Türkiye önemli bir aktör oluyor

Ankara, AB'ye katılma yönünde zorlu bir raundu aştıktan sonra bölgesel ve uluslararası sahada yeni rolünü çizmeyi sürdürüyor. Görünen o ki bu yeni rol, 1920'lerde Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin üstlendiği rolden büyük ölçüde farklı.
Haber: BESSAM DAWU / Arşivi

Ankara, AB'ye katılma yönünde zorlu bir raundu aştıktan sonra bölgesel ve uluslararası sahada yeni rolünü çizmeyi sürdürüyor. Görünen o ki bu yeni rol, 1920'lerde Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin üstlendiği rolden büyük ölçüde farklı. Bu nedenle yaşanan durum yeniden kuruluş nitelemesini hak ediyor. Çünkü geçmişte Türkiye Doğu coğrafyasında olmasına rağmen siyasi olarak Doğu'dan çıkmış, ekonomik ve askeri olarak Batı'ya kaymıştı. Bugün ise Türkiye tekrar Doğu'ya dönüyor, ancak bu kez Avrupa'ya doğru yol alan Müslüman Türkiye'ye uygun Doğu-Batı denklemini dokuyabilmek için.
Müslüman Türkiye, çıkarını Doğulu köklerini inkâr etmemekte görüyor. Belki de AKP'nin içerideki ve dışarıdaki başarısının arkasında duran gerçek, bu türden bir dengenin ortaya konmasıdır. Bu denge Türkiye'ye Ortadoğu'nun geleceğinde etkin bir rol hazırlayacaktır.
Çok kısa bir süre önce bu denklemin pratik uygulamalarına şahit olduk. Zira Başbakan Tayyip Erdoğan, Şam'ı ziyaret ederek ekonomik anlaşmalar imzaladı ve Başkan Beşar Esad'la bölgedeki uzlaşı çabalarının
önemi üzerinde durdu. Ardından Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ü İsrail'de aynı tutumu pekiştirirken gördük.
İki ziyaretin Türkiye açısından stratejik olarak bir anlamı var: Her iki ziyaret de olası bir uzlaşının iki önemli aktörü olan Suriye ve İsrail'e gerçekleştirildi. Bu stratejik adımların anlamı ise gayet açık: Türkiye, gelecekte çözüm üretme noktasında sadece katkı sağlayan değil aynı zamanda dengeli bir role sahip olmak niyetinde. Kendisi ile Şam arasında ilişkilerin olumlu gelişmesi bu yolda atılan bir adım. İsrail'le ilişkilerin korunması da benzer bir adım.
Ankara son dönemlerde Erdoğan'ın ağzından Filistin halkına yönelik İsrail politikalarına -Şaron politikalarına değil sadece- eleştiriler yöneltmişti. Türkiye'nin çözüm çalışmaları düzeyinde ne yapacağına dair bir hükme varmak için vakit henüz erken, ancak ılımlı Türkiye'nin bu rolü sürdürmeye gücü var. Türkiye bu gücü Washington ve AB ülkelerinin yanı sıra Suriye, Filistin ve İsrail'le kurduğu dengeli ilişkilerden alıyor. (Katar'da yayımlanan El Vatan gazetesi, 6 Ocak 2005)