Soğuk Savaş ikonu 'Kızıl Elvis' yâd ediliyor

Soğuk Savaş'ta Amerikan protest hareketine etkin katılan bir country şarkıcısı ve aktörken Doğu Alman bir kıza âşık olup Demirperde'ye göçen Dean Reed'in maceralı hayatı bir filmde dirildi.

BERLİN - Soğuk Savaş'ta Amerikan protest hareketine etkin katılan bir country şarkıcısı ve aktörken Doğu Alman bir kıza âşık olup Demirperde'ye göçen Dean Reed'in maceralı hayatı bir filmde dirildi. Genç kuşaklarca tanınmayan Reed, Soğuk Savaş ikonu olarak aldığı 'Kızıl Elvis' lakabıyla bir belgesele konu oldu. Aşk uğruna Western tarzını bırakıp Komünist hayata geçip gizemli bir şekilde ölen Kızıl Elvis'in yönetmen Leopold Grün'ün vizöründen yansıyan hayatı, Alman sinema seyircisinden büyük ilgi görüyor.
Allende sevgiyle anıyor
1960 ve 70'lerde Stetson marka kovboy şapkası altında mavi gri gözleri, çıkık elmacık kemikleri ve diş macunu reklamı gibi gülüşüyle genç kızların kalbini hoplatan Reed, Santiago'dan Sibirya'ya milyonlarca plak satarken, askeri rejimlere ve toplumsal adaletsizliğe karşı da bayrak açmıştı. Arjantin ve Şili'yi turlayan Reed, Latin Amerika'da Elvis Presley'den bile ünlüydü. Daha sonra ABD destekli darbeye kurban giden kıtanın ilk sosyalist devlet başkanı Salvador Allende'ye verdiği destek, belgeselde Allende'nin kızı Isabel tarafından sevgiyle anılıyor.
1971'de Doğu Almanya'nın Leipzig kentinde düzenlenen bir kısa film festivalinden gelen daveti kabul eden Reed'e burada bir genç kız yaklaşıp titrek İngilizcesiyle "Sen dünyadaki en yakışıklı adamsın" deyince hayatının yönü değişiyor. Bir yıl içinde Doğu Berlin'e taşınıp Almanca öğrenen Dean, kendisine hayran öğretmen Wiebke'yle evleniyor. Kariyerine ara verip kız çocuğuna babalık yapan Reed, yedi yıl sonra evliliğinin bitmesiyle işlerine yine sarılıyor. Belgeselde Wiebke'nin "Bana Doğu Alman bakış açısının ötesinde dışarıdaki büyük dünyayı gösterdi" diye andığı Dean, daha sonra Doğu Alman aktris Renate Blum'la evlenirken, ülkesine sırt çevirmiş çekici bir Amerikalı olması sebebiyle Komünist rejimin de dikkatini celbediyor elbette.
KP'nin 'poster çocuğu'
Belgeselde son Doğu Alman Komünist lider Egon Krenz, rejimin düzenlediği konserlerin vazgeçilmezi Deen'i Batı'nın yozlaşmışlığı ve Stalinist devletin muzafferliği konusunda poster çocuğu olarak nasıl kullandıklarını anlatıyor. Filistinli gerillalarla poz verip elde silah Lübnan tepelerinde dolaşan, merhum Filistin lideri Yaser Arafat'la dans ederken görülen 'Kızıl Elvis', 1986'da CBS'in '60 Dakika' programına çıkıp dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan'ı 'devlet teröristi' diye niteleyip Berlin Duvarı'nı savununca tüm Amerikalıları ayaklandırıyor. Hatta ölüm tehditleri alıyor.
Oysa asıl niyeti artık ABD'ye dönüp siyasete atılmaktır. Ama altı hafta sonra tam da hem yönetip hem oynayacağı 'Kanlı Yürek' filmine hazırlanırken Berlin'deki yüksekliği diz boyunu geçmeyen Zeuthener Gölü'nde cesedi bulunur. Komünist yetkililer önce 'Trajik kaza', sonra 'Depresyon sırasında intihar' der. Doğu Almanya'yı 18 yıl yönetmiş Erich Honecker'in yıllarca gizli tuttuğu intihar notunda Reed'in intihar kararını üçüncü eşine bağladığı belirtiliyor: "Ölüm bizi ayırana dek Renate'yle yaşamak istiyordum, ama o beni gün be gün öldürdü, benim sadece berbat bir şovmen olduğumu suratıma haykırıp durdu."
Stasi öldürdü
Renate'yle arkadaşları ise Doğu Alman gizli servisi Stasi'yi sorumlu tutuyor. Zira Deen'in Komünist yaşamdan uğradığı hayal kırıklığı ve ABD'ye dönme arzusu devlet için utanç kaynağıydı. Annesi ile eski eşi Wiebke ise nottaki yazının Reed'e ait olduğunu ve kişisel bilgiler içerdiğini söylüyor. Belgeselde arzı endam eden üç eş, metresleri, sanatçı arkadaşları, eski liderler, Kızıl Elvis'in hayat perspektifini aşıp bir döneme ışık tutuyor. Almanlar da kendilerini gölge gibi takip eden o dönemi böylesine renkli bir kişilikten yansımasıyla hatırlamaktan memnun.