Tire şehri için bir vicdan aranıyor

Haber: MELTEM NİZAMOĞLU ÖZTÜRK / Arşivi

Bu yazı, bir gezi yazısı değildir. Bu yazı, bir kentin turistik tanıtım malzemesi hiç değildir. Okuyacağınız satırlar kendi memleketini, bir tarihçinin (1) kaleminden yıllar sonra öğrenen bir yurtseverin, yetkililere gönderdiği S.O.S. sinyalidir. ‘Tarihin nasıl ziyan edildiği üzerine bir tarih yazan’ memleketinin yazdıklarını silme girişimidir. Kendisini sadece ot yemekleriyle tanıyan günübirlik gezginleri şaşırtacak, tarihçilerin ezberini bozacak bir geçmişe sahip olan, Evliya Çelebi’nin ‘Taht-ı Kadim, Şehri Muazzamı’, Şerafeddin’in deyimiyle ‘Rum’un meşhur şehri’ Tire’nin, hal-i pürmelalinin ufak bir resmidir.
Fatih ’ten Kanuni’ye kadar sarayın en önemli hocalarını yetiştiren, İstanbul’dan sonra en fazla caminin bulunduğu bu şehir, bir zamanlar ‘ulemalar, külliyeler, medreseler’ şehriyken, şimdi çöplük olarak kullanılan paha biçilmez camileriyle, konut olarak kullanılan tekkeleriy-le, sekiz asırlık kitabelerin dolgu taşı yapıldığı şehir mezarlık kapısıyla, vicdanımızla yüzleşmemiz için bizlere ‘ayna oluyor’. Dünyalık peşinde koşmaktan unuttuğumuz değerlerimiz, kültürümüz, tarihimiz üzerinden, bizleri başka türlü eğitmeye devam ediyor. 

İşte tarihi gündem
Tire, tarihinin, özellikle dini mekânlarda kendini hissettiren acil ihtiyaçlarına dikkat çekmek için yazdığım ve dindarların okuduğunu sandığım iki gazeteye yolladığım yazılardan biri, ‘gündemin konseptine uymadığı’ gerekçesiyle, diğeri de ‘gündemin yoğunluğu’ nedeniyle geri çevrilince, aşağıdaki cümleler patladı içimden.
İnsanları can sıkıntısından kurtardığı için toplumsal gündemler daima ilgi çeker ve topluma gerçek sorumluluklarını unutturur. Ama kendimize geldiğimizde bize ait yükümlülüklerin gecikme cezasını ödemeye başlarız. Konu tarih olduğunda, zarar gören sadece eserlerimiz değil, ulusal kimliğimiz, aidiyet duygumuzdur aslında. Söz konusu eserler, bir dinin kutsal mekânları olduğundaysa, oturup daha da derin düşünmek gerekir.
Dini duygularınız güçlüyse bilirsiniz, ibadeti ertelemek için çok az şey bahane olabilir. Beş vakit namazı vaktinde kılmanız, orucu ramazan ayında tutmanız, haccı hac mevsiminde yapmanız gerekir. Allah’a dönüp “Ya Rab, bekle bir gündem değişsin” diyemezsiniz. İbadet öyle bir duygudur ki Allah’la aranıza gündem mi girebilir? Gündem değişip kendimize geldiğimizde, o eserlerin üzerinde yükselen ‘TOKİ’ binalarını seyrederken geçmişi istesek de geri getiremeyiz. Çöplük haline gelen paha biçilmez camilere sırtını dönüp, klimalı camilerde yapılan ibadetin kıymetini de ayrıca düşünmek gerekir.
(1) Tire tarihi üzerine,resmi arşivlere dayanarak 27 kitap yazan bir tarih araştırmacısı ve bir Tireli olan Munis Armağan’dan söz edilmekte.
(Yrd. Doç. Dr.; İzmir Üniversitesi, Tire Tarihini Koruma Komisyonu Başkanı)


    ETİKETLER:

    İzmir

    ,

    Ramazan

    ,

    S.O.S.

    ,

    kitap

    ,

    Fatih

    ,

    Armağan

    ,

    Konut

    ,

    Tarih