Suriye'de Esad'ı öldürme vakti

Haber: Reuven Merhav / Arşivi

ABD , uluslararası ilkeleri korumak ve kendi çıkarlarını savunmak için yabancı topraklara güç kullanarak ilk kez müdahale ettiğinden beri epey yol kat etti. 19’uncu yüzyıldaki ilk müdahaleyle başlayan güç yansıtma stratejisi, ülkeye 200 yıldır rehberlik ediyor. (…)
Eski imparatorlukların dağılmasının ardından birbirine teğellenen ‘yapay’ ülkeleri ıslah etmek için sihirli çözüm yok. Irak, Suriye ve öncesinde Yugoslavya gibi ülkelerin, bunları dışarıdan yaratan güçlerle içeriden destekleyen güçler zayıfladığında, var olma hakları kalmıyor.
Parçalanmalarının erken evreleri kana bulanıyor, yeniden tasarımlanmaları mecburen uzuyor ve hiçbir yabancı güç bu süreç üzerinde gerçekten etkide bulunamıyor. Yugoslavya’nın çoktan yedi parçaya ayrılması, Irak’ın üç parçaya bölünmekte olmasındaki gibi, görünen o ki, Suriye de nihayetinde üç ya da dört siyasi birime bölünecek: Çeşitli kombinasyonlar halinde Sünniler, Aleviler ve Kürtler.
Peki, ABD ile diğer Batı ülkelerine ve komşulara ne yapmak kalıyor? İlki, bu yapay yaratılmış ülkelerin parçalanmasıyla bağlantılı savaşların sınırötesine sızmamasını garantilemek. İkincisi, münasip önleyici adımların yardımıyla, parçalanan ülkelerde faaliyet gösteren şer güçlerinin kaos dönemi sırasında dünya düzenini sekteye uğratmamalarını garantilemek. Bu, kara kuvvetleri devreye sokulmadan, eldeki araçlar ve yakın uluslararası işbirliğiyle başarılabilir. Bazı durumlarda, Sırbistan ve Libya’da olduğu gibi, modern teknoloji donanımlı hava kuvvetlerinin akıllıca kullanımı gerekebilir.
Lakin, tüm bunlar yapıldıktan sonra, sıra Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad gibi –hepimizi kitle katliamının karanlık günlerine geri döndürme pahasına da olsa- iktidarda kalmak için elindeki her gücü kullanmaktan çekinmeyen yöneticilere gelince, cerrahi operasyon yapar gibi hareket etmeli ve hedef gözeterek öldürmeyi icra etmeli.
Adolf Hitler’e suikast girişimi başarılı olsaydı, Temmuz 1944 sonrası öldürülen yüz binlerce Yahudi hayatta kalırdı. İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesinden 70 yıl sonra, dünyanın, kendi halkını öldüren bir kitle katliamcısının mutlak hâkimiyetiyle uzlaşabilmesi akıl almaz bir şey.
Her kana susamış diktatör otokrat, hayatının güvende olmadığını bilmeli ve onun yerini almak isteyenler de yaşamlarının hep tehlikede olacağını bilmeli. Dolayısıyla şu an ihtiyaç olan, yıldırım çarpması gibi vurmak. Obama’nın liderliğindeki ABD’nin bunu becerme kapasitesi var.
*1988-1991 arası İsrail Dışişleri Müsteşarı, eski savunma ve istihbarat yetkilisi; 28 Ağustos 2013