli iradeyi oluşturmak ve ülke genelinde faaliyet göstermek amacıyla kurulmaları da gözetilerek (SPY madde. 3), 'ülke genelinde' seçimlere girebilmek için ayrıca yeterlilik koşulu aranmamalı, ancak siyasi partiler sadece örgütlendiği illerde seçimlere girebilmelidir.
Tabela partilerine dikkat
Yaşanan örnekler de hatırlanarak, aynı köy mensuplarının köy derneği yerine, siyasi parti kurmalarına ya da gazete ilanı yoluyla maaş vaadiyle sağlanan kişilerle siyasi parti kurmaya olanak sağlayacak kadar dejenere edilen '30 kişi ile' siyasi parti kurabilmek yerine, siyasi parti kurarken her ilden en az bir kurucu üye bulunması koşulu aranmalıdır. İlin kurucu üyesi (o ilde birden fazla kurucu üye var ise parti genel merkezince belirlenen kurucu üye) belirli süre içerisinde o ildeki örgütlenmeyi yapmazsa, kurucu üyeliği düşürülmelidir. Belirli sayıdaki ilde kurucu üyesi ya da örgütü kalmayan siyasi partilerle, arka arkaya iki dönem milletvekili genel seçimlerine katılmayan siyasi partiler (Almanya'daki gibi) dağılmış sayılmalıdır. Böylece ülke genelinde faaliyette bulunmayan ve tabela partisi görünümünde olan siyasi partiler ortaya çıkarıl-mamalı, dolayısıyla devlet yardımı da al-mamalıdır. Siyasi parti kurabilmek ve üye olabilmek için de, 'seçmen olmak' koşulu yeterli görülmeli, siyasi partinin zorunlu organlarında görev alabilmek için Anayasa'nın 76'ncı maddesindeki 'seçilme koşulları' aranmalıdır.
Devlet yardımı miktarının saptanmasında üye ve teşkilat sayısı, seçimlerde alınan oy oranı, milletvekili sayısı, (belirli miktarların üzerinde kalan bağışlar dikkate alınmayarak) toplam gelirler gibi ölçütler gözetilmelidir. Yapılacak yardımların ödeme zamanı da gözden geçirilmelidir. Yardım alabilmek için de, kurulduktan sonra ilk milletvekili genel seçimine kadar belirli sayıda ilde örgütlenmek; yardımın, ilk seçimler ve sonrasında devamı için de seçimlere katılmak koşulu aranmalıdır. Ancak bu koşulları sağlayamayan siyasi partiler için de, asgari bir yardım miktarı belirlenmelidir. 'Mali denetim de' işlevsel hale getirilerek, devletçe yapılacak yardım, yardımı alan siyasi partinin gelirleri toplamını (Almanya'daki gibi) hiçbir şekilde geçmemelidir.
Ömer Faruk Eminağaoğlu: Yargıtay Cumhuriyet Savcısı