Siyasetçi-halk uçurumu

Deniliyor ki Fransız halkının karşı çıktığı Avrupa Anayasası Fransız meclisine sunulsaydı oyların yüzde 90'nını alarak geçerdi. Bu durum Fransa'da AB süreci konusunda siyasetçilerle vatandaş arasındaki uçurumu gözler önüne sermekte.
Haber: ALİ İBRAHİM / Arşivi

Deniliyor ki Fransız halkının karşı çıktığı Avrupa Anayasası Fransız meclisine sunulsaydı oyların yüzde 90'nını alarak geçerdi. Bu durum Fransa'da AB süreci konusunda siyasetçilerle vatandaş arasındaki uçurumu gözler önüne sermekte. AB süreci darbe aldı. Yüzde 55 gibi bir oran, yani hiç de küçümsenemeyecek 10 puanlık bir fark var 'Hayır' ile 'Evet' arasında.
Sıradan bir Fransız seçmeninin anayasanın 400'ü aşan maddelerini tek tek, dikkatle okuduktan sonra oy kullandığı düşünmek zor. Bu yüzden oylama işsizlik ve sosyal politikalar nedeniyle halk desteğini kaybeden Fransız hükümetine karşı yapılmış olarak görülüyor. Ancak aynı zamanda Fransız seçmenin, ülkelerinin şu an 25 ülkeyi içeren ve yakında 27 ülkeye genişleyecek AB içindeki konumuna yönelik tereddütleri de yansıdı sandığa. Ayrıca sonuç, Fransızların Türkiye'ye AB kapısının açılmasından kaygı duyduklarını da gösteriyor.
Avrupa Komisyonu'nun anayasaya ilişkin referandumlar ile AB'nin genişleme süreci arasındaki bağlantıyı yalanlamasına ve referandumların süreceğini ifade etmesine rağmen Fransa'da alınan sonucun sürecin tamamı üzerindeki yansımalarını görmezden gelmek zor. Özellikle de Fransa'nın, Almanya ile birlikte ABD'ye denk olabilecek siyasi ve ekonomik bir Avrupa gücü oluşturma düşüncesinin temel itici gücü ülke olduğu ortadayken.
Fransız referandumunun yarattığı halihazırdaki Avrupa krizinden çıkarılacak esaslı ders, bu oylamanın siyasi kesimin istedikleri ile kamuoyunun tutumu arasındaki uçurumu gözler önüne sermesi. Zira uzmanlar Avrupa'nın stratejik çıkarının uzun vadede Avrupa inşası, AB kurumlarının takviyesi ve pazarların açılması eyleminin sürmesinde saklı olduğunun idrakindeler. Oysa seçmen yaşam biçimi, ekonomisi ve kültürü üzerinde kısa vadede sakınılması zor etkenlere bakıyor sadece.
Avrupa krizindeki sorun, uzmanların ve siyasilerin yeterli hazırlığı yapmaksızın normal vatandaşı şu an hazmetmesi zor süreçlere sokmaya çalışması. (Londra'da yayımlanan Şark ül Evsat gazetesi, 31 Mayıs 2005)