Siyasette süpermarket tarzı, gençlik ve seçim

Özellikle genç nesil seçmenler, güvendikleri süpermarketlerde yaptıkları gibi partiler hakkındaki öykülere ve deneyimlere önem veriyor.
Haber: YAVUZ ODABAŞI / Arşivi

12 Haziran’da yapılacak genel seçim için partiler adaylarını açıkladılar ve vaatler demeti biçiminde oluşturulan programlarını açıklamaya çalışıyorlar. Son çeyrek asırdır Batı demokrasilerinde görülen değişimler, seçimlerde süpermarket metaforu kullanılarak, kararların bu bağlamda verildiği biçimindeki açıklamalar ile sıkça dile getirilmektedir. ‘Yeni Kapitalizm’ toplumsal hayatı ve siyaset alanını yeniden, hızlı bir biçimde dönüştürüyor ve yeni dönem siyaseti buna göre oluşuyor. İngiltere’de yapılacak olan referandum ile en çok oyu alanların seçilmesi yerine “alternatif oy” ile seçmenlerin adayları sıralamaları olanaklı hale gelebilecek
olması bu konudaki yeni yaklaşımlardan biri. İdeolojilerin bittiği, “Ne sağ, ne sol kaldı” türündeki açıklamalar boşa söylenmiş siyasal öngörüler olmaktan çıkmaktadır ve yeni siyaset biçiminin gerçekleri olarak önümüze gelmektedir. Bu anlayış ve eğilim, siyasal partilerimizi de etkilemiştir. Partilerin politikaları, söylemleri ve kampanyaları, milletvekili adayları listesindeki değişimle birlikte bu yönde yürütülmektedir. Türkiyeli olmak ya da Türkiye ’nin renkli görünümünü geniş bir bakış açısıyla sunmak, temel hedef olarak belirleniyor. Bütüncül siyaset (holistik siyaset) olarak da bilinen, merkeze doğru kayan, değişik görüş ve eğilimlerin oluşturduğu kitlelere seslenip göz kırparak onların oylarına talip olan anlayış ile ideolojik netleştirme ve katılık kayboluyor. “Merkez sağın ve merkez solun toplumsal karşılığı kalmamıştır” inanışı, politikaları ve uygulamaları, herkesi kucaklayan, her kesime kendi diliyle yaklaşan, onlara hitap eden mesajlar üzerinde oluşturulmaya olanak sağlamaktadır.

Siyasal pragmatizm, eklektizm
Bir tür siyasal pragmatizm de denilebilecek bu yaklaşımda, tek boyutlu ve kesitli düşünme yaklaşımı. yerini çok parçalı, çok resimli ve çok bilinmeyenli bir bütüne bırakıyor. Süpermarketlerin dünyasında ve tüketici olarak yaşantımızdaki yerine baktığımızda, her birinin birer marka oluşturduğunu ve müşterilerin de süpermarket tercihlerinde kendiliğinden bir ‘sosyal kabile’ türü bir oluşum yarattığını söyleyebiliriz. Siyasal partilerin de taraftarları, sempatizanları ve seçmenleri benzer biçimde oluşur. Siyasal markalamada da aynen ticari markalamada olduğu gibi, güvene dayalı, tartışmasız ve sorgulamasız bir inanma olmasını ve seçmenin kendi yerine siyasal markayı düşünmesini sağlamaktadır.

Süpermarketlerde tek bir çatı altında ve uzmanlaşmış bina tasarımı içinde, ana ürün grupları olan gıda ve temizlik ürünlerinin yanında, olanaklar ölçüsünde oranları ve ağırlıkları değişen biçimde de olsa her şeyin bulunmasına ve satılmasına çalışılır. Paketlenmiş ve paketlenmemiş ürünler, başarılarına göre raflarda yer bulur ve başarısız olanlar yerine yenileri için raflarda yer açılır. Siyasal partiler de benzer şekilde günümüzde eklektik biçimde davranmakta ve kitle partisi olarak konumlandırma yapabilmek için her kesime hitap etmeye çalışmaktadır. CHP ; yelpaze genişletme stratejisi ile sosyal demokrat ana ürünü yanında biraz liberal sağdan, biraz muhafazakârlardan, biraz milliyetçilerden eklemeler yaparak listelerini oluşturdu. AKP de benzer ve süregelen çizgisiyle, farklı toplumsal ve siyasal kesimlere kucak açıyor. Ancak muhafazakâr, ılımlı İslamcılar ana çizgisinin yanına az sayıda sosyal demokrat, biraz milliyetçi, sınırlı sayıda liberal laikler ekleyerek listelerini ve politikalarını oluşturuyor. Bütün bunlar yan yana getirilerek farklı siyasal görüşler arasında bir uyum ve eşgüdüm sağlanmaya çalışılıp seçmenin beğenisine sunuluyor.

Tümünü seçmek zorunluluğu
Burada önemli bir sorun, seçmen olarak önümüze geliyor. Süpermarket markalarını önce seçiyoruz; ancak neleri, nereden, ne kadar alacağımıza da özgürce karar verip seçebiliyoruz ve bu seçim sık sık yapılan bir eylem halinde sürüyor. Siyasette, mevcut seçim sistemi, dört yılda bir yapılan seçimler seçmenin tercihlerini tam olarak yansıtmıyor ve geleceğe dönük beklentileri taşıyan adayları seçme ya da sıralama yapma olanağı yok. Beğensek de beğenmesek de hepsini aynı yerden almak zorundayız. Siyasi partiler bu çelişkiyi nasıl çözecektir? Etkili bir yaklaşım, süpermarketlerin ‘ramazan paketleri’ oluşturmadaki anlayış
ve uygulamaladır. Bu paketin içinde tüketicilerin / seçmenlerin nele-
re ihtiyacı olduğu iyice belirlenmiştir ve amaç, birçok ürünün bir araya getirilip bütün paketin tercih edilmesini sağlamaya çalışmaktır. Paketin içinde bulunmayan
çeşit olmasın diye uğraşılır, çalışılır. Böylece lider, aday ve parti markası kadar bunlarla bağlantılı ‘program çeşitliliği’nin de paketin içinde yer alması sağlanır.
Günümüzde, geleneksel sloganlara güvenmeyen, reklamlarda sunulanları görmezden gelmeye çalışan ve hatta metaforlarla düşünme ve iletişim biçimi oldukça gelişen, özellikle genç nesil seçmenler, güvendikleri süpermarketler gibi siyasal partiler hakkındaki öykülere ve deneyimlere önem vermektedir. Her siyasi partinin ve her adayın, söylenecek, dinlenecek bir öyküsü olmalı ve bu da iyi niyet ve işi iyi yapmanın yaratacağı güvene dayalı olmalı ki başarı gelebilsin. Sahicilik, hem hakikaten olmayı, hem de seçmen açısından iyi bir şeyin olmasını şart koşuyor.
(Prof. Dr. Yavuz Odabaşı; Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi) yodabasi@anadolu.edu.tr