Saddam Hüseyin ve Irak'ın idamı

Ortadoğu halkları bu tür görüntülere alışık değil. Eski devlet başkanı da keza.
Haber: GASSAN ŞERBEL / Arşivi

Ortadoğu halkları bu tür görüntülere alışık değil. Eski devlet başkanı da keza. Saray zorla elinden alınıyor, ardından orada kalmayı meşrulaştırma amaçlı bir anayasa çağrısı yapılıyor. Sahibine kabir yolu açılarak saraydaki oturum süresi uzatılıyor.
Genel düşünce Saddam Hüseyin'in bir gün sanık sandalyesine gideceğini tahmin etmediği yönünde. Oysa hiçbir Iraklı ona adını ve soyadını sorma cüretinde bulunamazdı. Saddam'ın tek tahmini kendisine karşı ateş açılacağı veya yemeğine zehir katılacağı şeklindeydi.
Sahne aslında hiç de basit değil. Dün mahkemenin ehilliğini ve meşruluğunu inkâr eden adam kendi döneminde boyunların akıbetini elinde tutmuş biriydi. Basit bir şüphe öfkesini kusması için yeterliydi. Ölüm makinesini bir şahsı, aşireti veya beldeyi yok etmek için çalıştırıyordu. 'Sayın başkan ve komutanın' orduyu uluslararası sınırı çiğnemesi ve başka bir devleti ortadan kaldırması için harekete geçirme kararı alması yeterliydi.
Bir dönem yargılanıyor
Duruşmayı izleyenlerin gizli bir ağlamayı ve derin haykırışı işitmeleri mümkündü. Irak'ın devlet başkanı sıfatıyla anayasa haklarını korumakta ısrar eden adam, en azından bizim bölgemizdeki rekor düzeydeki ölümlerin adıydı. İnsanları ve korkunç zenginlikleri yakan iki yıkıcı savaş açma fırsatı kendisinden başkasına verilmedi. Ülkenin topraklarını toplu mezarlara, dul ve yetim bırakma atölyelerine çevirmek başkasına nasip olmadı.
Büyük bir despotun kendisini kafeste bulması, nihayetinde sorgulamaya ve mahkemeye boyun eğmesi güzel.
Saddam Hüseyin'in yabancı darbelerle devrilmiş olması, bu savaşı gayrimeşru ve felaket yolunun açılması olarak görsek de onun büyük hatalarını temizlemez.
Despotun önüne geçilmeli
Sahnedeki en önemli nokta sarayını ancak ölümle terk etmeyi uman bir despot karşısında hukukun ve adaletin başarısı düşüncesidir. Çünkü gelecek geçmişin taşları üzerine inşa edilemez. Saddam Hüseyin'in yargılanması bir dönemin yargılanmasıdır. Gerçekleşmesi mümkün en önemli husus ise Irak'ın yeniden, yöntemleri ve ekolü farklı olsa da başka bir despotun yönetimi altına girmesinin önüne geçilmesidir. Saddam Hüseyin'in düşüşüne sevinerek dans edenler o vakitten itibaren gerekli oranda vatansever sorumlulukla hareket etselerdi yargılama daha gerçekçi olurdu.
En önemli olay Saddam'ın değil onun bir zamanlar hükmettiği ülkenin akıbetidir.
Saddam sonrası Irak'ın Iraklılar, bölge ve dünya için Saddam'ın Irak'ından daha tehlikeli olduğunu itiraf etmek kaçınılmaz. Amerikan yönetiminin bundaki sorumluluğu açık ve net. Fakat bu durum Iraklı güçlerin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Saddam iktidarı kaybetti ancak Irak bütünlüğünü, mezhepçilik, ırkçılık ve terörist darbelerin gürültüsüyle kaybetme yolunda ilerliyor. Saddam idam yolunda olabilir ancak Irak'ın da idam adayı olması endişe verici. Irak'ın intiharının büyük acıların sonu değil başlangıcı olacağını hatırlatmak gerekli. (Londra'da Arapça yayımlanan El Hayat gazetesi, 20 Ekim 2005)