Suriye boyun eğince

1998 yılının Eylül ayında Suriye, Türkiye'nin askeri müdahale tehdidini de kapsayan yoğun baskılara karşısında PKK liderini topraklarından çıkarmıştı.
Haber: YAKUP CABİR / Arşivi

1998 yılının Eylül ayında Suriye, Türkiye'nin askeri müdahale tehdidini de kapsayan yoğun baskılara karşısında PKK liderini topraklarından çıkarmıştı. Biz bu hadiseyi Suriye hükümetinin ulusal saygınlığından ödün vermemekle birlikte, fırtınalara boyun eğmek üzerine kurulu esnek bir tutum sergileme gücünün göstergesi olarak alıyoruz. Zira o vakitler, Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad, Suriye'nin iki cepheden gelecek tehditle tek başına mücadele edemeyeceği düşüncesindeydi ve Ankara ile ilişkileri iyileştirme yolunda Öcalan'ı kurban verdi.
Suriye Öcalan'ı kovmak ve istemediği askeri cepheleşmeye yol açacak sıkıntının kaynağından kurtulmakla yetinmemiş, Türkiye ile ilişkiler konusunu, çeşitli alanlarda ileri derecede işbirliğine kadar sürdürmüştü.
Aynı durum son günlerce ve aynı esnek tutumla bir kez daha tekrarlanmakta. Şam ABD ile ilişkilerinin gerilimin doruğunda olduğu bir zamanda Irak eski devlet başkanı Saddam Hüseyin'in üvey kardeşi Sebavi İbrahim Hasan El-Tikriti'yi Iraklı otoritelere teslim etti. Bu adımın önemini iyi anlamamız için Sebavi'nin aranan eski Iraklı yetkililer listesinde 36'ncı sırada yer aldığını hatırlatmalıyız. Sebavi Irak'ta Amerikan güçlerine karşı direniş eylemlerini organize etmekle suçlanıyor.
Suriye, terörist unsurlara sınırları aracılığıyla Irak'a sızmalarına imkân vermekle suçlandığından bu yana farklı yollarla bu suçlamayı bertaraf etmeye çalışmakta. İyi niyetini ispatlamak bağlamında ABD'ye teröristlerin geçişini engellemek için Suriye-Irak sınırının ortak Amerikan-Suriye çalışmasıyla kontrol edilmesini önerdi.
Zira Suriye yönetimi ABD ile çatışmak istemiyor ve Öcalan konusunda Türkiye'ye girdiği diyaloğa benzer esnek bir yolla, Amerikan suçlamalarını ve tehditlerini ele almak istemekte.
Suriye şu an güçlerini ve istihbarat organlarını Lübnan'dan çekmesi için ABD, Fransa ve Lübnan muhalefetinden sert baskılara maruz kalmakta. Suriye yönetimi süratle kendisinin bu baskılara direnemeyeceğini idrak etmeye başladı ve Beşar Esat'ın parlamentoda yaptığı konuşmada açıkladığı programa uygun olarak çekilmeye hazırlandı. Bu program Taif Anlaşması'yla uyuşuyor, 1559 sayılı kararda yer alan talebi karşılıyor ve çekilme sonrası Suriye'nin muhalefetin dikkate alması gerekli meşru ulusal ve ekonomik çıkarları varlığını sürdürüyor. En azından güneydeki İsrail belasına karşı bölünmeyi engelleme, Hıristiyanları koruma ve Lübnan direnişini güçlendirmeye dair bir Suriye rolünün olduğu biliniyor. Zira şayet Suriye olmasaydı Lübnan direnişi güneydeki İsrail işgaline karşı bu oranda başarılı bir karşı koyuş sergileyemezdi. Stratejik başarı ise, İsraillileri, askerlerinin direnişin darbelerinden korkarak fareler gibi kaçtığını her hatırladıklarında halen şaşkına çevirmekte.
Suriye, hesapları fırtınalara esnek tutumla karşılık verme esası üzerine kurulu olduğu için fırtına dinene kadar Lübnan'dan çekilme kararı aldı. (Ürdün gazetesi Düstur, 9 Mart 2005)