'Şeytan'ın avukatı'yla hukuk, Bush, Bin Ladin

'Şeytan'ın avukatı'yla hukuk, Bush, Bin Ladin
'Şeytan'ın avukatı'yla hukuk, Bush, Bin Ladin

Ünlü bir ceza avukatıyken, 1970-1978 yıllarında ortadan kaybolan Verges, ?Neredeydiniz? sorusuna ?Cennetteydim? yanıtını veriyor.

Ünlü ceza avukatı Verges'le, 1985'ten beri ilk kez geldiği Türkiye'de konuştuk. 'Bush'u ancak suçunu kabul ederse savunurum' diyen Verges, Bin Ladin'i savunmaya hevesli: 'O dava Batı'nın Müslüman dünyayla çelişkileri barındırır'
Haber: CEYDA KARAN / Arşivi

İSTANBUL - O hep ‘Terörist, militan, anarşist, diktatör yahut toplum düşmanı’ addedilenleri savunageldi. 84 yıllık hayat serüveninde yolu kimlerle kesişmedi ki! ‘Cezayirli direnişçiler, FKÖ militanları, Baader Meinhoff, ünlü Nazi Klaus Barbie, Çakal Carlos, Sırp lideri Miloşeviç...” Aykırı kişiliklerin savunma hakkını temsil eden ‘Şeytan’ın avukatı’ lakaplı ünlü Fransız ceza avukatı Jacques Verges’ten söz ediyoruz. Bir grup hukukçu, gazeteci ve akademisyen olarak 1980’lerden beri Türkiye’ye ilk kez gelen Verges’le çarşamba akşamı birlikte olma fırsatı yakaladık. Ortaya dünyada adalet arayışı ve güncel olaylara dair derin bir sohbet çıktı. 

‘Japonların yapamadığı...’
Verges’in en temel ilkesi kim olursa olsun herkesin savunma hakkı bulunduğu. Onu aynı ilkeye inananlardan ayırt edense insanları ‘farklılıklarıyla’ savunabilmek. Buna ‘kopuş savunması’ deniliyor. Yani konjonktür icabı, verili hukuki koşullarda yargılanan birinin aslında tek şansı kendisini inkâr etmeyeceği bir savunma. Geçmişte ‘Hitler’i de savunmak istediğini’ söylemiş Verges, 11 Eylül’le dünyayı sarsan George W. Bush için şerh düşmüştü: “Onu bile savunurum. Fakat sadece suçunu baştan kabul ederse!” Biz de ünlü avukata ‘Kaide lider Bin Ladin’i savunur muydunuz’ diye soruyoruz. Yanıtı “Hiç savunmaz olur muydum!”. Verges için bunun çekiciliği şu: “Bir avukat herkesi savunabilmeli. Hele bir dava dünya hakkında bizi ne kadar aydınlatacaksa o daha iyi olur. Bin Ladin meselesi Batı’nın Müslüman dünyayla yaşadığı büyük çelişkileri barındırıyor. Bu çelişkinin kökenlerini görmek önemli. Sonra şu da olağanüstü. Amerika ilk kez Amerika’da saldırıya uğradı. Bin Ladin Japonların yapamadığını yaptı. Ve üstelik ilk kez toprak temelli olmayan bir örgütle karşı karşıyayız.”  
Verges, Irak’ta kurulan ABD destekli mahkemenin ipe yolladığı Saddam Hüseyin’i de savuncaktı, lâkin olmadı. “Tikrit’teki aşiretin 42 üyesi beni seçmişti. Ama ABD yandaşı Ürdün hükümetinin onur konuğu olan Saddam’ın kızı Ragad rıza vermedi. Aile bölündü. Ben de bu işe girmek istemedim” diyor Verges. Saddam’ın Iraklı avukatlarının ‘iyi iş çıkaramadığı’ fikrinde lakin ona göre asıl sorumlu mahkeme ve yargıcın yasadışılığı... Verges bugün sağlık sorunlarından mustarip Tarık Aziz’i savunmak istese de Irak’tan vize alamıyor. 

‘Gözü açık Themis ve Stendhal...’
Türkiye’deki  Ergenekon davasını hiç izlememiş Verges. Aslında Türk hukukuna biraz yabancı gibi. ‘Adaletin gözü kördür’ derler ya... Biz de Verges’e Ankara’da Anayasa Mahkemesi önüne konulan ve Adalet Tanrıçası Themis’in gözleri bağlı olmayan heykeli için ne düşündüğünü soruyoruz. Ancak ‘hukuki anlamda ateist’ olan Verges için heykelin gözü ha bağlı var, ha bağsız! Ünlü Fransız yazar Stendhal’in, konusunu yaşanmış bir davadan alan ‘Kırmızı ve Siyah’ eserinden yola çıkarak uzun bir hukuk felsefesi analiziyle yanıt veriyor. 1820’lerde orta yaşlı eski sevgilisini öldürdüğü için yargılanan papaz okulu öğrencisi, köylü kökenli Antoine Berthet, avukatı tarafından aşk ihaneti yaşamış zayıf bir kişilik olarak savunulmaya çalışılmışken; Stendhal’in karakteri Jullien Sorrel, yoksul fakat hırslı ve isyankâr bir kişilik olarak Paris Komünü’nün habercisi olmuştu. Peki hakikat hangisiydi? Verges’e göre ‘nihayetinde ikisinde de hakikate ulaşamıyoruz, Stendhal’in sanatıyla belki bir parça hakikate yaklaşıyoruz’: “Bir adamın hakikatini nasıl bileceğiz? Zanlıyı sadece avukatı, o da savunma hakkını yeterince sahiplenirse daha fazla tanıyabilir. Siz hiç hapishaneye gidip zanlıyla aşktan, müzikten konuşan yargıç gördünüz mü?” Velhasıl Verges’in ‘Mutlak hakikati bulma iddiasındaki modern hukuku dinamitlemeye mi çalışıyorsunuz’ sorusuna yanıtı tek kelimelik: “Deniyorum.”