Sonunda Denktaş haklı çıkmadı mı?

Birkaç gün önce dünyanın küçücük bir devleti, daha doğrusu 'devlet projesi' Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde küçücük bir gelişme yaşadı. Gelişme küçüktü ancak sonuçları büyük.
Haber: ADNAN HATİT / Arşivi

Birkaç gün önce dünyanın küçücük bir devleti, daha doğrusu 'devlet projesi' Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde küçücük bir gelişme yaşadı. Gelişme küçüktü ancak sonuçları büyük.
50 yılını Kıbrıslı Türklerin haklarını ve varlığını savunarak geçirmiş tarihi lider Denktaş'ın katılmadığı bir başkanlık seçimi yapıldı geçen pazar günü KKTC'de. Başkanlık için birçok aday yarıştı ancak beklendiği üzere seçimi Mehmet Ali Talat kazandı.
Talat son yıllarda görünür biçimde vitrine çıktı. CTP lideri ve başbakan olması bir yana öne çıkmasının başlıca nedeni, aleni (Avrupa-ABD) ve gizli (Türkiye ve özellikle AKP) dış destek almasıydı. Her iki desteğin kesişmesi, ilkesel olarak Avrupa-ABD ile Türkiye'nin çıkarlarının kesişmesinden kaynaklandı. AB, Kıbrıs'ı birleşmiş olarak üye yapmak, ABD de Büyük Ortadoğu projesinde Türkiye için öngördüğü rolün önündeki engellerden birini kaldırmak istiyor. Türkiye açısından ise Talat'ın öne çıkması, Avrupa tercihinin mutlu sona yaklaşması için iyi haber.
Fakat sürpriz, Kıbrıslı Türklerin Annan Planı'na evet demesine karşılık Rumların dörtte üçünün plana hayır demesiydi. Daha büyük sürpriz ise referandum öncesinde 'Evet' demeleri durumunda uluslararası tecridin kalkması, dünya başkentleriyle direkt hava uçuşlarının yapılması ve mali yardım verilmesi Kıbrıslı Türklere yönelik vaatlerin buharlaşmasıydı. Bu vaatlerle birlikte Rumlara yöneltilen 'Hayır oyu vermeleri durumunda AB'ye katılım engellenebilir' yollu tehditler de buharlaştı.
Bütün bunlar Batı medyasının çizdiği tablonun tersine Denktaş'ın haklı olduğunu gösterdi. Fakat ne Ankara'daki Erdoğan ne de Lefkoşa'daki Talat bu gerçeği itiraf etti. Bugün Talat, Denktaş'ın kurduğu ve bekası için mücadele ettiği cumhuriyetin başkanı. Uluslararası tanınma elde etmekten aciz olsa da.
Abbas başkanlığındaki Arafat devleti ile Talat başkanlığındaki Denktaş devleti arasındaki benzerlik gayet açık, ancak bir fark var. Arafat, uzlaşı için uygun Filistinli ortak olarak görülmemesi nedeniyle İsrail-ABD kararıyla vitrinden indirilmişti. Denktaş ise kendi kararıyla sahneden çekildi.
Başlangıçta Abbas İsrail tarafından da uygun lider olarak görülmüyordu. Şimdi aynı durum Talat için de geçerli. Zira Papadopulos Talat'la aynı masaya oturmaya yanaşmıyor. İsrail'de Abbas'ın başka bir Arafat olduğu çoktan konuşulmaya başladı. Acaba Talat da bir başka Denktaş olacak mı? Başkanlık makamından bakışı muhalefet lideriykenki bakışından farklı
olacak mı? (Lübnan gazetesi Liva, 25 Nisan 2005)