Şu Zarkavi ne adammış!

Anlaşılan o ki Ebu Musab el Zarka-vi'nin kadrosu, koskoca ABD Başkanı George W. Bush'un kadrosundan daha kalabalık. Baksanıza, Amerikan
yönetiminin, Irak'taki El Kaide liderinin yardımcılarından birinin
tutuklandığını veya öldürüldüğünü açıklamadığı tek bir hafta bile geçmiyor.

Anlaşılan o ki Ebu Musab el Zarka-vi'nin kadrosu, koskoca ABD Başkanı George W. Bush'un kadrosundan daha kalabalık. Baksanıza, Amerikan
yönetiminin, Irak'taki El Kaide liderinin yardımcılarından birinin
tutuklandığını veya öldürüldüğünü açıklamadığı tek bir hafta bile geçmiyor.
ABD Savunma Bakanlığı dün de, Zarkavi'nin yardımcısı olduğu sanılan, hem Ürdün hem de Amerikan vatandaşı birinin yakalandığını duyurdu. Açıklamaya göre söz konusu kişi tutuklandığı sırada meskeninde silahlar ve bomba üretim malzemeleri bulunmuş.
Hatırlanacak olursa Amerikan güçleri Zarkavi'yi yakalamak ve Irak direnişini sona erdirmek için Felluce kentini kuşatmış, evlatlarından binlercesini öldürmüş, tutuklamış ve kenti yerle bir ettikten
sonra geri çekilmişti. Fakat Amerikalılar her iki hedeflerinde başarısız oldu. Herkesin gördüğü gibi direniş tırmanarak sürmekte. Zarkavi dersenizi hâlâ canlı, Irak'ta cirit atıyor ve ülkenin dört bir yanında hareket halinde. Buna karşılık Irak'ta başbakanlık yapmış İyad Allavi El Hadra bölgesinden dışarı adım atamıyor.
Kimse kimseyi kandırmasın. Amerikalıların tutukladıkları ve öldürdükleri kişiler muhtemelen Zarkavi'nin yardımcıları değil, sadece direnişin saflarına katılmış sıradan insanlar. Hatta belki de direnişle doğrudan bağlantısı bile bulunmayan masumlar.
ABD yönetimi Irak'ı işgalinin ilk gününden itibaren Amerikan güçleri ve bu güçlerle işbirliği yapan Irak güvenlik organlarına yönelik saldırıları gerçekleştirenlerin genelde komşu ülkelerden, özellikle de Suriye'den gelen Araplar olduğu izlenimini vermeye çalıştı. Üstün bir titizlikle üzerinde önceden çalışılmış bu çabanın amacı, Irak halkının ülkesinin yabancı güçler tarafından işgaline olumlu baktığını, topraklarında bulunan Amerikan güçlerine kucak açtığını ortaya koymak. Bir diğer amaç da 'yeni
Irak'ı reddedip ülkenin tahrip edilmesine ve yeniden inşasının engellenmesine çalışanların ise Iraklı olmadığı mesajını vermek.
Gelgelelim bu çaba pratikte hiçbir sonuç vermiş değil. Tamamen başarısız. Ne de olsa yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Özellikle de Irak'ta. Zira Irak direnişi saflarındaki Arap savaşçılarının sayısının hayli sınırlı olduğu anlaşıldı. Amerikan açıklamaları, Felluce kentinde tutuklanan Arap savaşçıların sayısının, çoğunluğu Iraklı 1500 kişi arasında 25'i geçmediğini doğrulamak zorunda kalmıştı.
Ebu Musab el Zarkavi halen Irak'ta ve bir grup Arap savaşçıya komuta ediyor. Fakat direniş unsurlarının ezici çoğunluğu, işgale iman dolu göğüsleriyle karşı koyan ve sayıları 150 binin üzerindeki Amerikan işgal güçlerine karşı meşru bir silahlı mücadele yürüten Irak'ın evlatlarının ta kendisi. Irak'taki yabancı güçlerin ekseriyetinin kaçmasına sebebiyet veren ve Amerikan güçlerini uzun ve hayli maliyetli bu kanlı savaşta bitkin düşüren bu direnişten başka bir şey değil.
Öte yandan Amerikan yönetimi Irak'taki güçleri için ayda 5 milyar dolar harcamakta. Buna karşılık Amerikalı askerlerden onlarcasının ölmediği ve yaralanmadığı tek bir hafta geçmemekte.
Şayet direniş çevrelerinde El Hadra bölgesini nasıl bombalayacaklarını, araçları nasıl patlatıp Amerikan asker konvoylarına bu ölçüde
nasıl saldırıcaklarını bilen eğitimli unsurlar olmasaydı işgal bu kadar maliyetli olmazdı.
Dolayasıyla Amerikalı askeri sözcülerden veya Irak hükümeti yetkililerinden neredeyse her hafta duyduğumuz Zarkavi'nin yardımcılarından birinin tutuklandığı veya öldürüldüğü açıklamaları, Irak'ta olup bitenlerle ilgili gerçeklerin önce Irak kamuoyuna, ardından Arap ve dünya kamuoyuna ulaşmasını engelleme amaçlı saptırma ve karartma kampanyasının bir parçasından ibaret.
(Londra'da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, başyazı, 2 Nisan 2005)