Polonya lideri AB zirvesinde Nazi krizi çıkardı

AB, gerçekten Avrupa Topluluğu olmaktan çıkıp Avrupa Birliği haline gelmesini sağlayacak AB Anayasası'nı Fransa ve Hollanda referandumlarında reddinden iki yıl sonra ahı gitmiş vahı kalmış halde de olsa devreye sokma sınavından geçiyor.

BRÜKSEL - AB, gerçekten Avrupa Topluluğu olmaktan çıkıp Avrupa Birliği haline gelmesini sağlayacak AB Anayasası'nı Fransa ve Hollanda referandumlarında reddinden iki yıl sonra ahı gitmiş vahı kalmış halde de olsa devreye sokma sınavından geçiyor. Dün Brüksel'de toplanan 27 üye ülkenin liderleri, dönem başkanı Almanya Başbakanı Angela Merkel'in anayasanın yerini almak üzere hazırladığı 'Reform Anlaşması' taslağı üzerinde sıkı pazarlığa tutuştu. Her daim AB'ye destekten çok köstek olma misyonu üstlendiği spekülasyonu yapılan Britanya yine 'Egemenlik haklarım' diye tuttururken, Almanya'yla tarihi husumetini kaşıyan Polonya nüfusu hesaplanırken Nazilere kurban giden vatandaşlarının da katılmasını isteyerek şok etkisi yarattı.
Merkel'in uzlaşma uğruna 'anayasa' sözünü çıkarıp attığı reform taslağı, öncelinin aksine ne AB bayrağı, ne AB marşı ne de AB Dışişleri Bakanı'ndan söz ederken, masraftan kısmak için AB Konseyi Başkanlığı'nı 2.5 yıla çıkarıyor. Hatta "Birliğin karşılaşacağı gelişmeler karşısında yetkilerini artırmak ya da azaltmak için AB anlaşmaları değiştirilebilir" diyor. Taslak, oybirliğiyle benimsenirse, temmuzda Portekiz'in dönem başkanlığındaki hükümetlerarası konferansa havale edilip aylarca hukuki değerlendirmelere yatırılacak.
Yine de Polonya ile Britanya veto tehdidi savuruyor. Taslak, AB Konseyi'nde çifte çoğunluk oylama sistemi (kararın üye ülkelerin yüzde 55'i tarafından kabul edilmesi, onaylayan ülkelerin AB toplam nüfusunun yüzde 65'ine denk gelmesi) öngörüyor. Bunun Almanya gibi nüfusu büyüklerin oylarını belirleyici kılacağını savunan Polonya "Her ülke nüfusunun karekökünü alalım. Bir ülkenin dört katı nüfusa sahip ülke, karekökü alınınca, konseyde o ülkenin sadece iki katı oy gücüne sahip olacak. Bir ülkenin dokuz katı nüfusa sahip ülke, karekökü alınınca, o ülkenin sadece üç katı oy gücüne sahip olacak" önerisini getirdi.
'Almanlar olmasa daha kalabalık olurduk'
Önerideki ısrarını 'Ya karekök ya ölüm' sloganına dönüştüren Polonya Başbakanı Jaroslav Kaczynski, dün Financial Times'a demecinde Nazi zulmüne atıfla zirvenin gerilimli başlamasına yol açtı: "Sadece bizden alınanın geri verilmesini istiyoruz. 38 milyon nüfuslu Polonya, 1939-45'ten geçmeseydi, bugün nüfusu 66 milyon olurdu. Polonya'ya tasavvur edilemez acılar getirenlerin Almanlar olmasına rağmen, bugün Polonyalılar Almanları severken, Almanlar bizi sevmiyor." Lech'in devlet başkanlığını üstlendiği Kaczynski ikizlerinin babası, 1944'teki Varşova isyanında Almanlarla çarpışmıştı.
Veto tehdidi savuran Britanya Başbakanı Tony Blair'in hukuk ve güvenlik konularında oyçokluğuyla değil oybirliğiyle karar alınması talebini karşılamak içinse Merkel, 'Anlaşmazlık halinde ülkelerin üçte biri uygulamaya giderken diğerleri katılmayabilir' maddesini ekledi. Ama Blair'in başta grev olmak üzere işçi haklarını genişleteceği kaygısıyla karşı çıktığı AB temel haklar şartının bağlayıcılığından ödün vermedi.
Zirvede, Malta ve Kıbrıs Rum Yönetimi'nin 2008'de avroya geçişine yeşil ışık yakıldı. Avro bölgesi üyelerini 15'e çıkaracak nihai karar 10 Temmuz'daki Ekonomi ve Maliye Bakanları Konseyi'nde alınacak. (Dış Haberler)