'Tavşanlığı bırakalım'

DİSİ'nin İstanbul ziyaretinde İstanbullu bir Rum bir hikâye anlatmıştı. Türkiye'nin Kıbrıs politikasını yorumlamak ve Kıbrıs Rum tarafının yanlışlarını göstermek için...
Haber: İONAS NİKOLAU / Arşivi

DİSİ'nin İstanbul ziyaretinde İstanbullu bir Rum bir hikâye anlatmıştı. Türkiye'nin Kıbrıs politikasını yorumlamak ve Kıbrıs Rum tarafının yanlışlarını göstermek için... Dedesinin kendisine söylediklerini hatırlayarak, masala şöyle başlamıştı: "Bir Türk, bir tavşanı nasıl yakalar?" Ve şu yanıtı vermişti: "Tüfek kullanmaz. Tuzak kurmaz. Onu ayakları ile avlar! Sürekli tavşanı takip eder. Tavşan korkarak kaçar ve gücünü kaybeder. Türk onun peşine düşer. Tavşan yorulur ve o zaman Türk onu kulaklarından yakalar..." Bu masal, Türk dış politikasına benzetiliyor. Ankara, sürekli ve tutarlı olma erdemi sergiliyor. Kıbrıs sorununda 50 yıldır bölünme için çalıştığı ortadadır. Son 31 yıldır, işgalin oldubittilerini kalıcılaştırmaya çalışıyor. Hedeflerinin 'çözümsüzlük çözümdür' politikasıyla başarıldığını biliyor. Türk Dışişleri ve generaller, statükonun muhafaza edilmesini istiyor. Mantıken biz, bu politikanın ortadan kalkmasını istemeliyiz, çünkü hedef ülkemizi yeniden birleştirmektir. Politikamız, tavşan rolü oynamaktan vazgeçmeli.
Gelişmelerin takipçisine dönüşmemiz, yeni felaketlere işaret ediyor. Sürekli avlanıp, tükeneceğiz. Hiçbirimiz, 'kulaklarımızdan' yakalanıp, Türk tenceresine girmeyi istemiyoruz.
(Güney Kıbrıs'ta yayımlanan Alithia gazetesi, 25 Mart 2005)