Terörle mücadelede ana strateji

Mao Zedung 'direniş hareketlerinin birincisinin askeri birliklere, ikincisinin halka, üçüncüsünün ise düşmana uygulanan politik eylemler olduğunu' söylemiş...
Haber: NEJAT ESLEN / Arşivi

Mao Zedung 'direniş hareketlerinin birincisinin askeri birliklere, ikincisinin halka, üçüncüsünün ise düşmana uygulanan politik eylemler olduğunu' söylemiş; 'direniş hareketlerinin temel sorunlarından birincisinin askeri güç içindeki subaylarla askerlerin ruhsal bütünleşmesinin, ikincisinin askeri güç ile halkın ruhsal bütünleşmesinin gerçekleştirilmesi ve sonuncusunun ise düşmanın bütünlüğünün yıkılması' olduğunu ifade etmiştir. Mao Zedung'un bu ifadesi tüm direnişçiler ve terörü bu amaçla kullananlar için geçerlidir ve genelde stratejileri de bu temel kurala dayandırılır.
Kişi değil yöntem
Terörle mücadelede ise teröristten çok onun stratejisinin etkisiz hale getirilmesi önem kazanır. Yani, terörist örgütün kendi içinde ve bölge halkı ile bütünleşmesi ve kendisine karşı mücadele edenlerin bütünleşmesini önleme gayretlerinin boşa çıkarılması önem taşır.
Terör insanların olduğu yerde gelişir; terörist ise şehirlerde ve kırsalda insanların olduğu yerde barınır ve onlardan aldığı destekle yaşamını sağlar ve kendisini güçlendirir. Bu nedenle de hem terör eylemlerini sürdürenler ve hem de terörle mücadele edenler için bölge halkı büyük önem kazanır. Terörle mücadelede sadece terör örgütünün aktif eylemcilerinin değil, bölge halkından eylemcileri destekleyenlerin, örgüte sempati duyanların, terörle mücadeleye aktif destek sağlamayanların, bölge halkının bütününün de hedef alınması gerekir. Bu nedenle de bölge halkının desteği, terörle mücadelenin ağırlık merkezini oluşturur. Terörle mücadelede teröriste karşı uygulanan askeri eylemlerin yanı sıra terör örgütünün lojistik ve eylemci toplama destek altyapısının, istihbarat sisteminin, propaganda etkinliğinin ve dış desteğinin de çökertilmesi gerekir. Bütün bu gayretler ise büyük ölçüde bölge halkının kazanılması ile ilgilidir ve bölge halkının kazanılması, terörle mücadele gayretlerinin büyük kısmını, askeri tedbirler ise önemli ancak küçük bölümünü oluşturur.
Askeri olmayan tedbirlerin önemi
Bölge halkının kazanılması ise askeri tedbirlerin yanı sıra sosyal, ekonomik ve psikolojik tedbirlerin planlanmasını ve uygulanmasını gerektirir. Bu nedenle de terörle mücadelede, askeri tedbirleri planlayan askeri stratejiyi de yönlendiren ve tüm ekonomik, sosyal ve psikolojik tedbirlerin uyum içinde planlanarak uygulanmasını sağlayan bir büyük strateji içinde bütünleşmesi de gerekir.
Yukarıdaki ifadelerin tümü PKK ile mücadele için de geçerli. Günümüzde PKK ile mücadeleden sanki sadece TSK sorumlu imiş gibi bir görüntü mevcuttur. Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un Başbakanlık bünyesinde bir koordinasyon biriminin kurulması ile ilgili teklifinin ise politik otorite tarafından kabul edilmediği öğrenilmiştir. Böyle bir teklifin politik otorite tarafından kabul edilmemesinden, PKK ile mücadeleye sadece askeri yöntemlerle devam edileceği, bölge halkına yönelik sosyal, ekonomik ve psikolojik tedbirlerin planlanmayacağı, planlansa bile bu tedbirlerin koordine edilmeden uygulanacağı anlamı çıkarılabilir. Bu yaklaşım ise terörle mücadelenin temel kurallarına aykırı düştüğü gibi bu gelişim, terörle mücadelede tedbirler bütünlüğünü bozduğu için Mao Zedung'un yazının başında yer verilen ifadesine göre PKK'nın hanesine önemli bir kazanç olarak geçme potansiyeli de taşımaktadır.
Bıçakla çorba içmek!
İngiliz T.E. Lawrence, 'direnişçilere karşı mücadelenin bıçakla çorba içmek kadar zahmetli olduğunu' söylemiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri PKK ile mücadelesinde bıçakla çorba içmeyi öğrenmiştir. Ancak, sadece silahlı kuvvetlerin gayretleri bu mücadele için yeterli değildir. Şimdi de politikacıların bıçakla çorba içmeyi öğrenmeleri gerekmektedir.

Nejat Eslen: Emekli tuğgeneral