Talat'ın lider gibi davranması gerek

Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk toplum liderliğine geldiği günden itibaren, Ankara'nın siyasi-askeri düzeniyle özdeşleştirildi. Bazı kişiler, 'eğer böyle olmasaydı, belki de Talat başka şekilde liderliğe gelemeyecekti' iddiasında bulunuyorlar.

Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk toplum liderliğine geldiği günden itibaren, Ankara'nın siyasi-askeri düzeniyle özdeşleştirildi. Bazı kişiler, 'eğer böyle olmasaydı, belki de Talat başka şekilde liderliğe gelemeyecekti' iddiasında bulunuyorlar. Çünkü, işgal bölgelerindeki 'kumandanın' Ankara'nın elinde olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Öte yandan Talat, işgal bölgelerinin askeri yönetimine ve Ankara'nın 'himayesine' karşı çıkma yönündeki zor yolu seçen Cumhuriyetçi Türk Partisi'nden gelmektedir.
Uzlaşma yolunu seçti
Ne yazık ki Talat, kişisel şöhreti için, uzlaşma yolunu seçti. Talat, Britanya Başbakan Yardımcısı'ndan, Britanya Kraliçesi ile görüşme ayarlamasını talep etme noktasına kadar vardı. Kıbrıs Türklerinin mücadeleci ve etkin solunun ilkelerinden saptı, CTP'nin, AKEL ile ortak işgal karşıtı mücadeleye ve Kıbrıs sorununun çözümlenmesiyle ilgili olarak her konudaki ortak ilke tezlerine ilişkin geleneksel mücadeleci politikasını terk etti. İletişim taktiklerine rağmen, Talat'ın bütün faaliyetleri, diyaloğun Annan Planı temelinde yeniden başlamasında ve üzerinde anlaşmaya varılmış bir çözümün bulunması amacıyla, iki taraf arasındaki kaygıların anlaşılmasında engel teşkil etmektedir. Talat'ın 'amacı', doğrudan ticari alışverişler ve sahte devletin yüceltilmesidir. Talat'ın, Türkiye'nin politikasından farklı bir politika izlediği yanılgısına kapılanlar, yalancı çıktılar.
İlerici Kıbrıslı Türkler, Talat'ın 'dönüş yapması' nedeniyle hayal kırıklığına uğradı. Erdoğan'ın yüzünde farklı, Avrupai bir Türkiye görenler de hayal kırıklığına uğradı. Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımayı reddederken, diğer yandan Yunanistan'ı 'casus belli' ile tehdit ediyor. Ayrıca Talat'ın, İngiltere Başbakanı ile, onu 'Cumhurbaşkanlığında' ziyaret etmemesi ve Kıbrıs'taki yasadışı Türk işgaline değinmesi konusunda rahatsızlık duyması sebebiyle görüşmeyi reddetmesi, Talat'ın siyasi 'dogmasını' göstermektedir.
Britanya'nın tutumu
Öte yandan, Britanya'nın Kıbrıs Cumhuriyeti karşısında tutum değiştirmesi konusunda rahat olmamalıyız. Britanya'dan bahsedildiği zaman, her zaman 'böl ve yönet' politikasını göz önünde bulundurmalıyız. Britanya'nın Kıbrıs karşısındaki tutumu, hem AB içinde, hem de Kıbrıs'tan Türk işgal ordusunun uzaklaştırılması, yasadışılığın kaldırılması ve yasallığın sağlanmasının hiçbir şekilde istenmediği BM'de sınandı.
Vatanımız aleyhindeki yayılmacı emperyalist uygulamaların 'karanlığı' içindeki tek umut, Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin ilerici ve sol güçlerinin gücüdür.
Sahte ve Amerikan esinli yeniden yaklaşımın mağduru olmayan, ancak bunu, yabancı askerler, emperyalist müdahaleler ve askeri üsler olmadan, vatanımızın yeniden birleşmesi amacıyla, işgal karşıtı mücadelemizi oluşturan unsur olarak kabul etmeye devam eden güçlerin... (Güney Kıbrıs gazetesi, 28 Ekim 2005)