Sandıktan sorular çıktı

Almanya'daki seçim sonuçları büyük bir belirsizlik demek. CDU/CSU ve FDP daha çok oy almış olabilir, fakat tarihsel olarak istikrarsız azınlık hükümetlerinden hiç hazzetmeyen bir ülkede salt parlamento çoğunluğunu kazanamadılar.

Almanya'daki seçim sonuçları büyük bir belirsizlik demek. CDU/CSU ve FDP daha çok oy almış olabilir, fakat tarihsel olarak istikrarsız azınlık hükümetlerinden hiç hazzetmeyen bir ülkede salt parlamento çoğunluğunu kazanamadılar.
Sayısal olarak başka koalisyon ihtimalleri de var, fakat siyaseten bakıldığında en güçlü ihtimal Merkel'in ikinci en büyük partiyi, yani SPD'yi, 39 yıldır ilk kez büyük bir koalisyona davet etmek zorunda kalması.
Almanların ruh halinin aynası
Pek iç açıcı bir durum değil. Zira büyük bir koalisyonun, kilit önemdeki sosyal ve ekonomik reformlara yönelik politikalarda çok az ortak paydası var. Böyle bir bileşimin Almanya'nın yüksek işsizlik oranlarında ciddi bir düşüş sağlaması veya ülkeyi borç batağından çıkarması pek mümkün değil. Seçim sonucu Almanların ruh halinin de bir yansıma görünümünde: Reform gerekliliğini kabul ediyorlar, fakat ne kadar ileri gidileceği ve bedelini kimin ödeyeceği konusunda tam ortadan bölünmüş durumdalar.
Merkel için moral bozucu bir zafer söz konusu; zira mayısta mutlak favori olarak başladığı seçim kampanyasını, CDU/CSU'nun 2002'deki oy oranının bile aşağısında bitirdi. Merkel'in yeni seçilen parlamento toplandığında Almanya'nın ilk kadın başbakanı olma şansı hâlâ var, fakat seçim sonucundan dolayı partideki hasımlarından homurtular yükselecektir. CDU/CSU'nun kampanya sırasındaki gerilemesinin en büyük nedeni, Merkel ve mali danışmanı Paul Kirchhof'un vergi reformu önerileri konusundaki kafa karışıklıklarının, seçmenlerin de zihnini bulandırmasıydı.
Schöder ise, yeniden seçildiği 2002'deki gibi, müthiş bir kampanyacı olduğunu bir kez daha gösterdi; hem popülist bir tarz sergiledi, hem de rakiplerinin vergi politikasına dair gaflarını sonuna kadar kullandı. Sonuçta, mayıstaki erken seçim kararıyla oynadığı kumarı neredeyse kazandı. Neredeyse diyoruz, zira akıbeti henüz belli değil.
Büyük koalisyon fikri birçok Alman için o kadar da kötü değil. Geçen ay yapılan bir anket halkın üçte birinin bu fikri desteklediğini gösterdi, ki bu CDU/CSU veya SPD için oy kullananların oranına neredeyse denk. Fakat Almanya'nın, zaten yeterince freni ve dengeleri olan bir siyasi sistemin üzerine zorla dayatılmış bir konsensüse ihtiyacı yok. Alman Hıristiyan Demokratların, reform sürecini Sosyal Demokratlardan daha ileriye götürebileceği düşünülüyordu. Bu fırsat şu an için kaçmış görünüyor. (Başyazı, 19 Eylül 2005)