Pazarlık değil uyum

AB ile daha önce tam üyelik görüşmelerini yürütmüş başmüzakereciler,
Türkiye'nin başmüzakerecisi Ali Babacan'a dene-yimlerini anlatmışlar ve tavsiyelerde bulunmuşlardı.
Haber: MEHMET ALİ BİRAND / Arşivi

AB başmüzakerecilerinden Ankara'ya tavsiyeler
AB ile daha önce tam üyelik görüşmelerini yürütmüş başmüzakereciler,
Türkiye'nin başmüzakerecisi Ali Babacan'a dene-yimlerini anlatmışlar ve tavsiyelerde bulunmuşlardı. Bunlar, Polonyalı Jan Truszczynski, Macar Peter Balazs, Çek Pavel Teliçka ve Yunanlı Viron Theodoropoulos idi. Sonunda da, müzakere masasının karşı tarafında oturacak Avrupa Komisyonu müzakerecisi Pierre Mirel'i konuşturdum. Başmüzakerecilerin anlattıkları geçen hafta CNNTÜRK' te ve aynı zamanda Radikal ile Posta'da dizi olarak yayımlandı.
Son derece ilginç saptamalarla karşılaştık. Ben de bilmediğim çok şey öğrendim.
O kadar olumlu yankı aldım ve tekrarlanması için öylesine taleple karşılaştım ki, bugün dizinin en önemli, hiç unutulmaması
gereken bölümlerini özetlemek istiyorum. Sanki onların ağzından çıkanları aynen aktarıyormuşum gibi okuyacaksınız. Ancak unutmayın, aşağıdaki satırlar bir özettir ve kelimeleri değiştirilerek toparlanmıştır.
Pazarlık konusu olmayacak
Türkiye, bizlerden farklı bir müzakere süreci yaşayacak. Biz daha rahattık, siz daha katı kurallarla karşı karşıya kalacaksınız. Müzakereler futbol maçı gibi olmayacak. Rugby oyunu gibi kıran kırana geçecek. Unutmayın ki, müzakereler bir pazarlık veya al-ver görüşmesi olmayacak. Siz, AB kurallarına hangi sürede ve nasıl uyum sağlayacağınızı bildireceksiniz, AB bunu kabul veya reddedecek. Zira, AB'ye katılmak isteyen sizlersiniz. AB, Türkiye'ye katılmak istemiyor. AB kamuoyunda genişlemenin geneline ve özelde de Türkiye'ye karşıt eğilimler işinizi daha da güçleştirecektir.
Ne istediğinizi çok iyi saptayın
Her şeyden önce, siz kendi hesabınızı iyi yapmalısınız. Ekonominizin röntgenini iyi çekmeli, gereksinimlerinizi, zayıflıklarınızı ve uzun vadede ne yapmak, nereye gitmek istediğinizi çok iyi saptamanız gerekir.
Bunu iyi yapamazsanız, müzakerelerde büyük zarara uğrarsınız. AB sizi istediği gibi yönlendirir. Hatanızın cezasını da ileride çekersiniz. Bu hazırlık sırasında bürokrasinizi iyi hazırlayın. Aman iyi koordine
edin. Bürokrasi direnecektir.
Bunu engellemenin yolu cezalandırmak değil, onları inandırmaktır.
Ekibinizi işini iyi bilen ve AB'ye inanmış teknisyenlerden seçin. Müzakerecinizin siyasi ağırlığı veya başbakana çok yakın bir kişi olması lazım. Telefon ettiği anda başbakana ulaşamayanı başmüzakereci yapmayın.
Ön hazırlığın diğer önemli yanı, AB muktesebatının iyi bilinmesi. Eğer AB'nin kurallarını iyi bilmezseniz, müzakerelerde hep sorunlarla karşı karşıya kalırsınız.
Asıl pazarlık içeride olacak
Hiç değişmeyen kural, asıl pazarlıkların AB ile değil, içeride kendi aranızda geçeceğidir. Müzakerelerin yüzde 80'i kendi içinizde, yüzde 20'si AB ile görüşmelerde yapılacak. Bundan dolayı, tüm müzakereler süresince, kendi bürokrasinizi inandırmaya büyük önem verin. Aynı şekilde meslek kuruluşlarını, çıkar çevrelerini, sivil toplum örgütlerini işin içine alın. Müzakereleri onlarla paylaşın, onların nabzını iyi tutun
ve sürekli şekilde desteklerini elde etmeye çalışın. Aksi halde işin içinden çıkamaz ve içeride mağlup olursunuz.
Medya ve kamuoyunu kollayın
Müzakerelerin başlamasıyla birlikte kamuoyundaki heyecan azalacak ve yavaş yavaş muhalefet artacak. Çıkarları bozulacak kesimler de kamuoyundaki muhalefeti artıracak, tepkileri kışkırtacak.
O güne kadar hükümetlerin yanında duran özel sektörün büyük bölümü de rahatsız olacak ve ters sesler çıkaracaklar. Bunu engellemenin
en önemli iki etkeni şu: Medya ve hükümetin kararlılığı.
Medya mutlaka eğitilmeli. Bizim medyamız da başlangıçta çok cahildi ve inanılmaz muhalefet yaptı. Cahil medya kadar tehlikelisi yoktur. Uzman gazeteci yetiştirmek için destek verin ve medya ile tüm gelişmeleri paylaşın. Paylaştığınız oranda sorumluluğu da paylaşmış olacaksınız ve sonunda bilinçli bir medya yarattığınızı göreceksiniz.
Hükümet kararlı davranmalı
Müzakereler süresince karşılaşılacak muhalefeti, tolerans düzeyinde tutabilmenin en önemli koşulu, hükümetin başından sonuna kadar kararlılığını ortaya koymasıdır. En ufak bir tereddütte veya hükümet içinden çıkacak ters sesler her şeyi mahvetmeye yeter. Kararlı bir hükümet, sadece içeride değil, dışardaki gelişmeleri de son derece olumlu etkiler.
Abartılı isteklerle çıkmayın
Hepimiz aynı hataları yaptık. Müzakerelere başlarken son derece abartılı istekler saptadık. Biz en fazlasını isteyelim de, en azını alsak dahi kazançlı çıkalım dedik. Maksimalist davranarak karşımızdakileri şaşırtacağımıza inandık ve her birimiz kısa sürede bu tutumun yanlışlığını anladık.
Zira Avrupa Komisyonu bizim ekonomilerimizin röntgenini, yine bizler kadar iyi çekiyor. Yani kül yutmuyorlar. Abartılı isteklerinize hemen karşılık veriyorlar. Sizi çürütüveriyorlar.
Sadece kendinizi dinlemeyin
Müzakerelerdeki isteklerinizde kendinizi yüzde yüz haklı görmeyin. Bu hatayı da yaptık. Gerekçelerimize öylesine inanıyorduk ki, Avrupa Komisyonu'nun bu gerekçeler karşısında direnemeyeceğini düşünüyorduk. Hep tam aksi oldu. Çoğu zaman, bizim söylediklerimizden de etkili karşı gerekçelerle karşımıza geldiler. Masaya oturmadan karşı tarafı da dinleyin.
Sadece kendinizi düşünmeyin
Diğer bir hata, müzakerelerde sadece kendinizi düşünmek, karşı tarafın ihtiyaçlarını dikkate almamak. Hepimiz bu hataya düştük. Aksini yapın. Onların zorluklarını öğrenin ve bu zorluğu nasıl aşabileceğinizi hesaplayın. Onların 'Hayır' demelerini beklemeyin. Siz orta yol formülleri çıkarın. Eğer serbest dolaşım alerji yaratıyorsa, çıkış yolunu araştırın ve kısıtlamayı siz önerin. Veya bambaşka bir konuda herhangi bir ülkenin zorluğu varsa, onu rahatlatın. O zaman göreceksiniz, AB ülkeleri müzakerecileri arasında size bakışlar değişecek. Anlayışlı olduğunuz oranda daha hızlı sonuç alacağınızı bizzat göreceksiniz.
'Olmazsa olmaz' yaklaşımlarını benimsemeyin. Daima uzlaşıya ve orta yolu kabul etmeye hazırlıklı olun. Unutmayın bir meydan muharebesinde değil, ortaklaşa yaşayacağınız yeni bir ev inşaatındasınız.
Kavga etmeyin
Müzakereler sırasında yapılacak en büyük hata, sinirlenmek, bazı konuları
gurur meselesi yapmak ve kriz çıkarmaktır. Bizler de, sesimizi yükselttiğimiz ve kriz çıkardığımız takdirde daha fazla ödün elde edebileceğimizi sanmıştık. Oysa krizlerin büyük bölümünde
veya kavgaların hemen hemen tamamında, onlar istediklerini elde etti. Kavga yerine, gerçekçi olun ve görüşünüzü iyi satın.
Daha önceden üye ülkelerde lobi yapın, nabzı yoklayın. Görüşlerinizi ne kadar inandırıcı hale getirebilirseniz o oranda başarı sağlarsınız. Avrupa Birliği krizler ve kavgalardan nefret eder. Ülkenizin imajını zedelersiniz. Başka yollardan isteklerinizi kabul ettirmeye bakın.
Komisyon'u yanınıza çekin
En büyük hatanız, Avrupa Komisyonu'nu karşınıza almak olur. Tam aksine, Komisyon'u yanınıza çekmelisiniz. Zira Komisyon sizin avukatınız, üye ülkelerle sizin aranızda bir nevi arabulucu olacaktır. Komisyon'u ne kadar iyi dinler, onların uyarılarını ne kadar iyi benimser ve görüşlerinizi onlara ne kadar iyi anlatırsanız o kadar başarılı olursunuz. Komisyon müzakerelerin bitmesi ve tam bir anlaşmaya varılmasını isteyen
organ olduğundan dolayı, size çok destek çıkacaktır. Aman Komisyon'u hırpalamayın.
Avrupa kamuoyuna şirinlik yapın
Hepimiz yaptık, sizlerin ise çok daha fazla ihtiyacı var. Arupa kamuoyu her genişlemeden rahatsız olur. Hele Türkiye ile genişlemeye daha da kuşkuyla bakacaktır. Bundan dolayı, AB kamuoyunu yanınıza çekmek zorundasınız.
Bu, çok pahalı ve zor bir iş.
Ancak mutlaka yapmalısınız.
Her ülkede farklı duyarlıklar söz konusu. Türkiye'nin farklı bir imajı var. Bunlara dikkat ederek sürekli bir kampanya düzenlemeli ve imajınızı değiştirmelisiniz. Bunu üye ülke hükümetlerine bırakırsanız, kendi tuzağınıza düşersiniz. Onlar kendi çıkarlarına göre hareket eder.
Sabırlı olun, kırılmayın ve kazanın
Çok hırpalanacak ve çok sinirleneceksiniz. Karşı taraf ile bir çıkar çatışması yaşanacağından dolayı, kimileri sizi inadına sinirlendirecek, kaba sözler, inciltici yaklaşımlar ortaya çıkacak. Kimi cehaletinden, kimi kasten nasırınıza basacak. Hepimiz bunları yaşadık. Kızmayın, aman sert tepki göstermeyin. Bir bölümünü hiçbir şekilde ciddiye dahi almayın.
Sabırlı olun. Zira AB sürekli, kendi içinde tartışan, sürekli değişen bir birlik.
Gururunuzun esiri olmayın. AB her işinize karışacaktır. Bize yaptıklarının
aynını size de uygulayacaktır. Unutmayın ki, sizin katılmanız birçok ülkenin pastasını küçültecek, birçok ülkenin de daha fazla para harcamasına neden olacak. Bundan dolayı tepkileri doğal görün.
Bütün bunlar yaşanırken bir tek noktayı unutmayın: O da, bütün bunlar geçtikten sonra asıl kazançlı taraf siz olacaksınız.