Türkiye üzerinde AB'nin etkisi

Türkiye'nin açıklamayı pek sevdiği bazı sayılar var. Örneğin Avrupa'nın başka hiçbir yerinde Türkiye'deki kadar çok televizyon üretilmediği gibi. Ankara bir başka istatistik ile pek o kadar gurur duyamıyor.
Haber: CHRISTIAN BÖHMER / Arşivi
SIMON KRAVAGNA / Arşivi

Türkiye'nin açıklamayı pek sevdiği bazı sayılar var. Örneğin Avrupa'nın başka hiçbir yerinde Türkiye'deki kadar çok televizyon üretilmediği gibi. Ankara bir başka istatistik ile pek o kadar gurur duyamıyor. Türk sığınmacılar Avusturya'ya sığınma talebinde bulunanlar arasında dördüncü sırayı alıyor. Bu yılın ocak ayından ekim ayına kadar 800 Türk vatandaşı Avusturya'ya sığınma talebinde bulundu. Hem de AB'nin Türkiye ile giriş müzakerelerine başlamasına rağmen. Kürt çatı örgütü Feykom'dan Kürt kökenli Avusturya vatandaşı Ali Can, "Bu beni şaşırtmıyor. Bu konudaki değişiklikler kâğıtta kaldı. Kürt sorunu hâlâ çözüme kavuşturulmuş değil" diyor.
Kötü muamele
Ekonomik nedenlerden iltica edenlerin yanı sıra özellikle Kürtler sığınma talebinde bulunuyor. Örneğin Turan H. gibi. Turan, yasaklı Kürt örgütü PKK'nın (AB tarafından da terörist olarak sınıflandırılıyor) üyelerine ev buluyormuş. 'Darda Kalanlara İltica' örgütünden Michael Genner, 'polisin, sorgulaması sırasında Turan'a kötü muamele ettiğini' söylüyor. Nitekim insan hakları örgütleri, göstericilerin, sendikacıların, öğrencilerin, gazetecilerin ve yazarların da polisin baskısına maruz kaldığını belirtiyor.
AB Komisyonu son İlerleme Raporu'nda, Türkiye'den işkence ve kötü muamele vakalarını daha 'enerjik' bir şekilde takip etmesini istedi. Türkiye'nin Viyana Büyükelçisi Ahmet Mithat Balkan bu konuda "Devrim niteliğinde yasal değişiklikler yaptık" diyor.
Avusturya'daki resmi makamlar durumda bir düzelme tespit ediyor. Birincisi sığınma başvurularının sayısı bir önceki yılın ocak-ekim döneminde 938 iken, bu yıl 880'e düştü. İkincisi olumlu sonuçlanan sığınma başvurularının sayısı 15'ten 10'a düştü. 2004 yılında 86 Türk Avusturya'ya sığınma hakkı kazandı. 2005'te bu sayı 58 oldu. İnsan hakları savunucuları, AB'den daha çok bastırmasını istemelerine rağmen, hepsi Türkiye'nin AB'ye katılımından yana çıkıyor. Can, "AB olmasaydı, durum daha da kötü olurdu" diyor. İnsan haklarının böylesine ihlal edilmesi katılıma karşı bir argüman oluşturmuyor mu? Genner, "Hayır, ama bu yol çok uzun bir yol" diyor ve Türkiye'deki durum çok daha trajik bir boyutta olmasına rağmen, Avusturya'da da kötü muamele vakalarına rastlanıldığına işaret ediyor.
Ekonomik mülteci
Türkiye'nin Viyana Büyükelçisi Ahmet Mithat Balkan, Türk sığınmacıların sayısını öncelikle 2001-2004 yılları arasındaki ekonomik krize bağlıyor ve "Bunların büyük bir kısmı ekonomik mülteci" diyor. Balkan, 'Türkiye'de işkence var mı' sorusuna, "Son yıllarda yargı alanında devrim niteliğinde reformlar gerçekleştirdik. İşkenceye kesinlikle karşı çıkılıyor. Hapishanelerimiz herkese açık, gizleyecek bir şeyimiz yok" şeklinde cevap veriyor. Balkan insan haklarının olsa olsa yasalara karşı ve münferit olarak ihlal edildiğini belirtiyor ve 'sorumluların mahkemeye çıkarıldığına' işaret ediyor. Eğitim konusunda işbirliği yapıldığını da belirten büyükelçi, 'daha geçen hafta 20 güvenlik görevlisinin fikir alışverişinde bulunmak üzere Avusturya'ya gelmiş olduğunu' ifade ediyor. (Avusturya gazetesi, 17 Kasım 2005)