Suriye'de reform zor iş

Konferans merkezinin önünde durmuş, Baas Partisi'nin siyasi reformları tartışmasını izlemek için içeri girmeye çabalıyorum. Nafile. Devletin yayın organı Syria Times'ın sabahki manşetinde 'Kongre açıklık ve...
Haber: David Ignatius / Arşivi

Konferans merkezinin önünde durmuş, Baas Partisi'nin siyasi reformları tartışmasını izlemek için içeri girmeye çabalıyorum. Nafile. Devletin yayın organı Syria Times'ın sabahki manşetinde 'Kongre açıklık ve şeffaflık içinde devam ediyor' diye bir iddia vardı ama gel gör ki beni içeri bırakacak kadar açılıp şeffaflaşamamışlar.
Sonunda bekçi "Üzgünüm" diyor, "Toplantı bugünlük bitti." Ardından bir dizi MercedesBenz limuzin gürültüyle yanımızdan geçmeye başlıyor. Bunlar kocaman, gösterişli sedanlar, Baas Partisi'nin saygıdeğer üyeleri yolda küçük insanlara bakmak zorunda kalmasın diye bir sürü perde çekilmiş. Arabaların oradan uzaklaşması bir beş dakikayı buluyor.
İşte Baas kongresinin gerçeği, esas itibarıyla bu. Suriye'de iktidar ve imtiyazları elinde tutanlar, rejim üzerindeki iç ve dış baskıları hafifletir ümidiyle reform tartışmaları yapmaktaydı. Birkaç üst düzey Baasçı bu hafta, söylendiğine göre gençlere yer açmak amacıyla istifa etti ve kongre bağımsız siyasi partilere izin veren tedbirleri onaylayarak, Suriye'nin içinde bulunduğu acil durumu rahatlatmaya ve basına daha fazla özgürlük sağlamaya çalıştı. Ama rejimin şu anda herhangi bir yönde kararlılıkla ilerlemesini beklemeyin. Bugünün Suriye'si statükocu bir ülke, değişim yanlısı değil.
Esad'ın Suriye'yi samimiyetle değiştirmek istediğini varsaysak bile, limuzinleriyle dolanan yüzlerce Baasçı, kendilerini Suriye'yi fakirleştirmek uğruna zengin etmiş güçlerinden vazgeçmeye hazır değil. Esad ihtiyatlı bir tavırla reform sözcüğünü telaffuz etti etmeye, ancak Baasçı emir erlerinin ve istihbarat şeflerinin gücünü kıracak sertliği veya siyasi iradeyi henüz göstermedi. Kimse Mercedes'inden olmamış.
Bindiğim taksinin şöförüne 'Amerikalıyım' deyince donuk gözlerle bana bakıp, kırık bir İngilizceyle dedi ki: "Baas Partisi kirli. Her şeyi kendileri yiyor." Bir yandan da elleriyle yiyecekleri kürekle ağzına tıkar gibi bir hareket yapıyor. Askerliğini Lübnan'da yapmış; Esad'ı sevdiğini, onun tam bir 'beyefendi' olduğunu söylüyor. Ama iktidar partisine gelince, "Suriye'de herkes onlardan nefret eder."
Hafta boyunca buna benzer sözler duydum. Bir polis devletinde olamayacak kadar açık bir toplum bu. Sosyal hayat ve siyasi tartışmalar, 'Muhaberat'tan uzakta gırla gidiyor. Evlerde, kahvelerde, işyerlerinde. Karanlıkta çıkıveren mantarlar gibiler. Rejimden hemen herkes nefret ediyor, Esad'sa iyi ama etkisiz biri olarak görülüyor. İnsanlar değişimi isteseler de, bununla birlikte gelebilecek kargaşadan korkuyor. Sırf bu yüzden, rejimi sevmeseler de ona karşı ayaklanma ihtimalleri düşük.
Ülkedeki reform savunucularından birini ziyarete gidiyorum. Parti kongresine gülüp geçiyor. "Esad reformcu filan değil, değişimi gerçekten isteseydi yıllar önce yapardı." Rejimin reform yapmazsa ayakta kalamayacağını iddia ediyor. Ama hemen ardından ortada 'gerçek bir muhalefet' olmadığını ve 'halkın çoğunun hâlâ Esad'a inandığını' da teslim ediyor.
Tanınmış ailelerden birine mensup bir Sünni, Esad'ın çelişkisini şöyle özetliyor: "Hem değişim istiyor, hem iktidarda kalmak." Bu hafta Şam'a karmaşık hisler hâkim. 'Neler olduğundan haberimiz yok,' diye yakınıyor ülkenin en önde gelen işadamlarından biri. Hükümetin üst düzey yetkilileri bile kongrenin ardından neyin geleceğinden emin değil. Özel sohbetlerde değişimin kademe kademe gelmesini umduklarını söylüyorlar, ama onlar da ne olacağını tam olarak bilmiyor. Bunlar piramidin en üstündeki kişiler. 20 yıl öncesinin Moskova'sında hissettiklerim geliyor aklıma; orada da rejim hem artık eskisi gibi süremiyor, hem değişemiyordu.
Birçok Suriyeli Esad'ı istihbarat servisi, büyük işadamları ve Baas Partisi'nden oluşan, kendisini çok yakından kuşatmış bir çemberin içinde hapis gibi görüyor. Çemberdekilerin çoğu ya Esad'ın akrabası, ya da babası Hafız 1970'te iktidara geldiğinden beri Suriye'yi yöneten Alevi mezhebinden kimseler. Esad'ı lider olarak gören bu kişiler, onun Alevilerin imtiyazlı statüsüne son vermesine seyirci kalmayacaktır.
Esad taraftarları reform sürecinin bu hafta başlamış olduğunu iddia ediyor. İlk adımlar henüz deneme niteliğinde olsa da, kongre reform sürecine bir yalanlar, kötü idare ve yolsuzluk silsilesini ortaya çıkarmakla başladı. Belki de Esad taraftarları haklıdır. Ama tam da bizim Missouri'nin düz siyasi mantığında dendiği gibi: İspat edin bana! (10 Haziran 2005)