Tanıma değil çözüm

Referandumdan bir buçuk yıl sonra, Cumhurbaşkanımızın acıklı ulusa sesleniş konuşmasıyla bize söz verdiği daha iyi günler gelmedi. Hatta kendisinin en fanatik destekçileri şunlardan kaygı duymakta...
Haber: Dionisos Dionisiu / Arşivi

Referandumdan bir buçuk yıl sonra, Cumhurbaşkanımızın acıklı ulusa sesleniş konuşmasıyla bize söz verdiği daha iyi günler gelmedi. Hatta kendisinin en fanatik destekçileri şunlardan kaygı duymakta:

  • Sahte devlet siyasi açıdan yücelirken, bizler sadece sahte devletin tamamen tanınmamasını savunuyoruz.
  • Sahte devletin ekonomisi, Kıbrıs Rum tarafının, ABD'nin ve Avrupa'nın enjeksiyonuyla güçleniyor. Bu da, göçmenlerin mallarının üzerine villalar, limanlar ve oteller yapılması anlamına gelmekte
  • Yerleşiklerin toplu akınıyla ve özgür bölgelerdeki düşük doğum oranına kıyasla sahte devletin nüfusu hızla artıyor ve bu, adanın nüfus verilerini alaşağı edebilir. Daha da önemlisi, eğer 10-15 yıl sonra bulunacaksa, çözümün dengelerini de bozacak.
    Newport'taki AB toplantısı sırasında, Kıbrıs hükümetinin, trajik çıkmazımızı fark ederek, Kıbrıs sorununun çözümü için son fırsatı yakalamaya çalışacağını beklerdik. Papadopulos ve kurmaylarından, Newport'a gidip, Kıbrıs sorununun çözümünü ivedi olarak ortaya koymalarını beklerdik. Ancak bir absürd tiyatro izliyoruz.
    Hükümetimizin, Türkiye ile ilişkilerinin normalleşmesi için yalvardığını, yani liman ve havaalanlarının ticaret için açılmasını istediğini gördük. Kısacası, Kıbrıs sorunu çözülmeden (bunu Türkiye istemediği için değil, biz istemediğimiz için), işgalci Türkiye ile siyasi, ekonomik ve toplumsal ilişkiler istiyoruz. Bu, açık biçimde kanıtlandı. Hükümetimiz, Kıbrıs sorununun özü konusunda tek bir kelime bile etmedi. İşgalci ile ilişkilerin normalleşmesi her şeyin üstünde! Hem de bu ülkede, kimlerin 'uzlaşmaya yatkın', kimlerin 'retçi' olduğunu soracak noktada!... Kısacası, referandumun sonucuna yapışıp kalmayalım... Hayır yanıtı ezici bir çoğunlukla elde edildi ve buna saygı duymaktan başka seçenek yoktur.
    Bugün asıl mesele, Cumhurbaşkanı'nın içinde bulunduğumuz durumu nasıl ele aldığı. (Rum gazetesi Politis, 4 Eylül 2005)