Türkiye, 2005 yılında çok farklı olacak

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Türkiye pek ortalıkta görünmedi. Avrupa'dan ayrılmış, Ortadoğu bölgesinden el etek çekmişti. Sovyetler Birliği yörüngesindeki Asyalı komşularıyla hiç maceraya girmedi Ankara.
Haber: SEMİR ATALLAH / Arşivi

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Türkiye pek ortalıkta görünmedi. Avrupa'dan ayrılmış, Ortadoğu bölgesinden el etek çekmişti. Sovyetler Birliği yörüngesindeki Asyalı komşularıyla hiç maceraya girmedi Ankara. Sadece ABD ile askeri, siyasi ve ekonomik pakt kurdu ve işi bitirip köşesine çekildi.
Sonra Sovyetler Birliği merkezli sistem çöktü. Bu gelişmenin hemen ardından Türkiye Asyalı etnik köklerini, coğrafi, dini ve siyasi köklerini hatırladı. Derken 1991 yılındaki Kuveyt Savaşı sonrası Irak'ın kuzeyi düştü ve Türkiye Erbil merkezli Kürt bölgesinde uygulanmaya başlayan özerk yönetim nedeniyle kendi etnik çürümesini hatırladı. Ankara aynı dönemde, İsrail dışında Ortadoğu'daki ülkelerden hiçbiriyle iyi ilişkiler kuramadığını gördü. Ardından İstanbul Boğazı aracılığıyla imkânlarla dolu mutlu ve zengin bir Avrupa'yı fark etti Türkiye ve oturup 'Niçin eski düşmanla yeni ortaklık kurmayayım' diye düşünmeye başladı.
Niçin peki? Çünkü Türk siyasi bileşeni içindeki temel engel, Necmettin Erbakan liderliğindeki İslamcılardı.
Yıllar boyunca Süleyman Demirel'le birlikte olan Atatürkçüler ve Ecevit'in solcuları ABD'yle kurulmuş koalisyona hep bağlı kaldı.
Bu yüzden Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidara gelişi bütün açılardan temel kırılma noktası oldu: Erdoğan Irak'ta Amerikalılara katılmaktan imtina
etti. İsrail'le ilişkisinin dozunu düşürüp Suriye ile yakın ilişkiler kurmaya koyuldu. Ardından da bütün gücüyle Avrupalı komşularına yöneldi ve AB'ye tam üyelikten aşağısını istemedi.
Erdoğan hiç yabancı dil bilmiyor ve dışarıda özellikle de Almanya'da eğitimlerini tamamlayan Erbakan ve Mesut Yılmaz gibi seleflerinin aksine dışarıya çıkmamış bir isim.
Görünen o ki içinde bulunduğumuz 2005 yılı, ekonomisini gözle görülür bir biçimde ilerleten Türkiye'nin yılı olacak. Yatırımlar artıyor. Borsası gelişiyor.
Türkiye kendisini yıllardan beri ilk defa dev ekonomilere doğru yürümeye başlayan Asya'nın iki devi Hindistan ve Çin hattında bulacak. Hint Okyanusu bölgesini vuran korkunç felakete rağmen Asya geleceğin ekonomik pazarı: Japonya, Güney Kore, Singapur ve şimdi Çin ve Hindistan.
Sadece bu iki ülkede 2,5 milyar nüfusluk bir pazar söz konusu. Bu şaşırtıcı gelişme hiç koşku yok ki Birleşmiş Milletler'in şeklini ve bileşimini, Güvenlik Konseyi'nin iskeletini değiştirecek. Önümüzdeki dönemde Amerikan askeri gücünün uzun yıllar üstünlüğünü sürdürecek olmasına rağmen hep birlikte dünyanın yeni haritasının, siyaset ve ekonomide yeniden çizilmesine sahne olacağız. Zira beğensek de beğenmesek de ABD, askeri gücüyle dünyadaki bütün diğer dengelerin üstünde yer almakta.
Halihazırda Türkiye'nin komşularıyla hiçbir anlaşmazlığı bulunmamakta. Yıllardır ilk defa gerçekleşiyor bu durum. İlk defa ABD politikaları ve planları içinde yer almıyor Türkiye. Recep Tayip Erdoğan sürekli pusudaki askeri kurumu kışkırtmamaya özen gösteren, soğukkanlı bir denge politikası izledi. İran'la bile siyasi hassasiyetler söz konusu değil artık. Doğrusu daha önce alışık olmadığımız bir Türkiye bu.
(Londra'da Arapça yayımlanan Şark ül Evsat gazetesi, 2 Ocak 2005)