Savaş olasılığı güçlendi

İran'ın dini lideri Ayetullah Hameney bir keresinde şöyle demişti:
"İran'ın siyasi sistemindeki muhafazakârlar ile ılımlılar, bir kuşun iki kanadı gibidir.

İran'ın dini lideri Ayetullah Hameney bir keresinde şöyle demişti:
"İran'ın siyasi sistemindeki muhafazakârlar ile ılımlılar, bir kuşun iki kanadı gibidir. Her ikisi de yükseklerde olmak istiyorsa kuşa vurmak zorundadır."
Yıllardır İran'ı takip eden ve bu iki eğilimin kimi zaman işbirliği yaptığını, kimi zaman birbiriyle çarpıştığını gören dış gözlemcilerin çoğu, eskiden olsa bu sözleri fazla düşünmeden onaylardı. Ama bu görüş, sertlik yanlılarının artık İran'da yönetimin her alanında iktidarı ele geçirmesine yol açan seçim zaferlerinin ardından, artık geçerli değil.
Cumhurbaşkanı adaylarından Haşimi Rafsancani'nin yenilme nedeni reformculuğunun göstermelik olması değildi. Ama sert çizgidekiler ne onun gibi usta ve tecrübeli bir siyasetçiyle işbirliğini kaldırabildi, ne de onun Hamaney'e (bir nevi) rakip çıkması ihtimalini.
Seçim sonucuyla yasama, yürütme ve yargıda ve bunların başından beri kontrol etmiş olduğu denetim kurumları ve dairelerinde, sertlik yanlıları üste çıkacak. Bu durum gayet tabii tek bir reformcunun bile hayatta kalamayacağı veya iktidarın içinde bölünmeler olmayacağı anlamına gelmiyor; sonuçta İranlılar yine İranlı kalacak.
Kişisel hırslar bir yana, İran'ın çelişkileri öyle derin ki çatışmalar olması zaten kaçınılmaz. Ancak bunlar artık muhafazakârlar ile reformcular arasında değil, öyle görünüyor ki sertlik yanlıları ile daha da sertlik yanlıları arasında olacak.
İşlerin bu denli korkutucu hale gelmesinin sebebi tam da, İran'da iktidarı elinde tutan adamların çoğunun son derece ürkek kişiler olması. ABD'den korkuyorlar, Avrupa'ya kuşkuyla bakıyorlar, Ortadoğu'daki komşularına güvenmiyorlar. Kendi ülkelerindeyse, bir önceki başkan Muhammed Hatemi'nin gösterdiği görece açıklık demokrasisinin yarısına bile ulaşmaya hazır değiller. Bu da, kimilerinin beklediği gibi hemen büyük değişiklikler yaşanmasa da, hem İranlılar hem bizler için ciddi sonuçlar doğurabilir.
Hatemi devrimin demokratikleştirilebileceğini düşünüyordu veya öyle umuyordu. Yeni başkansa devrimin demokrasi getirmek amacıyla yapılmadığını söylüyor.
Humeyni devriminin vârisleri, demokrasi gelirse koltuklarından olacaklarını düşünmekte haklı. Her koşulda baskın çıkmaya kararlı olduklarını açıkça gösterdiler. Yeni başkan yolsuzlukla mücadele ve serveti daha adil dağıtma vaatleri nedeniyle ilk başlarda biraz destek alabilir, ancak bu dediklerini yerine getiremezse (ki muhtemelen getiremeyecektir), İran'da hükümet ile halk arasındaki siyasi bağ, inceldiği yerden kopabilir.
Devrim muhafızlarına, güvenlik kurumlarına, milislere, polise, istihbarat servislerine ve silahlı kuvvetlere dayanarak ayakta duran bir devlet, bu kurumlardakilerin, kamu görevlilerinin ve yargının sadakatini arkasına almış olduğundan, başkalarının muhalefetini bastıracak araçlara sahip. Ancak devlet böyle bir durumda halkın geri kalanının, en başta da eğitimli ve nitelikli sınıfların rızasını kaybedebilir. Bazı İranlıların öne sürdüğü gibi, ekonomik ve sosyal özgürlüklerin otoriter politikayla iç içe geçtiği bir Çin modelini düşünmek mümkün. Ancak İran'daki sertlik yanlılarının böylesine vasat bir dengeyi bile tutturup tutturamayacağı meçhul.
Sınavlardan biri de dış politikada, İranlılar nükleer meseleyi görüşmek için Avrupa Birliği ile müzakere masasına döndüğünde yaşanacak. Avrupa Birliği'nin muhatabı olan müzakerecilerin çoğu liberaldi. Bunlar değiştirilir veya sıkı bir brifingden geçirilirlerse, açık bir sinyal gönderilmiş olacak. Bunu yapmayabilirler de, zira İran sisteminde her şeye rağmen hâlâ biraz esneklik ve sağduyu kalmış durumda. Ama bu hafta sonundaki seçimlerle ABD ile er ya da geç çatışma olasılığının arttığı kesin. (Başyazı, 27 Haziran 2005)