Spor birleştirici değil ayırıcı oldu

İstanbul'da Türkiye-İsviçre maçının yanı sıra çirkin sahneler de yaşandı ve şimdi karşılıklı daha çirkin ithamlar ve suçlamalar var.
Haber: HANSPETER SPÖRRİ / Arşivi

İstanbul'da Türkiye-İsviçre maçının yanı sıra çirkin sahneler de yaşandı ve şimdi karşılıklı daha çirkin ithamlar ve suçlamalar var. Kesin olarak bireysel olaylarda neler yaşandığı, kimlerin fiili müdahalelerde bulunduğu ve kimin kimi nasıl provoke ettiği açıklığa kavuşturulmalı.
Normal durumlarda futbol, halkları birleştirici bir spor. Ancak aynı zamanda milli önyargı, milli kibir, savaşçı tutkular gibi halkları ayıran duyguları da kışkırtıyor. İşte o zaman doğal olarak halkları birleştirici etki kayboluyor, futbol bir savaşa dönüşüyor.
Milli duygular konusuna medya da dahil. Onlar öfkeyi abartarak rakibi yönlendiriyorlar ve bundan da yarar sağlıyorlar. Eğer zararsız stadyum şovenizmi, nefret dolu milliyetçiliğe dönüşürse bundan onlar da sorumlu. Bu, Türkiye'de kısmen gerçekleşti. Türk milliyetçiliği aynı İsviçre'ninki gibi, bir ırka değil daha çok devlet fikirlerine dayanıyor. Milliyetçiliğin modern Türkiye'nin kurucularına yardımı oldu ve bugünün siyasetçilerine ekonomik, sosyal ve dini aykırılıkları uzlaştırmada yardım ediyor. Ancak milliyetçilik, demokratik Türkiye için, bugün soruna dönüşmedi.
Başarı sormaktan alıkoymamalı
İsviçre'de insan nispeten daha soğukkanlı. Ama milli takımımızın kıl payı ve şansla kazandığı başarı bizi, acaba İsviçreli futbolcular da gereksiz yere provokosyona mı geldiler, acaba İsviçre medyası da genellemelerinde fazlamı ileri gitti sorularını sormaktan alıkoymamalı. Bunu dürüst Türk taraftarlara borçluyuz. (İsviçre gazetesi, 18 Kasım 2005)