Türkiye hazır değil

İki ciddi olay, hatta Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'la bağlantılı olan iki olay, komşumuz ülkenin AB yolundan ne kadar uzak olduğunu gösteriyor.

İki ciddi olay, hatta Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'la bağlantılı olan iki olay, komşumuz ülkenin AB yolundan ne kadar uzak olduğunu gösteriyor. Danimarka'da olan birinci olayda, Türk Başbakan'ın kendisi başrolde. Kopenhag'da Danimarka Başbakanı Anders Fog Rasmussen ile ortak basın toplantısı yapacaktı. Erdoğan Danimarkalı mevkidaşından, Kürt televizyon kanalının muhabirlerinin salondan çıkmasını talep etti. Rasmussen mantıksız talebi yerine getirmeyi reddetti ve Erdoğan ortak basın toplantısını terk etti ve ayrıldı.
Danmimarka Başbakanı, Erdoğan'ın bulunmamasına ilişkin gerçeği açıkladıktan sonra açıklamayı tek başına yaptı ve 'Bu tavrın, Türkiye'nin AB'ye katılmaya hazır olmadığını kanıtladığını' vurguladı.
Türk Başbakan, Ankara'ya dönüşünde bu yoruma cevap vererek, 'Biz milli çıkarlarımızı savunacağız. Bunun karşılığında vereceğimiz bir bedel varsa, bunu kolaylıkla ödeyeceğiz' dedi. Bedel yok, ne de 'kolaylıklar' yapılıyor; Türkiye'ye karşı tavizler ve AB temel prensiplerinden geri adımlar atılmıyor.
Türkiye ya uyacak veya uymayacak, uymadığı zaman da Avrupa kapılarının açılmasını beklemeyecek. Ancak, Erdoğan 'olumlu' tutumundan dolayı Türk Genelkurmay Başkanı'nın memnuniyetini kazandı.
İki profesörün durumu
Ankara Başsavcısı da, Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu üyesi iki profesör hakkında dava açmakla (bu ikinci olaydır) 'olumlu' tavır takındı. İki profesör, kurul Başkanı İbrahim Kaboğlu ve Azınlık Konuları Alt Komisyon Başkanı Baskın Oran, azınlıklar hakkındaki raporlarının 'Türkiye'nin bölünmesini öngören Sevr Anlaşması'yla özdeşleştiği' iddiasıyla suçlanıyorlar. Savcı bir buçuk
ile beş yıl arasında hapis talep ediyor. Herhalde iki profesör, 'milli çıkarları' savunmaları gerektiğini anlamadılar ve raporlarında, Türkiye'de azınlık haklarının ihlal edildiğini yazdılar ki bu da savcıya göre 'kin ve düşmanlık' yaratıyor. İddianameyle AB komisyonlarının ve uluslararası kuruluşların belirledikleri, Türkiye'de insan hakları ihlaline ilişkin gerçekler gizlenebilecek mi? (Yunan gazetesi Elefterotipia, başyazı, 16 Kasım 2005)