Tesettürlülerin AB'ye gösterdiği

Kurallar, yeni din akımları, sosyal açılma sınırındaki kadın giysileri... Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girme müzakerelerine başlamasının iki ayını doldurduğu bir dönemde uzmanımız...
Haber: ANTONIO ELORZA / Arşivi

Kurallar, yeni din akımları, sosyal açılma sınırındaki kadın giysileri... Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girme müzakerelerine başlamasının iki ayını doldurduğu bir dönemde uzmanımız, geleneksellik ve modernlik arasında bocalayan bir ülkenin arzularını analiz ediyor. İstanbul'da gezdiğim cadde, siyah örtülere bürünmüş kadınlarla dolu. Laikler, onları 'böcek' olarak adlandırıyor. Yüksek semtlerin sokaklarından indikçe, panorama değişiyor. Fatih Camii'nin etrafında dolaşırken, başörtülü, etekleri topuklarında kadınlar sıkça görülüyor, ancak kadın olduklarını gizlemeye çalışmıyorlar. Makyajlılar, başlarını kısmi olarak geometrik şekilli canlı renkli başörtülerle örtüyorlar, tesettür denen hafif tunik kıyafetler giyiyorlar.
İslami modanın tekeli
İslami modanın tekeli, Fatih caddesinde gördüğüm Tekbir şirketinin, Benetton'un hemen yanındaki ana mağazası. Tekbir, orta sınıftan inananlar için giyim kuşamda başrolü oynadı. Tekbir stili, Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde, Kemal Atatürk'ün laik ve otoriter modernliğine karşı koymuş İslamcı bir burjuvanın amblemi. Turgut Özal'ın başbakanlığından ölümüne kadar olan tarihte, ekonomi mucizesi yaşandı. Aslında, ekonomik gelişme İslamcılığın terfisine yardımcı oluyordu. Bundan sonraki dönemlerde muhafazakârlar önemli gelişmeler kaydetti. Hatta, 1994-95 yıllarında Ankara ve İstanbul'un muhafazakâr belediye başkanlarının seçim zaferleri yaşandı. Şimdiki Başbakan Erdoğan, İstanbul'un belediye başkanlığını yaptı.
Modern ve eski bir arada
Modernlik ve eskilik, birlikteliklerini sürdürüyor. İslami işadamlarının çoğu Asya modelini benimsemelerine rağmen, Batı'ya destek vermeyi tercih ediyor; ancak Avrupa'ya katılımlarının reddedilmesinden korkuyorlar. Bir yandan Osmanlı geçmişi canlandırılmaya çalışılırken, diğer yandan modernlik istekleri kabul ediliyor. Hayatın düzenlerini altüst eden bir güvensizlik var. Şimdiki Başbakan Tayyip Erdoğan, "Yetenekli ve eğitimli kadınlar iş bulabilir. Unvanı olanlar, çalışmalı. Ancak diğerlerinin evde kalarak, en azından kendi kıyafetlerini kendilerinin dikmeye imkânı var" diye bir formül geliştiriyor.
Tesettürün görünen modernliği, sadece kadının Avrupa fikri karşısındaki bölünmüşlüğünü belirlemekle kalmıyor, aynı zamanda Türk kadınlarının çoğunun ikincil durumunu ve geriliğini de gösteriyor. Türkiye'deki dinin büyük ikilemi, İslam'ın kollara ayrılması. İran'dakiyle benzerlik gösteren Şiilik var. Buna Alevilik deniyor, yani Ali'nin takipçilerinin inancı. Bu inancın kurucusu Hacı Bektaşı Veli. Aleviler, 'Fanatik Sünni' denenler tarafından yıllarca ayrıma maruz kalmışlar ve halen de inançlarını, ibadetlerini saklıyorlar. (İspanyol El Mundo gazetesi, 27 Kasım 2005)